Yükleniyor…

Pilim hala dolmadı, yükleniyor… Buna da şükür yahu… Son beş aydır şarjım %0,0000001 idi. Ha şuan %1 ama olsun, değişim fena. Umarım atılmadan bitiririm… Şuraya da küçük bir not bırakayım:

“Sevgili Tez,

Aramız artık limoni değil. çünkü artık bir aramız yok. Öyle uzağız ki birbirimize… Ve senden uzak kalmak iyi geldi. Hani senden ayrılmaya karar verdiğim o an var ya, o an işte, seni en çok sevdiğim andı 😀 Çünkü rahatlamıştım. Ha şimdi yine nefret ediyorum senden, nikah şahidimizden de. Olsun, çocuğumuz için (tez için yazılmış o 19 sayfa için) katlanacağım sana. Ama çocuğa hissettirme ha aramızdaki sevgisizliği. Çocuuun psikolojisi bozulur başımıza bela olur.

Öptüm, görüşürüz.”

~ Dyg ~

Reklamlar

Eften Püften? Mi Acaba? :)

Dünden önceki gece bir şarkıya sardım durdum: ZaZ’ın “T’Attends”i.

Sonra, Deliliğe Övgü’ye döndüm durdum. Erasmus’un  deliliği ve delilerine 🙂

Sonra efem, bu da bitmedi bu da yetmedi beni sakinleştirmeye veee kendime hedefler belirledim – ki onları halletmeye çalışırken beynim bir uzaklaşsın eften püften meselelerden 🙂 Hedefler için ekran yapışkanlı notlarını kullandım ve sonuç şu oldu:Hımm.. O notlar da güdüleyemedi beni. Tez için kaynakları çıkarttım önüme. Artık başla dedim BAŞLA 🙂 Ama yokkk, olmuyor… Alışmadık bünyede tez durmuyor efem 🙂Baktım hala olmuyor; sinemaya gideyim dedim. Hakaret filmine bilet aldım. Aldıktan sonra şunu fark ettim: eften püften meselelere çok uyan bir film adı olmuş 🙂

Film yarım saat sonra başlayacak. Tabi film başlayana kadar son üç saatimi Erasmus’un “Deliliğe Övgü”sünü okuyarak geçirdim. Bitti. Kitap bitti Yüca NaN 🙂 Sonuç? Hava Durumu: Şimşekli ve Sağanak Yağışa Hazır Kapalı 🙂 Şimdi gidip havayı tınlamayıp filme seyreyleyelim 🙂

~ Dyg ~

 

önce vazgeçtim sonra pişman oldum :)

sabah 06.06’da tren biletimi açığa çevirdim netten. çünkü ödevimi yapmamıştım 🙂 ortaokulda lisede yapmadığım davranışları yapıyorum lu yaşımda :)) neyse, sonra pişman oldum 🙂 tekrar bilet aldım az önce, birazdan da gara gitmek üzere evden çıkacağım 🙂 yolda çalışmaya çalışacağım. yetiştiremezsem okula gitmeyeceğim, Ankara’yı gezeceğim 🙂 bu arada tez önerimi 02 şubata kadar vermem gerekiyormuş!!! evet, evet… tembelim… biliyorum… neyse, azıcık da neşelenelim:

İçim pır pır… ya yetiştiremezsem!!! oyh!! öküzler oturuyor içime!!! aferin bana!! aferin kızıma!!! neyse… sakinnn… su akar yolunu bulur… hiç olmadı, öküz gibi çalışırım sabaha kadar… işte budur!!!

~ Dyg ~

Sakinlik

En son yazıya cevap olsun bu: Danışmanım yöntem kısmını çok ayrıntılı buldu. Yeniden düzenlememi istedi. Bir de artık “tez klasörü” açtı banaaaa 🙂 Artık ciddiye aldı beniiii 🙂 Gerçi bir sürü de olumsuzluk yaşadık ama onları burada ele almayacağım; yaşanan “olumlu şeylere” ve “yaşanması ihtimal olumsuz şeylere” odaklanmaya karar verdim.

Gelelim bu haftaki hava durumuma…

Bu aralar çok gergin ve sinirliyim… Sebebi her zamanki sebep… Neyse… Sanırım tezin stresinin de bunda büyük etkisi var. Daha doğrusu akademisyen olamama korkusu.

Şuan saat 07.25. Az önce çıktım banyodan… 25 dakika keyif yaptım… Gerginliğim biraz azaldı. Gerginliğiniz azalsın diye sizler ne yapıyorsunuz? Öneri varsa alta yazın olur mu?

Birazdan hazırlanıp işe gitmek için evden çıkacağım. Akşam üzeri de Eskişehir yolcusuyum. Malum yarın Ankara’da tez görüşmem var danışmanımla. Ve karar verdiğimiz plan programa uygun hiçbir şey yapmadım 😦 Çok utanıyorum danışmanımdan ve arkadaşım Ömer Hoca’dan. Ömer, benim akranım; ve saygı duyduğum ender yüksek lisanslılardan. İleride onu cidden hoca olarak görmek istiyorum; ülkemin onun gibi akademisyenlere ihtiyacı var… Neyse, yine lafı sakız ettim. Mevzu şu: danışmanımdan da Ömer’den de utanıyorum bu tembelliğim yüzünden.

Artık üzerimdeki şu soğukluğu atmalı ve ayağa kalkmalıyım. Ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. Tek bildiğim bu son iki hafta bebek adımları atabildiğim:

1- danışmanımla görüşmeye gitme cesaretini gösterdim

2- kaynaklar listemin çoğunu çıkarttırdım

Yarına yetişmesi gereken en önemli şeyler kaldı, ama yine de akşam Eskişehir’e gider gitmez kaynakları ve formu halletmek için sabahlayacağım.

Bu hafta Ankara benim için çok güzel geçsin Allah’ım nooolur nooooolur 🙂

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Savulun Bilim İnsanı Adayı AnkaraknA geliyor!!! ❤

Ankara’yı çok seviyorum ve bu zaten blogumun adından da anlaşılıyor 🙂 Yarın Ankara klasiğim tekrar başlıyor ❤ Yüksek lisansta tez sürecine geçtim (pek hissetmesem de). Yani artık son parkurdayım yüksek lisansta 🙂 Konum belli, okumalar yapıp IMRAD’ı doldurmam gerek artık. IMRAD dediğim şey “Giriş-Yöntem-Bulgular-Tartışma-Sonuç ve Öneriler” kısımlarının kısacası oluyor.

Yarın bu dönemin ilk dersi (tez görüşmesi) için Ankara’ya gidiyorum 🙂 Heyecanlıyım ve biraz da hüzünlüyüm. Tamamen son dönemim olacak gibi görünüyor… Doktora umudum yok. Çünkü hocalarım beni pek sevmiyor… Ayrıca not ortalamam da çok düşük; bu yüzden başka üniversitelerin olma şansı da oldukça az :/

Olsun!!!

En azından son 3 yılım güzel deneyimlerle dolu ❤ Bu yüzden müteşekkirim 🙂 Tamam sıkıntılı süreçlerden geçtim yıprandım ama yine deeee şükran doluyum; Ankara’yla bağlıydımbu 3 yıl. Yani tam kopmadım bu sayede. 15’imden beri bir gün Ankara’da hayalim yaşama, Ankara’da çalışma ve Ankara’da oturma hayalim var. Tamam, artık bu imkansız (Çanakkale sonunda gönlümü çaldı! Ve üniversitelerde kadro madro bulamam) ama yine de Ankara’dan kopmadığım bir ilişkim olsun istiyorum; bu ilişki yüksek lisans olur, seminer olur, hizmetiçi eğitim olur… Tatil olur… Bilmiyorum. Ama bir ayağım hep Ankara’da olsun 🙂

Evet, büyük gün yarın! Bakalım danışmanım YÖNTEM KISMIM hakkında neler diyecek… Bakalım program olarak neler planlayacağız… Bakalım izin meselesini ne yapacağız… Ya çok heyecanlı ve mahcubum ya 🙂 Bütün tatil boyunca tezle ilgili şeylere bakamadım bazı durumlardan dolayı… Danışmanımdan utanıyorummm :/ Gerçi hoş, adımı bile hatırlamayan biri, ama olsun 😀 Ben önce kendime yakıştıramıyorum, ben önce kendimden utanıyorum… Neyse, geç olsun güç olmasın.

Yarın için, TOTEMMMMM!!!! Nolur nolur nolur danışmanım “vaaaaay duyguuuu!!! müthiş yazmışsın yöntem kısmınıııı” falan desin 😀

Ve ben artık evden çıkmalıyım, yoksa son arabayı da kaçıracağım!!!

EDİT= Hocamın yarın bir çalışması varmış. Haftaya erteledi tez görüşmemizi. Hımm… Okumalarımı yapabilmem için bir fırsat bu!!! Yihhuuuu!!!

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Bitti :)

Bir dönem daha acısıyla tatlısıyla bitti. Koca bir dönem geri de kaldı. Hatta yıl bile diyebiliriz 😀

Kongrelere gidip kim ne yapıyor, nasıl çalışmalar çıkarıyor, bu kongre denen şey ne menem bişiy yahu diyerek kongre deneyimi yaşadım. Ama izleyici olarak. Sonuç = Hayal kırıklığı. (Yahu herkes sunumunu yapıp kaçma gezme tozma derdinde, diğer çalışmaları izleyen yok) Kazancım hiç olmadı mı peki? OLMA MIII 🙂 uzun zamandır almak istediğim kitap ennn ucuz haliyle karşımdaydı, kaptım hemen!!

ÇOMÜ Kongre

Bu dönem bi ilk yaptım ve yemek yapmaya çalıştım . Sonuç = Hüsran 😀

Patipilav

Ölmeden önce yapılacaklar listemden bir maddeyi daha çizdim 🙂 Kütüphanede sabahladım ❤

D@Di kütüphanede

İlerleyen zamanlarda ise ortam, korku filminden çıkma bir hal aldı:

20160611_043940

Tatile girince, okumayı çok istediğim Yüzüklerin Efendisi’ne gömüldüm 🙂Yüzüklerin Efendisi

Her sabah uğradığım pastanedeki ustam bana artık adana usulüyle yani yanında domatesiyle servis ediyor suböreğini (gidersem özleyeceğim).

adana usulü suböreği domitizle

Postanenin önündeki ağaçların güzelliğine hayran hayran baktım ilk defa… Neden daha önce fark etmemişim ki…

yeşi ağaç

Keçi sütünden sapılma ve Yenice’nin patentinde olan dondurmadan yedim. Hem de baklavanın üstünde veriyorlar ❤ Sonuç = Enfes!

keçi dondurması

Okul ve ders dönemi biter bitmez kendimi denizin huzuruna bıraktım. İzledim… İzledim… İzledim… Sonuç = ☑

akla gelir cemal süreya

denizli huzur ❤deniz ve mor kulaklık ❤

Dumanlının bol yeşillikli bakir yolları kuytuları ve çeşmelerinin hissettirdiği tüm güzellikleri depoladım anılarımda.

Dumanlının yolları yeşilden

Madem laf yollara geldi değinmeden geçmim; iki arabanın arasındaki çok daracık bir boşluğa hem de sıfır olacak şekilde park ettim benim bebeği ❤ Sonuç = Gurur ! 🙂

sıfır park ;)

Ve Hotav’dan sonra ilk defa bi şımarıkla daha karşılaştım 🙂 Yenice Yörüksofrası’nın maskotu 🙂 Adını unuttum, ama aramızdaki bağı nayır 🙂 Adını Vişne koyuyorum şimdi ❤

yörük sofrasının vişnesi ❤

 

Öyle bi dönem işte… Şimdi zevkine okumanın yazmanın ve de çizmenin vaktidir ❤

Kendine iyi bak yol arkadaşım, zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

< D@Di >