Arkadaki Tablo Benim Olmalı + Günün Şarkısı ♪ ♫

Dün çocuklar gittikten sonra yatıp uyudum. İnstagrama bile girmedim. Hım, ayrıca Oğuz ATAY’ın “Eylembilim”ini bitirdim dün. Bir sonraki yazılarda değineceğim. Şimdi işe gitmek için hazırlanmam gerek (hatta çoktan çıkmış olmalıydım). Havalar güzel gidiyor bu ara… Umarım soğuklar bir anda bastırmaz geçen yılki gibi…

Ben kaçar. Şarkının keyfine bakınız…

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Reklamlar

e-YDS

Mer ha ba!

21.10.2017 yani dün, ilk defa e-YDS’ye girdim. Bu sınav bilgisayar ortamında yapılan bir sınav. Sınav saati de 14.30. İlk başta bu saate anlam verememiştim, ama öyle uzak bir yerdeki e-ÖSYM Merkezi; vuuuu… Git git bitmiyor… Neyse, bu sınavın sonuçlarını da aynı günün akşamı açıklamışlar!!! 😀

Yani 200 TL’nin hakkını mı vermeye çalışmışlar anlamadım, ama sonucun aynı gün açıklanması çok hoşuma gitti. Aynı zamanda kabinler de tek başıma olmak da… Bilgisayarda sınav olmak da… Güzel bir deneyimdi… Sınav çok kolay gelmişti, mutlu çıkmıştım… Ama puanımı görünce şok oldum: 58,75

Hımm… Sınav esnasında ihtiyaç molası alabiliyorsunuz, ekranda “İhtiyaç Molası için Sıra Al” diye bir buton var. Görevli eşliğinde de lavaboya gidiyorsunuz. Kabinler tek kişilik, rahat… Önünüzde sadece bilgisayar ekranı ve fare var, KLAVYE YOK 🙂 Dikkat toplama sıkıntısı olanlar için kötü bir haberim var; fare sesleri sizi rahatsız edebilir. Sınav merkezi çok büyük, AVM’ler gibi diyebiliriz… Sınav binasına girerken tepedeki bir ekrana bakarak çok yavaş yürümenizi istiyorlar, bildiğin ufak bir podyum yürüyüşü yaptırıyorlar 😀 Tabi yürüyüş bitene kadar biz de yürüyeni izliyoruz 🙂 Hey Allah’ım 😀 Çok komikti ya… Neyse, ekran yüz tanıma programı sayesinde sizi buluyor (bulmalı). Bulamazsa sorun var 🙂 Neyse, sonuç olarak teknolojiyle sarılıp sarmalanmış şekilde sınava giriyorsunuz çıkıyorsunuz akşama da puanınızı öğreniyorsunuz 🙂 Hı bu aradaaaa, küçük emanet kasalar koymuşlar binanın içine. 4000 TANE!! 😀 Yani yanınızda cüzdanla falan gidebilirsiniz 🙂

52 – 73 – 62 – 58… Başarı grafiğim  düşüşte 😀 Neyse. Önümüzdeki maçlara bakalım 🙂 Bakarken de “wheras ve only if ” kullanımlarına ayrıca çalışalım.

Bu akşamımın programı:

  • Mp3
  • Uyku

Haftamın programı:

  • Hocalara mail atıp görüş alma
  • Görüşleri analiz etme
  • Oğuz Atay’ı bitirme

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Sakinlik

En son yazıya cevap olsun bu: Danışmanım yöntem kısmını çok ayrıntılı buldu. Yeniden düzenlememi istedi. Bir de artık “tez klasörü” açtı banaaaa 🙂 Artık ciddiye aldı beniiii 🙂 Gerçi bir sürü de olumsuzluk yaşadık ama onları burada ele almayacağım; yaşanan “olumlu şeylere” ve “yaşanması ihtimal olumsuz şeylere” odaklanmaya karar verdim.

Gelelim bu haftaki hava durumuma…

Bu aralar çok gergin ve sinirliyim… Sebebi her zamanki sebep… Neyse… Sanırım tezin stresinin de bunda büyük etkisi var. Daha doğrusu akademisyen olamama korkusu.

Şuan saat 07.25. Az önce çıktım banyodan… 25 dakika keyif yaptım… Gerginliğim biraz azaldı. Gerginliğiniz azalsın diye sizler ne yapıyorsunuz? Öneri varsa alta yazın olur mu?

Birazdan hazırlanıp işe gitmek için evden çıkacağım. Akşam üzeri de Eskişehir yolcusuyum. Malum yarın Ankara’da tez görüşmem var danışmanımla. Ve karar verdiğimiz plan programa uygun hiçbir şey yapmadım 😦 Çok utanıyorum danışmanımdan ve arkadaşım Ömer Hoca’dan. Ömer, benim akranım; ve saygı duyduğum ender yüksek lisanslılardan. İleride onu cidden hoca olarak görmek istiyorum; ülkemin onun gibi akademisyenlere ihtiyacı var… Neyse, yine lafı sakız ettim. Mevzu şu: danışmanımdan da Ömer’den de utanıyorum bu tembelliğim yüzünden.

Artık üzerimdeki şu soğukluğu atmalı ve ayağa kalkmalıyım. Ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. Tek bildiğim bu son iki hafta bebek adımları atabildiğim:

1- danışmanımla görüşmeye gitme cesaretini gösterdim

2- kaynaklar listemin çoğunu çıkarttırdım

Yarına yetişmesi gereken en önemli şeyler kaldı, ama yine de akşam Eskişehir’e gider gitmez kaynakları ve formu halletmek için sabahlayacağım.

Bu hafta Ankara benim için çok güzel geçsin Allah’ım nooolur nooooolur 🙂

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Savulun Bilim İnsanı Adayı AnkaraknA geliyor!!! ❤

Ankara’yı çok seviyorum ve bu zaten blogumun adından da anlaşılıyor 🙂 Yarın Ankara klasiğim tekrar başlıyor ❤ Yüksek lisansta tez sürecine geçtim (pek hissetmesem de). Yani artık son parkurdayım yüksek lisansta 🙂 Konum belli, okumalar yapıp IMRAD’ı doldurmam gerek artık. IMRAD dediğim şey “Giriş-Yöntem-Bulgular-Tartışma-Sonuç ve Öneriler” kısımlarının kısacası oluyor.

Yarın bu dönemin ilk dersi (tez görüşmesi) için Ankara’ya gidiyorum 🙂 Heyecanlıyım ve biraz da hüzünlüyüm. Tamamen son dönemim olacak gibi görünüyor… Doktora umudum yok. Çünkü hocalarım beni pek sevmiyor… Ayrıca not ortalamam da çok düşük; bu yüzden başka üniversitelerin olma şansı da oldukça az :/

Olsun!!!

En azından son 3 yılım güzel deneyimlerle dolu ❤ Bu yüzden müteşekkirim 🙂 Tamam sıkıntılı süreçlerden geçtim yıprandım ama yine deeee şükran doluyum; Ankara’yla bağlıydımbu 3 yıl. Yani tam kopmadım bu sayede. 15’imden beri bir gün Ankara’da hayalim yaşama, Ankara’da çalışma ve Ankara’da oturma hayalim var. Tamam, artık bu imkansız (Çanakkale sonunda gönlümü çaldı! Ve üniversitelerde kadro madro bulamam) ama yine de Ankara’dan kopmadığım bir ilişkim olsun istiyorum; bu ilişki yüksek lisans olur, seminer olur, hizmetiçi eğitim olur… Tatil olur… Bilmiyorum. Ama bir ayağım hep Ankara’da olsun 🙂

Evet, büyük gün yarın! Bakalım danışmanım YÖNTEM KISMIM hakkında neler diyecek… Bakalım program olarak neler planlayacağız… Bakalım izin meselesini ne yapacağız… Ya çok heyecanlı ve mahcubum ya 🙂 Bütün tatil boyunca tezle ilgili şeylere bakamadım bazı durumlardan dolayı… Danışmanımdan utanıyorummm :/ Gerçi hoş, adımı bile hatırlamayan biri, ama olsun 😀 Ben önce kendime yakıştıramıyorum, ben önce kendimden utanıyorum… Neyse, geç olsun güç olmasın.

Yarın için, TOTEMMMMM!!!! Nolur nolur nolur danışmanım “vaaaaay duyguuuu!!! müthiş yazmışsın yöntem kısmınıııı” falan desin 😀

Ve ben artık evden çıkmalıyım, yoksa son arabayı da kaçıracağım!!!

EDİT= Hocamın yarın bir çalışması varmış. Haftaya erteledi tez görüşmemizi. Hımm… Okumalarımı yapabilmem için bir fırsat bu!!! Yihhuuuu!!!

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Bruce Lee yeniden doğmuş haberimiz yok = DK Yoo

Allah’ımmmm!!! Bruce Lee gibi birini daha göndermişsin!!! Teşekkür teşekkür teşekkür ederizzz!!! Bu ne hızdır, bu ne çevikliktir, bu ne güçtür!!! İzlerken mest oldum!!! Bir on yaş daha genç olsaydım sabah olur olmaz soluğu karate kursuna yazılırken alırdım!!!

Bu adamı nasıl mı keşfettim?

Şimdi efenim, 47 Rorin diye film izliyordum_ _ _ _ _Oradan Oishi adlı tarihi kahramanı araştırırken buldum kendimi_ _ _ _ _Sonrasında ise Oishi ve efendisi Asano’nun mezarlarının olduğu tapınağı görsellerde aradım_ _ _ _ _Tapınak deyince shaolin tapınağı takıntım depreşti_ _ _ _ _malum shaolin deyince kung fu sevgim alevlendi_ _ _ _ _kung fu videolarını incelerken gerçek dövüşlerde buldum kendimi_ _ _ _ _veee karşıma bir yerde DK Yoo çıktı!!! İşte o adam:

Adam 15 savaş sanatında da iyi olmakla birlikte systema’da usta imiş. Uuu beybi!!! Neyse efenim, işte bu adamı seyrederlen sanki Bruce Lee karşımdaymış da onu izliyormuşum gibi hissettim. Ki biraz daha araştırınca benim gibi düşünenlerin az olmadığını öğrendim 😀 Adamın dar alanda rakibe cm başına uyguladığı güç ayyynı Bruce Lee!!! El-kol koordinasyonunu boşver, uzuvlarını kullanmadaki hızı ve çevikliği (hız ve çeviklik aynı şey değildir bu arada) takdire şayandı.

Sonuç? Mükemmeldi!!! İçimde bir yerlerde bir ses yükseldi: “Belki geç değildir, belki uzak doğu savaş sanatlarından birini öğrenebilirsin hala, tabi judo dışında”. Siz ne dersiniz? 30 yaşındaki biri öğrenebilir mi?

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~