Eften Püften? Mi Acaba? :)

Dünden önceki gece bir şarkıya sardım durdum: ZaZ’ın “T’Attends”i.

Sonra, Deliliğe Övgü’ye döndüm durdum. Erasmus’un  deliliği ve delilerine 🙂

Sonra efem, bu da bitmedi bu da yetmedi beni sakinleştirmeye veee kendime hedefler belirledim – ki onları halletmeye çalışırken beynim bir uzaklaşsın eften püften meselelerden 🙂 Hedefler için ekran yapışkanlı notlarını kullandım ve sonuç şu oldu:Hımm.. O notlar da güdüleyemedi beni. Tez için kaynakları çıkarttım önüme. Artık başla dedim BAŞLA 🙂 Ama yokkk, olmuyor… Alışmadık bünyede tez durmuyor efem 🙂Baktım hala olmuyor; sinemaya gideyim dedim. Hakaret filmine bilet aldım. Aldıktan sonra şunu fark ettim: eften püften meselelere çok uyan bir film adı olmuş 🙂

Film yarım saat sonra başlayacak. Tabi film başlayana kadar son üç saatimi Erasmus’un “Deliliğe Övgü”sünü okuyarak geçirdim. Bitti. Kitap bitti Yüca NaN 🙂 Sonuç? Hava Durumu: Şimşekli ve Sağanak Yağışa Hazır Kapalı 🙂 Şimdi gidip havayı tınlamayıp filme seyreyleyelim 🙂

~ Dyg ~

 

Reklamlar

“Mesajınız Var”ın Alt Yazılısını Sonunda Buldum!

Nicedir Meg Ryan ve Tom Hanks’in baş rolde yer aldığı Mesajınız Var filminin alt yazılısını arıyordum ve bulamayıp dublajına mecbur tav oluyordum. Ama bugün şeytanın bacağını kırdım! Buldumm! Sonunda buldum! İşte linki tık tık…

Bu arada yarın yine koşturmaca koşturmaca ve yine koşturmaca…Sabah uyanır uyanmaz “sakin ol rocky, işleri eğlenceli hale getir, geleceğe yatırım gibi gör, deneyim gibi gör, hiç olmadı koz olarak gör, o da mı olmadı keyfine uydur işleri ama ne yaparsan yap olumlu bakış açısıyla yap” diyorum bin defa. Ama olmuyor 🙂 Belki bu tekrarlama yarın sabah işe yarar; ne de olsa umut fakirin ekmeği :))

Neyse şimdi kafamı boşaltmak için her zaman tercih ettiğim filme başlayayım! 🙂 Ama bu defa farklı olarak alt yazılısına 🙂

~ Dyg ~

Dansta Yeni Keşfim: Anthony Lee

Bayıldım!!!! Moral bozukluğuna ve hareketsizliğe birebir 🙂 Bu video bana ilham verdi. Elbette öteki videolar da 🙂 Tek sıkıntı bana hareket etmeyi öğretecek biri yok 😦 Anca izleyip izleyip motive oluyorum 🙂 Olsun. O da bir şey 🙂

Şimdi aşağıya favorilerimi ekliyorum ki canım sıkıldığında kolay bulup neşeleneyim 🙂

Şimdi de Anthony Lee’nin olmadığı ama yine de on numara olan danslara gelelim:

Şimdi de çerezlikler gelsin mi 🙂

Ben yatar. Zaten videolar keyfimi de yerine getirdi, misss….

~Duygu~

Arkadaki Tablo Benim Olmalı + Günün Şarkısı ♪ ♫

Dün çocuklar gittikten sonra yatıp uyudum. İnstagrama bile girmedim. Hım, ayrıca Oğuz ATAY’ın “Eylembilim”ini bitirdim dün. Bir sonraki yazılarda değineceğim. Şimdi işe gitmek için hazırlanmam gerek (hatta çoktan çıkmış olmalıydım). Havalar güzel gidiyor bu ara… Umarım soğuklar bir anda bastırmaz geçen yılki gibi…

Ben kaçar. Şarkının keyfine bakınız…

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Güne Başlarken

Malum, artık tatil vaktidir. Bu da demek oluyor ki geceyi gündüz gündüzü gece yapmanın, youtube videolarının dibini görme vaktidir! Yihhu!!

Bugün saat 12 gibi uyandım. Ve izlediğim ilk video bir dövüş videosuydu. Resmen aş ererek uyandım desem yeri 🙂 Şöyle bi IP MAN açayım da izleyeyim dedim 😀 İşte o videoalrdan biri: (evet büssürü büssürü izledim)

Ama tabi ilerleyen saatte şu videoya tekrar kaydım ♥

Böyle böyle giderken kendimi duygusallık ve en sonunda da yine kendi benliğim içinde buldum. Duygusallıkla ilgili olan şarkı aşağıdakilerin ilki, benliğimle eş olansa ikinci şarkı. Buyurun:

Bu ezgiye bayıldım!!! Mmmm… Dinlerken dalıyorum… Çok yumuşak ve hafif… Hafif hüzünlü… Hafif umut dolu… Hafif rahatlatıcı, hafif rahatsız edici… Hepsi bir arada… Bakalım sizler ne hissedeceksiniz, buyurun:

Dip not olsun bu; Hannibal denen dizi dikkatimi çekti bu şarkıyla. İzlenmeliklere ekledim 😉 Ama önce Tezimle ilgilenmeliyim 😦

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Dyg~

Film Günlüğü

10 Mart-04 Nisan arasında 5 sinema filmi, 17 internet filmi izledim. Toplamda 22. Kalitesizler çoğunlukta, kabul. Zihin dağıtmalık olsun diye 🙂 Ama aralarında çok sağlamlar da var tabi 🙂 Bakalım neler izlemişim notları neymiş 🙂

1-) Logan: Wolverine 5/5

2-) Internet’s Own Boy: Aaron Swartz (Belgesel) 100/5

3-) Captain Fantastic 5/5

4-) Powder 5/5

5-) Kahvaltı Kulübü 4/5

6-) Fil 2/5

7-) Cast Away 5/5

😎 Ghost in the Shell 3/5

9-) Uzay yolcuları 3/5

10-) Aşk ve Gurur 100/5

11-) Karate Kid 4/5

12-) Ben Ingrid (Belgesel) 3/5

13-) Colletaral Beauty 4/5

14-) Sully 3/5

15-) Çin Seddi 5/5

16-) Şeytanın Oğlu 4/5

17-) Güzel ve Çirkin 1/5

18-) Death Comes to Pemberley 3/5

19-) Assassain’s Creed 3/5

20-)  Jumper 1/5

22-) Kung-Fu Kid 0/5

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Dyg ~

Logan: Wolverine

LOGANMüthişti! Tammm istediğim gibiydi!!! Neyse, yorumlamaya gelelim 🙂 yani nam-ı diğer Wolverine 🙂 Kısaca hemen şöyle özetleyeyim; Logan yaşlanmış, Profesör X kitle imha silahına dönen bir beyinle yaşıyor ve son yıllarda hiçbir mutant doğmamış. Distopik bir dünyadayız. Logan gizleniyor ve hayatının sonunu geçirmek için bir yat yaptırmaya çalışıyor. Ama birden bir Meksikalı kadın çıkıp geliyor ve kızıyla kendisini kurtarması için Logan’dan yardım istiyor. Elbette bundan sonrası spoiler.


Bol aksiyonlu bol fantastik ve bol görsellikli bir filme gittiğimi zannediyordum, tabi filmden önce. Hatta +7’lik bir filmdir diye düşünüyordum. Ama tam tersi çıktı. Bir kere film tam olarak bir yetişkin filme ve kesinlikle 17 yaş altıyla gidilmemeli. Sıkılırlar ki 🙂 Çünkü film çok karanlık, distopik ve çoğunlukla yavaş. Yavaşlıkla kastım, filmin ciddi havası. Olgun… Yani film, R sınıfından diyebiliriz 🙂

Logan, artık yorgun savaşçıdır diyebiliriz. Aslında savaşçılığı kalmamış, keş olmuş çıkmış. Depresyonun dibinde ve vücudundaki zehir yüzünden yavaş yavaş ölüyor. Zaten kendisinin yaşamak istemediğini de film boyunca Profesör X’ten de Laura adlı küçümen bebeden de sürekli duyuyoruz. Hatta ara karakterlerden bile; mesela adı sanı olmayan bir kasaba doktorundan…

İlerleyen süreçte Laura’nın Logan’ın kızı olduğunu öğreniyoruz. Ama Logan süre.boyunca tepkisiz, ilgisiz ve kendine dönük. İnancı yok çünkü; kendi geleceği için ve insanlığın geleceği için inancı yok. Kızını da bir türlü sahiplenmiyor, daha doğrusu sahiplenmek istemiyor. Çünkü kendisinden “baba” olarak da “insan/mutant” olarak da bir halt olmayacağını düşünüyor. Ama…

Ama filmin sonunda, Laura ile inancı yerine geliyor ki gel gör ki tam o esnada da Logan ölüyor. Yani Hugh Jackman’i son kez Wolverine olarak ekranda görmüş oluyoruz. “Daddy…”

Sonuç???

Müthişti !!!! Tammm istediğim gibiydi!!! Çok keyifli ayrıldım 🙂 Film karakter gözlemine ağırlık vermiş bence. Bu yüzden de diğer fantastik filmlerden keskin bir biçimde ayrılıyor ve orijinal olduğunu kanıtlıyor. Film öncesindeki beklentilerimin üstünde bir kaliteyle karşılaştım. Sıkı X-MEN fanatikleri bu filmde sıkılacaktır, eminim; ama ben çok keyif aldım. Hem yönetmeni hem de oyuncuları (Logan-Profesör-Laura) Oscarlık diye düşünüyorum 🙂 Tek üzüntüm, Wolverine’e veda etmek oldu…  Bu arada aşağıdaki youtube kanalı da Logan için başka bir yorum, tavsiye ederim 🙂

Bol keyifler 🙂

~ Dyg ~