İçimdeki Öküzler Bi Kalkmadı Gitti :D

İçime oturan öküzler ara ara kımıldansa da (o da uyuşan totolarını hareket ettirip daha rahat çökmek için) kalkmıyorlar kalkmıyorlar! Bir ferahlık yüzü göremeyecek miyim Yüce NaN! İçim sıkıla sıkıla incecik oldu yahu. Bak sırf içsel huzuru bulayım diye dünyevi hırlslardan arınmak için totomu yırtıyorum, her gün daha çok şükrediyor her gün minik minik şeylerden keyif almaya çabalıyorum, kendimle sadece kendimle ilgilenmek için göbek atıyorum ama yok olmuyor!

Mesela dün bir iş arkadaşım “aaaa, ben evlendim artık, düzenimi kurdum, yüksek lisansı bitirmeyeceğim, atanamadığım için yapıyordum zaten, şimdi akademisyenlerden daha çok para kazanıyorum” diyen o insan kişisi gizli gizli tezini bitirmiş, şimdi savunmaya girecekmiş! Bu insan suretindeki kişi o kadar lüzumsuz biri ki suratını sıfatını görmek bile mide bulantısına sebeptir, iş ortamındaki dedikoduların ana kaynağıdır kendisi, insanları parmağında oynatmada üstüne de yoktur hatta o kadar başarılıdır ki bu konuda idareciyi ikna edip ikinci idareciye düşman etti ve ikinci idareciyi kovdurttu! Ha, ikinci idareci çok mu temizdi? Hayır. Al birini vur ötekine. Ama yine de o insan suretindeki melun kişinin tehlikesinin fark edilmesi için iyi bir örnek bu.

Şimdi bu çıyana, bu kokuşmuş yaratıkçığa neden geldi konu? Şimdi efem, ben daha yeni yeni Nizo, Nüko, Sarı Çıyan ve Gözlüklü Şirreti aşmıştım ki bu sefer de bu sinsi şeytan çıktı karşıma. Yani arkadaş, şu tezi bitirmek ne kadar zor oldu benim için. Bitirebilsem içim yanmayacak, bitiremiyorum da. Oku, oku, oku… Ama yazama. Yazamıyorum evet. Benden geride olan bir arkadaşım danışmanı sayesinde şu son 20 günde tezini bitirdi!!! Ben? OOO BEYBİİİ, baş ağrıları çek çek çek, insanların nazını kahrını çek çek çek, iş yükünü yüklen yüklen yüklen… EEE???! Biter mi bu tez?

Hak hukuk işine girmiyorum artık. Dünya adaletsiz çünkü insanlar midesiz. Ama yani bir kere de benim işim su gibi aksın, sıkıntısız, gönül rahatlığı içinde, mutlulukla, tasasız… “Onlardan ne farkın ne eksiğim var” konusu değil bu, abi yani artık bir kere de şu şans bana vursun mevzusu. Amaaaaan, yani sabah sabah ettiğim laflara bak… Deli Ben. Ben deli. Hak yemeden, hukuk ihlal etmeden, vicdanı yok sayıp yürümeden rahatlık mı olur? E bunları ben yapamacağıma hatta yapamıyor olduğuma göre çileye devam Thor!!!

Şimdi ütüleme işini çok da abartmadan yavaş yavaş yaylanıp işe gitmeli. Buna da şükretmeli.

~ Dyg ~

Reklamlar

Yükleniyor…

Pilim hala dolmadı, yükleniyor… Buna da şükür yahu… Son beş aydır şarjım %0,0000001 idi. Ha şuan %1 ama olsun, değişim fena. Umarım atılmadan bitiririm… Şuraya da küçük bir not bırakayım:

“Sevgili Tez,

Aramız artık limoni değil. çünkü artık bir aramız yok. Öyle uzağız ki birbirimize… Ve senden uzak kalmak iyi geldi. Hani senden ayrılmaya karar verdiğim o an var ya, o an işte, seni en çok sevdiğim andı 😀 Çünkü rahatlamıştım. Ha şimdi yine nefret ediyorum senden, nikah şahidimizden de. Olsun, çocuğumuz için (tez için yazılmış o 19 sayfa için) katlanacağım sana. Ama çocuğa hissettirme ha aramızdaki sevgisizliği. Çocuuun psikolojisi bozulur başımıza bela olur.

Öptüm, görüşürüz.”

~ Dyg ~

Yine mi 14 Şubat 🤦

Evet, bıktım… Gerçekten bıktım… Yine etrafta sevgi pıtırcıkları olacak, yine 14 Şubat’ta kendilerine evlilik teklif edilen piremsesler bunu dünya aleme 1 yıl boyunca tüm sosyal paylaşım sitelerinde beynimize kazıyacak, her yer kalpli balon dolacak, her köşede sevgili çiftler olacak (diğer günler evdeyken nedense bir tek 14 Şubat’ta dökülüyorlar topluca), etraf öpücük ve bence gösteriş ama onlara göre sevgi fotolarıyla dolacak… Ay, tamam… Tamam, sevgilisiniz, mutlusunuz… Tamam, kabul, biz de kıskanıyoruz… Ama yani göze soka soka kutlamak neden? Gidin kıyıda köşede kutlasanıza arkadaş… Olanı var olmayanı var sonuçta 😀 Ya da daha beteri var: sevip de sevilmeyeni 😀 Neyse ben yine kuyruğu dik tutup:

“Ayyyy, sevgili mi? Yok ben böyle iyiyim… Bekarlık sultanlık hem. Oh misss, kafam rahat”

modunda dolanayım bu hafta 😀 Evet, evet, kafam rahat yahu… Dır dır edeni yok, karışanı kuruşanı yok… Oh misss… Şuan için tek şükrettiğim, Allah’tan “EVLİLER GÜNÜ” diye bir şey yok. Düşünsenize bir de olduğunu! Zaten evlenenler bunu 5 yıl unutturmuyorlar:

  • profil fotoğrafları 5 yıl gelin ve damat temasından değişmiyor,
  • birinci gün (!) (bize ne sizin o “birinci” gününüzden) birinci hafta birinci ay birinci ay 1. gün, birinci yıl fotoğrafları ve anmalarıyla devam ediyor o face ve intagram akışları…
  • Bu da yetmiyor, sürekli bir “eşi tarafından aranan, çiçek gönderilen, evdeki panoya sevgi notları bırakılan” şanslı eş paylaşımları yok mu… Oyh! Valla gına geldi… Sonra bir de “evli mutlu ilk ev gezmemiz”, “evli çiftler olarak ilk pikniğimiz” gibi gibi “görgü” temaları ile devam ediyor süreçleri 😀 Bir de bunların üstüne “EVLİLER GÜNÜ” diye bir şey olsa maaaaaazaaaaallah! Korkunçççç!!!! Ama eminim bu gidişle “evlenmek” bir bayan için bir “başarı” hikayesi sayılacak ve “EVLİLER GÜNÜ” diye bir şey kesin çıkacak…
  • Dip Not = Evet, zaten şuanda bile “evlenmek bir başarı” olarak sayılıyor 😀 Ama başarı gözüyle bakanların sonu da hazin oluyor, kıh kıh kıh 😀
  • Dip Not = Aslında Evliler Günü olsa da Evliler pasta börek açsa herrrkese ikram etse de hünerlerini sergilese, biz de değerlendirsekkk 😀 😀 😀

~ Dyg ~

Güle Güle 2018 Hoş Gel 2019

Çokk effsane bir yıldı şu 2018 😀 Açıklayalım efem;

  • 9 Ocak’ı hatırlayamıyorum… Yine uyudum herhalde 🙂
  • 14 Şubat’ta yine yalnızdım 🙂
  • Şubat’ta kazandığım iddiaların haddi hesabı olmamasına rağmen ödemeleri olmadı >:/
  • Nisan – Mayıs çok zorluydu, sabır taşım çatladı.
  • 17 Haziranı hatırlamak bile istemiyorum, emojilere kin besledim.
  • Bizimkiler barıştı (!) Dağ dağa kavuşur, bizimkiler kavuşmaz diyordum; yanıldım şükür 🙂
  • Kardeşim evlendi.
  • Kardeşimi kardeşlikten sildim.
  • Arek’im…
  • Bayramda kardeşimin bana yaşattığını asla unutamayacağım kesinleşti.
  • Geçen yılın hesapları bu yıl kapatıldı (idari vs).
  • Ekim – Aralık arası yüksek lisans anlamında çok zorluydu. Yüksek lisansı bıraktım.
  • Yüksek lisansı bıraktığımda kimin dost kimin düşman olduğu ortaya çıktı, hislerim beni yanıltmadı.
  • Yüksek lisansı bıraktığımı yayımladığımda şu üç kişiyi unutmayacağım (onlara müteşekkirim)= Serpil Hoca (mat), Elif Hoca (reh) ve Emine (lise ark). Tabi Arekim her türlü desteği göstermeye çalıştı, söylememe gerek yok.
  • Kendime ihanet edemedim ve yine ayağa kalktım, çok şükür…
  • Yeni hayatlarla tanıştım ve kendimden utandım; Odin, Kadir, Emine, Serpil, …
  • Alışveriş yaptım ama bu sefer kitaba değil üstüme başıma yatırdım… Ciğerim yansa da, sonrasında kendimi tebrik ettim.
  • 26 Aralık 2018 gecesi; sabahlamak demekti…
  • 27 Aralık 2018 tarihi, danışmanımı gerçekten fitil ettiğim gündü 🙂
  • 27 Aralık 2018 tarihi doçentlik demekti…
  • 28 Aralık 2018 doktorluk demekti…
  • Çanakkale’ye gidemedim bir türlü… Hep son hafta golleri yedim 😦
  • 22 kitap okuyarak GoodReads hedefimi aştım.
  • Uzun zamandır istediğim bir psikoloji kitabını sonunda aldım: Anormal Psikoloji (Psikopatoloji)
  • Cibelle Green Grass ile anıldım… Şaşkınlığım paha biçilemezdi 🙂
  • Yıllar yıllar sonra ilk defa göz farı aldım (bugün aldım) 😀
  • 100’lük listemden bazı maddeleri eksilttim= Sek votka içmek+her ay 1/40 yardım+5 gün sıfır parayla yaşamak (dolmuş parası bile harcamadım,yürüdüm)+1 ay köy hayatı yaşamak+1 ay kafelerden uzak durmak+1 hafta inziva+1 ağaca tırmanmak+1 hafta elbise etek giymek
  • Bir kişiye ettiğim bedduanın tuttuğuna şahit oldum. Çok mutluyum abi!
  • Hüseyin’in ahı da bende tuttu (ah etmemiş olsa da hakkı çıktı bence)…
  • Tekin’le ilk defa tartıştık. Kırıldım. Kırıldı. Ama anlayamıyorum. Anlamak istemiyorum, çünkü kabul edemiyorum.
  • Şans Kolyeme mahcubum, canım yanıyor. Yanmıyor gibi Görünüyor oysa…
  • Bu kış çok güzel kar yağdı…
  • Bu sonbahar 9 Kasım’ı unuttu…
  • Bu yaz taksonik derecede sıcaktı…
  • Bu ilkbahar çiçek gibiydi…

Yukarıdaki liste işte özetin özeti falan… Gel bir de içimdeki volkanlara sor… Neyse, öyle ya da böyle 2018 geride kalıyor… Umarım 2019 kalbi iyi olan herkese sağlık, mutluluk ve huzur getirir ve bir de bol para; kalbi kötü olanlara da iyi duygular ve düşünceler versin ne diyelim… Son olarak;

Seviyorum seni Anne, seviyorum seni Baba.

Seviyorum seni Arek’im.

Seviyorum seni Hüseyin.

Seviyorum seni Tekin.

Seviyorum seni Alp Eren.

Seviyorum seni Şans Kolyem.

Seviyorum seni Öznur.

Seviyorum seni Fatma.

Seviyorum seni Gamze.

Seviyorum seni Elif Ç.E.

Seviyorum sizi Ömer Hocam.

Seviyorum sizi Yunus Hocam.

Seviyorum sizi Aysun Hocam.

Seviyorum sizi Hülya Hocam.

Seviyorum seni Neslihan Tuğçe.

Seviyorum seni Serrose.

Seviyorum seni Kendim 🙂

Saydığım tüm bu insanlar benim hayatıma öyle ya da böyle büyük etki etmiş insanlar. Hepsine musmutlu ve efsane bir yıl diliyorum! 🙂 Yüreklerinden öpüyorum!

Kendilerinin tabi haberi yok bundan 😀 Kıh kıh kıh 😀

~ Dyg ~

Kasım 2018

09 Kasım’ a ithafımdır

İlginç bir Kasım ayıydı. Zorluydu diyemem. Bol bol uyudum. Bol bol dinlendim. Bol bol tez düşündüm. En sonunda da bu işin altından kalkamadığımı kabullendim. Bende bu kafa bu ruh oldukça da mümkün değil, kabul ettim. 

Kişisel hedeflerimden saptığım bir aydı. Notluklarımdan ve blogdan da koptum bu ay. Sürekli bir yorgunluk vardı üzerimde. Hüseyin’i şimdi anlıyorum. Ahını aldım sanırım. Anlıyorum artık. Üzerimdeki ölü toprağını atamıyorum bir türlü. Atamadım. 

Çöp gibi kalakalmış gibi hissettiğim bir ay oldu. Yüce NaN, çöplerin bile geri dönüştürülebilir olması sebebiyle değerleri varken ben bildiğin değersiz hissettim yahu! Neyse… Bıraktım gitti düşünlerimi de düşüncelerimi de. Önce ve sonra sağlık olsun da gerisi hallolur modundayım artık. 

Hava Durumu= Bütün ay boyunca kapalıydı. Bir ara ilk defa şimşekler çaktı, gök gürledi ve hafif atıştırdı. Sonra o da geçti. 

~ Dyg ~

100’lük Listemden Bir Madde Daha Eksildi :)

100’lük liste dediğim şey, ölmeden önce yapacaklarımın listesi oluyor 🙂 Herbir madde çok zor Yüce NaN! Ve bu maddelerden birini daha eledim: sek votka içmek.

Şimdi, gelecekteki halim, sana sesleniyorum. Biliyorsundur içkiyi sevmezsin. İçebildiğin tek şey vişne votka, onu da 40 yılda bir falan içersin. Yani anlayacağın sen içmeden güzelleşenlerdensin 🙂 Amma velakin, yıllar önceki bir olay yüzünden sek votkaya kafayı takmış durumdaydın 😀

Olay?

Henüz bir ergenusken her ergenus gibi sen de Kurtlar Vadisi izleme hatasına düşmüştün ve dizinin bir bölümünde Polat Alemdar’ın bir rus ile yaptığı güç gösterisinin içki üzerinden olmasına şaşırmıştın. Babana saf saf sorduğun bu olay sonrasında sek votkanın içmesi çok zor ve alkol oranı yüksek bir içki olduğunu öğrenmiştin. Tabi hemen kafana kazıdın; “Vay bee, madem herkes kolay kolay içemiyor; ben içeceğim! Dayanacağım!” diyerek kendine söz vermiştin. Yalnız içkiye olan uzaklığın yüzünden (tadı çok iğrenç Yüce NaN!) hiç deneyememiştin.

Ama…

Hiç mi hiç aklında olmadığı bir anda denemeye karar verdin. Sonuç?

“Bu mu yani! Bune Yüce NaN! Ne içmesi zor, ne tadı kötü ne de abartılacak kadar önemliymiş Yüce NaN!” dedirtti bu deneyim sana.

Yanarım yanarım, bu sek votka olayına büyük anlam yükleyip zamanında bunun üzerine araştırma yaptığım zamanlara yanarım… Vikipediyi mi taramalar? Votkanın tarihine mi gömülmeler? Votkanın üretimini mi aramalar? İçimi en kolay ve en zor olan markaları ve fiyatlarını araştırmalar? Ekşisözlükteki tümmm yorumları mı okumalar? Allah belamı vermesin! Bu konuya ayırdığım zamanları al çöpe at!

Neyse…

Neyse en azından denedik ve gördük ne menem bir şey olduğunu 🙂

Bu yazı da burada dursun. Dursun ve hala içimdeki ergenusun varlığının kanıtı olsun 😀 Acaba herkes için şu ergenlik hatıraları kara leke mi 😀

~Dyg~

Harry Potter!!! Yüce NaN!!!

Tam benlik ve tam HP’lik paylaşımlar buldum 🙂 Delicesine mutluyum Yüce NaN!!! En düşük devir modunda zombi gibi gezdiğim anlarda vitesi yükseltmeme yarasın diye buraya iliştiriyorum hemen 🙂 Yani kendim için bu yazı. Allah’ımmm! Çok mutluyum yahu!!!

 

 

 

~ Dyg ~