Günün Şarkısı ♪ ♫

Seviyorum bu kızın sesini… Gerçi Emma Watson’a bencemesi can sıkıcı ama katlanıyoruz işte :)) Neyse… Kafamı dağıtmak için dışarı çıkacağım birazdan. Belki sinemaya giderim, belki tez için okuma yaparım dışarıda. Hımm…

~ Dyg ~

Reklamlar

Hava Durumu Muhalefeti :)

Beş dakika önce bana gelen bir ses: “Hava durumu bile sana muhalefet” 🙂 Amma güldüm 🙂 Mevzu şu; havanın ılık olduğu günlerde “ha burası Eskişehir, orası Ankara, hava hemen dönüverir; botları giyeyim” diye diye ayaklarım pişti. Bu haftasonu bot yerine converselerimi giyerek geldim Eskişehir’e ama dakika bir gol bir: yolda ciddi yağmur başladı. Eve ayaklarım su içinde gittim 🙂 Bu gün dakika iki gol iki; kar yağışına uyandım 🙂 Ol, sen de bana muhalefet ol Hava 🙂

P.S. = Emojilerdeki gülen şeytan ve gözlerini kapatan maymun ne tatlı değil mi? 🙂 Bir de başı dönen emoji var ki (melek emojisi) yeme de yanında yat 🙂

~ Dyg ~

Dün gecenin kahvesi :) Bu sabahın müziği :)

Sabahlayabilmek için dün kahve içtim; arka arkaya 2 Türk kahvesi 🙂 Ötekiler bende etki etmiyor :/ Uykum kaçtı elbette, yani istediğim oldu. Ama ben ne yaptım? Camış gibi yattım; müzik dinledim, youtube’da kayboldum 🙂 Bi ara azıcık kitap okumuş olabilirim lavaboda: “Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev” (Jean-Jacoues Rousseau). Neyse, sonra düşündüm… Düşündüm… Düşündüm… Dünya ve insanlar üzerine düşünmeye son verdikten sonra instagramdan yazanların akademi ile ilgili sorularına cevap verdim. Sonra instada dolaştım durdum. Amaaaaa içim nasıl huzursuz nasıl huzursuz!! Annnlatamam 🙂 Dedim ki ben yarın ki görüşmeyi askıya alayım, dışarıda çalışayım. Haftaya da hocanın karşısına bomba gibi çıkarım 🙂 Sabah oldu saat 9… 10… 11… Tabi bende hala tıkkk yok. Yine youtube açtım ayılmak için. Ve çok güzel bir akustik daha keşfettim 🙂 Motive oldum, birazdan dışarı atacağım kendimi 🙂 İşte buyurun o akustik kayıda 😉

Dışarıda hava kapalı. Haliyle benim havamı da kapatıyor. Zaten havam kendiliğinden kapalı olmaya meyilli 😀 Şimdi bir kahve yapayım kendime, sonra dışarı atayım kendimi ve biraz ders çalışayım… Ve son olarak; humoooooor diyorum! 😉

~ Dyg ~

Bu adamın aldığı keyiften ben de istiyorum!!

Önce videoyu alalım 🙂

Yahu, bu nasıl bir keyiftir! Kıskandım ya! Şöyle bir düşündüm: “yaptığım bir şeyden en son ne zaman böylesine keyif almış, kendimi vermiştim?” Cevap şu: 2014’ün Temmuz’u gibi Niyazi Karasar Hoca’nın Bilimsel Araştırma Yöntemleri kitabını okurken (sadece zevk için okumuştum). Aradan 3 yıl geçmiş! 😀 Yani o 3 yılda böylesine bir keyfi hiçbir şeyden almamışım… UUU BEYBİ!!! Boşa harcanmış bir 3 yıl! 🙂 AMAN ALLAH’IIIMMMM!!! 🙂 Çalsın tehlike çanları! 🙂 O zamaaaaannnn hemen gaza getiriyorum kendimi:

  • Dyg! Titre ve kendine gel bebeğim! Bu tezi severek yapacaksınnn!!!
  • Dyg! Şükretmek güzel bir şey, evet; ama hedeflerini de sık sık düşüneceksin!!! HAYAL ETMEYİ NİYE BIRAKTIN NAN!!! 🙂
  • Dyg! Farkında mısın bilmiyorum; ama daha az olumsuz düşünüyorsun, tamam ama DAHA AZ DA MUTLUSUN!!! Sinir harbi de yaşasan deli gibi güldüğün zamanları hatırla ve sürekli GÜL!!
  • Dyg! Şimdi içinden şu isimleri 5 kez tekrarla ve hayal et, güdülen:
    • Ö. Hoca = Adam her gün 100 sayfa ek okuyor!
    • D. Hoca = Adam gece 3’te kendini ödüllendirmek için Dan Brown okuyor! Dilci olmasına rağmen formül mantığını çözmek için gecelerini veriyor!
    • E. Hoca = Nirvana zaten!! İnsanüstü varlık! Tanımlanamaz canlı! Bir insan 7/24 çalışmaktan okumaktan bu kadar mı zevk alır! El insaf ya!
    • Müge Hoca = Kalp Kalp Kalp!! Seviyorum Nan bu kadını!! Çılgın şey! Aslında aynı ben!! Tutkuyla bağlı bölüme!
  • Dyg! 100’lük listene sadık kalmaya devam et!
  • Dyg! Unutma sadece 5 saat uyumalısın!
  • Dyg! Her şeyi yerinde bırak zamanında bırak! İşi iş yerinde, ünivi ünivde.

Rahatladım! 🙂 Ha bir de Arek’imi özledim. Kendimi de özledim… Neyse…

~ Dyg ~

önce vazgeçtim sonra pişman oldum :)

sabah 06.06’da tren biletimi açığa çevirdim netten. çünkü ödevimi yapmamıştım 🙂 ortaokulda lisede yapmadığım davranışları yapıyorum lu yaşımda :)) neyse, sonra pişman oldum 🙂 tekrar bilet aldım az önce, birazdan da gara gitmek üzere evden çıkacağım 🙂 yolda çalışmaya çalışacağım. yetiştiremezsem okula gitmeyeceğim, Ankara’yı gezeceğim 🙂 bu arada tez önerimi 02 şubata kadar vermem gerekiyormuş!!! evet, evet… tembelim… biliyorum… neyse, azıcık da neşelenelim:

İçim pır pır… ya yetiştiremezsem!!! oyh!! öküzler oturuyor içime!!! aferin bana!! aferin kızıma!!! neyse… sakinnn… su akar yolunu bulur… hiç olmadı, öküz gibi çalışırım sabaha kadar… işte budur!!!

~ Dyg ~

sakinlik

Bi yarım saat sonra yine dışarı atacağım kendimi. EPOD makalelerinin 2011 yılına ait 2. cildini bitirmeyi planlıyorum. Hem dışarısı iyi gelecek. Dışarıda daha iyi çalışıyorum. Bu arada, şu aralar sanki lisans yıllarımı baştan yaşıyormuşum gibi… Bir yanım pişmanlık duyuyor, öteki yanım gemileri yakmış modda 🙂 Sonumuz hayrola 🙂 Alemin delisi modunda geziyorum, bakalım bu işin sonu nereye varacak? 🙂 Ve bu durumlarda aklıma hep “humor” olayı geliyor 🙂 Biliminsanlarının gözünü seveyim!! Ne kadar haklılar!! 🙂 Ben de sonunda bir biliminsanı olabilecek miyim? Zeki Müren de bizi görecek mi? P.S.= Hava durumu: Kapalı, soğuk, kar yağışına hazır…

Bu adamı binlerce kez dinlesem sıkılmam. Bu ses sakinleştirici etkisi yapıyor… Uzun zaman olmuş tekrar paylaşmayalı. Dışarı çıkmadan size de bir kıyak yapayım dedim ve size de bir tutam Leo Abimizi bıraktım 😉 Bol keyifler bol sakinleşmeler…

~ Dyg ~

 

Eskişehir’de İlk Kar ❄ ☃

Bugün uyandığımda bir de baktım kiiii “Heeeer yeeerde kar varrr ♪ ♫ “

Karı görünce keyiflendim 🙂 Hemen giyinip dışarı attım kendimi 🙂 Yanıma makalelerimi de aldım kitabımı da ve kahvaltı yapmaya gittim. Kahvaltı gelene kadar Savaş Sanatı (Sun Tzu) kitabına gömüldüm. Kahvaltıyı da yine Sun Tzu’yla birlikte yaptım. Kahvaltı bu yüzden bayağı bayağı doyurucu oldu; malum bi lokmadan öteki lokmaya geçiş 10 dakika sürünce yavaş yemenin hakikaten doygunluk yaptığını hissettim.

Sonraaaa… Malum kahvecime gittim ve makaleleri ardı arkasına bitirmeye başladım. Sonra kalori almak için ara verdim; ancak nerede yiyeceğime uzun süre karar veremedim. Hamburger yemek istemiyordum, noodle da yemek istemedim (çok pahalı ya), dürüm de istemedim… Kalakadım bi süre. Sonra “Espark’a bi gideyim de orada karar veririm nasıl olsa” deyip oraya geçtim.

Yürürken müthişti karın yağışı ♥ Keyiflendim… Keyfini çıkardım… Sabah gelirken de müthişti, akşam yürürken de 🙂 Cidden çok mutlu oldum 🙂

Hımmm… Pizza da karar kıldım, çabuk çabuk bir dilim yeyip yine kahvecime gittim. Ve kahvecide bir sürprizle karşılaştım 🙂 Ama söylemem 🙂

Neyse, yine aynı sipariş ve yine aynı yer ile düzenimi bozmamış oldum. Ve gün için kendime koyduğum hedefe varamasam da çok iyi bir efor harcadım bugün. AAAA Bİ SANİYEEE!!! Kalkma saatim olarak 21:00’de karar kılsam da makale okumaya o kadar dalmışım ki 21:16’yı gördüm :)) Bu iyiye işaret 😉 İnşallah bi gün aynı eforu tezim için de harcarım :))

Kahveciden kalkmayı hiççç istemedim 😦 Eve doğru yürürken yarın yine E. ilçesine gidecek olmanın mutsuzluğu çöktü, büyükşehirde yaşayamamanın hüznü çöktü… Arek beddua etmişti tayin istediğimde “öyle bir yere atanırsın ki inşallah burayı mumla ararsın; beter bir yere çıkar tayinin inşallah da buranın kıymetini anlarsın” demişti. O an o bedduanın çıkacağına emindim ve korkmuştum. Ve o beddua düşündüğüm gibi tuttu. Gerici yobaz bir yerdeyim artık… Neyse, başa gelen çekilir ne diyelim 🙂

Şimdiden herkese iyi pazarlar 🙂 Ben şu Savaş Sanatı’nı bitireyim.

~ Dyg ~