Eften Püften? Mi Acaba? :)

Dünden önceki gece bir şarkıya sardım durdum: ZaZ’ın “T’Attends”i.

Sonra, Deliliğe Övgü’ye döndüm durdum. Erasmus’un  deliliği ve delilerine 🙂

Sonra efem, bu da bitmedi bu da yetmedi beni sakinleştirmeye veee kendime hedefler belirledim – ki onları halletmeye çalışırken beynim bir uzaklaşsın eften püften meselelerden 🙂 Hedefler için ekran yapışkanlı notlarını kullandım ve sonuç şu oldu:Hımm.. O notlar da güdüleyemedi beni. Tez için kaynakları çıkarttım önüme. Artık başla dedim BAŞLA 🙂 Ama yokkk, olmuyor… Alışmadık bünyede tez durmuyor efem 🙂Baktım hala olmuyor; sinemaya gideyim dedim. Hakaret filmine bilet aldım. Aldıktan sonra şunu fark ettim: eften püften meselelere çok uyan bir film adı olmuş 🙂

Film yarım saat sonra başlayacak. Tabi film başlayana kadar son üç saatimi Erasmus’un “Deliliğe Övgü”sünü okuyarak geçirdim. Bitti. Kitap bitti Yüca NaN 🙂 Sonuç? Hava Durumu: Şimşekli ve Sağanak Yağışa Hazır Kapalı 🙂 Şimdi gidip havayı tınlamayıp filme seyreyleyelim 🙂

~ Dyg ~

 

Reklamlar

Eflatun Kitap Kafe (Eskişehir)

Dünden önceki gün tez için güdülenmek ve biraz da kitap okumak için dışarı atmıştım kendimi. Ancak girdiğim mekanlarımın hepsi dopdolu olunca ortada kalıverdim… Sonra biraz kaybolma biraz Gogo Amca (Google) sayesinde bir kafe keşfettiğimi SANDIM!

O da ne!!! NaN! Daha önce keşfettiğim ama adını ve yerini unuttuğum cennet köşesindeydim!!! Bendeki unutkanlığı sağır sultan duyduğu için hiç yadırgamadım durumu :)) Napim, unutuyorum işte :))

Eflatun Kitap Kafe ile ilgili olarak 8 maddede birkaç kelam etmeyi hak görüyorum kendime;

  1. Kafe iki katlı bir evin bozması olup çok küçük ama çok şirin… Dibinizdeki masa hakikaten dibinizde!! 🙂 Ama herkes sessizce konuşuyor, muhabbet ediyor 🙂 Kendinizi kütüphanede sanırsınız 🙂
  2. Eline bir kitap almış saatlerce okuyan orta yaş üstü insanları da görebilirsiniz, bir bilimsel araştırma üzerine öğrencilerini etrafına toplayıp konu tartışan hocayı da, benim gibi bir deliyi de, üniv sınavına deneme çözerek hazırlanan pikaçuları da 🙂
  3. Çayınız, hakikaten eski usul demlenerek gelir önünüze 🙂 Çay sevmeyen ben bile içebiliyorum siz düşünün :))
  4. Dakikada bir gelip de “Bir şey ister miydiniz?” diye çayınızın bittiğini ve yeni bir şey sipariş etmeniz gerektiğini hatırlatanlar yok 🙂 Hatta siz utanıyorsunuz ve ” çöktüm buraya saatlerdir, bir çay söyleyeyim ayıp olmasın” moduna bağlıyorsunuz 🙂
  5. Ekşi sözlükte biraz okuduğum kadarı ile nakit çalışıyormuş bu kafe. Henüz bu bilgiyi doğrulamadım. Bugün öğrenirim… Ama ne olur ne olmaz yanınızda nakitle gidin.
  6. Kafenin ortasında bir soba var ve tüm kafeyi o soba ısıtıyor :)) Tabi dibini ben kapıyorum :)) Bu arada söylemeden geçemeyeceğim; lavaboları buzzz gibi, totonuz donuyor haberiniz olsun. 3 dakikalık iş için giren birinin 20 dakika geçse de ısınmıyor totosu ve ayakları 🙂 Hım, bu arada lavabolar cinsiyetsiz. Buna rağmen çok temiz!!!
  7. Kitap satışı da yapıyor kafe. Ama biraz incelediğim kadarıyla kitap arşivleri pek geniş değil. Az kitap var ellerinde ve hemen hepsi klasiklerden oluşuyor.
  8. Kafenin bir köşesini bilim kitaplarına ayırmışlar; bilim rafları var 🙂 Önünde de bir küçük masa… Yüce NaN!!! Daha ne isterim ki 🙂

Sonuç? İyi geldi bana bu kafe… Cidden iyi geldi… Kalabalık etmeden gitmenizi öneririm. Bir de ne olur dandik insanlara bu kafeyi söylemeyin. Zira, kafenin havasını ve saygınlığını bozup oranın sahiplerinin devamlı müşterilerinin ayağını keserler…

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Dyg ~

Hayal Kurdum bıdı bıdı :)

Yüksek lisans tez görüşmem için Ankara’ya gittiğimde kayboldum. Kendimi çok sevimli bir mahallede buldum:

Bu mahellede kaybolana kadar çok telaşlıydım 🙂 Malum, derse yetişmem gerek falan 😀 Ama sonra bu mahallede kaybolunca bir mutlu oldum, huzurla doldum ki sorma. Her apartman 3 katlı, sokaklar tertemiz ve ağaç dolu, güvende hissettiren ve bir de sessiz sakin… “Keşke,” dedim “Keşke burada bir evim olsa; 1+1 de olsun benim olsa ve burada olsa”. Ve inan ciddi ciddi dua ettim 🙂 Kabul olur olmaz bilmiyorum, ama dua edip isterken çok heyecanlandım 🙂 O kadar sevdim işte bu mahalleyi… Orayı tekrar bulabilir miyim? Ah, keşke…

O haftanın o cumasının o vaktinde zaman yavaşladı benim için, mis gibiydi hava. Evrenin kalbi benim için attı sanki. Sinir denen şeyden zerre kadar kalmadı, yumuş yumuş oldum 🙂 Ve hiç “yılda şu kadar biriktirsem şu kadar yılda burada bir evim olur” gibi Cem Yılmazvari bir hesaba da girmedim. Anı yaşadım orada. Bir de hayal kurdum; 1+1 evim olmuş da, bir odası tabandan tavana cammış da, perdelerim tülmüş de, akşam vakti sokak ışığı içeriye doluyormuş da, ikinci kattaymışım da bıdı bıdı…

Velhasıl kelam efenim, yaşam enerjisi doldum o kısacık yarım saatte 

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Bitti :)

Bir dönem daha acısıyla tatlısıyla bitti. Koca bir dönem geri de kaldı. Hatta yıl bile diyebiliriz 😀

Kongrelere gidip kim ne yapıyor, nasıl çalışmalar çıkarıyor, bu kongre denen şey ne menem bişiy yahu diyerek kongre deneyimi yaşadım. Ama izleyici olarak. Sonuç = Hayal kırıklığı. (Yahu herkes sunumunu yapıp kaçma gezme tozma derdinde, diğer çalışmaları izleyen yok) Kazancım hiç olmadı mı peki? OLMA MIII 🙂 uzun zamandır almak istediğim kitap ennn ucuz haliyle karşımdaydı, kaptım hemen!!

ÇOMÜ Kongre

Bu dönem bi ilk yaptım ve yemek yapmaya çalıştım . Sonuç = Hüsran 😀

Patipilav

Ölmeden önce yapılacaklar listemden bir maddeyi daha çizdim 🙂 Kütüphanede sabahladım ❤

D@Di kütüphanede

İlerleyen zamanlarda ise ortam, korku filminden çıkma bir hal aldı:

20160611_043940

Tatile girince, okumayı çok istediğim Yüzüklerin Efendisi’ne gömüldüm 🙂Yüzüklerin Efendisi

Her sabah uğradığım pastanedeki ustam bana artık adana usulüyle yani yanında domatesiyle servis ediyor suböreğini (gidersem özleyeceğim).

adana usulü suböreği domitizle

Postanenin önündeki ağaçların güzelliğine hayran hayran baktım ilk defa… Neden daha önce fark etmemişim ki…

yeşi ağaç

Keçi sütünden sapılma ve Yenice’nin patentinde olan dondurmadan yedim. Hem de baklavanın üstünde veriyorlar ❤ Sonuç = Enfes!

keçi dondurması

Okul ve ders dönemi biter bitmez kendimi denizin huzuruna bıraktım. İzledim… İzledim… İzledim… Sonuç = ☑

akla gelir cemal süreya

denizli huzur ❤deniz ve mor kulaklık ❤

Dumanlının bol yeşillikli bakir yolları kuytuları ve çeşmelerinin hissettirdiği tüm güzellikleri depoladım anılarımda.

Dumanlının yolları yeşilden

Madem laf yollara geldi değinmeden geçmim; iki arabanın arasındaki çok daracık bir boşluğa hem de sıfır olacak şekilde park ettim benim bebeği ❤ Sonuç = Gurur ! 🙂

sıfır park ;)

Ve Hotav’dan sonra ilk defa bi şımarıkla daha karşılaştım 🙂 Yenice Yörüksofrası’nın maskotu 🙂 Adını unuttum, ama aramızdaki bağı nayır 🙂 Adını Vişne koyuyorum şimdi ❤

yörük sofrasının vişnesi ❤

 

Öyle bi dönem işte… Şimdi zevkine okumanın yazmanın ve de çizmenin vaktidir ❤

Kendine iyi bak yol arkadaşım, zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

< D@Di >