Hayal Kurdum bıdı bıdı :)

Yüksek lisans tez görüşmem için Ankara’ya gittiğimde kayboldum. Kendimi çok sevimli bir mahallede buldum:

Bu mahellede kaybolana kadar çok telaşlıydım 🙂 Malum, derse yetişmem gerek falan 😀 Ama sonra bu mahallede kaybolunca bir mutlu oldum, huzurla doldum ki sorma. Her apartman 3 katlı, sokaklar tertemiz ve ağaç dolu, güvende hissettiren ve bir de sessiz sakin… “Keşke,” dedim “Keşke burada bir evim olsa; 1+1 de olsun benim olsa ve burada olsa”. Ve inan ciddi ciddi dua ettim 🙂 Kabul olur olmaz bilmiyorum, ama dua edip isterken çok heyecanlandım 🙂 O kadar sevdim işte bu mahalleyi… Orayı tekrar bulabilir miyim? Ah, keşke…

O haftanın o cumasının o vaktinde zaman yavaşladı benim için, mis gibiydi hava. Evrenin kalbi benim için attı sanki. Sinir denen şeyden zerre kadar kalmadı, yumuş yumuş oldum 🙂 Ve hiç “yılda şu kadar biriktirsem şu kadar yılda burada bir evim olur” gibi Cem Yılmazvari bir hesaba da girmedim. Anı yaşadım orada. Bir de hayal kurdum; 1+1 evim olmuş da, bir odası tabandan tavana cammış da, perdelerim tülmüş de, akşam vakti sokak ışığı içeriye doluyormuş da, ikinci kattaymışım da bıdı bıdı…

Velhasıl kelam efenim, yaşam enerjisi doldum o kısacık yarım saatte 

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Reklamlar

Sakinlik

En son yazıya cevap olsun bu: Danışmanım yöntem kısmını çok ayrıntılı buldu. Yeniden düzenlememi istedi. Bir de artık “tez klasörü” açtı banaaaa 🙂 Artık ciddiye aldı beniiii 🙂 Gerçi bir sürü de olumsuzluk yaşadık ama onları burada ele almayacağım; yaşanan “olumlu şeylere” ve “yaşanması ihtimal olumsuz şeylere” odaklanmaya karar verdim.

Gelelim bu haftaki hava durumuma…

Bu aralar çok gergin ve sinirliyim… Sebebi her zamanki sebep… Neyse… Sanırım tezin stresinin de bunda büyük etkisi var. Daha doğrusu akademisyen olamama korkusu.

Şuan saat 07.25. Az önce çıktım banyodan… 25 dakika keyif yaptım… Gerginliğim biraz azaldı. Gerginliğiniz azalsın diye sizler ne yapıyorsunuz? Öneri varsa alta yazın olur mu?

Birazdan hazırlanıp işe gitmek için evden çıkacağım. Akşam üzeri de Eskişehir yolcusuyum. Malum yarın Ankara’da tez görüşmem var danışmanımla. Ve karar verdiğimiz plan programa uygun hiçbir şey yapmadım 😦 Çok utanıyorum danışmanımdan ve arkadaşım Ömer Hoca’dan. Ömer, benim akranım; ve saygı duyduğum ender yüksek lisanslılardan. İleride onu cidden hoca olarak görmek istiyorum; ülkemin onun gibi akademisyenlere ihtiyacı var… Neyse, yine lafı sakız ettim. Mevzu şu: danışmanımdan da Ömer’den de utanıyorum bu tembelliğim yüzünden.

Artık üzerimdeki şu soğukluğu atmalı ve ayağa kalkmalıyım. Ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. Tek bildiğim bu son iki hafta bebek adımları atabildiğim:

1- danışmanımla görüşmeye gitme cesaretini gösterdim

2- kaynaklar listemin çoğunu çıkarttırdım

Yarına yetişmesi gereken en önemli şeyler kaldı, ama yine de akşam Eskişehir’e gider gitmez kaynakları ve formu halletmek için sabahlayacağım.

Bu hafta Ankara benim için çok güzel geçsin Allah’ım nooolur nooooolur 🙂

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Savulun Bilim İnsanı Adayı AnkaraknA geliyor!!! ❤

Ankara’yı çok seviyorum ve bu zaten blogumun adından da anlaşılıyor 🙂 Yarın Ankara klasiğim tekrar başlıyor ❤ Yüksek lisansta tez sürecine geçtim (pek hissetmesem de). Yani artık son parkurdayım yüksek lisansta 🙂 Konum belli, okumalar yapıp IMRAD’ı doldurmam gerek artık. IMRAD dediğim şey “Giriş-Yöntem-Bulgular-Tartışma-Sonuç ve Öneriler” kısımlarının kısacası oluyor.

Yarın bu dönemin ilk dersi (tez görüşmesi) için Ankara’ya gidiyorum 🙂 Heyecanlıyım ve biraz da hüzünlüyüm. Tamamen son dönemim olacak gibi görünüyor… Doktora umudum yok. Çünkü hocalarım beni pek sevmiyor… Ayrıca not ortalamam da çok düşük; bu yüzden başka üniversitelerin olma şansı da oldukça az :/

Olsun!!!

En azından son 3 yılım güzel deneyimlerle dolu ❤ Bu yüzden müteşekkirim 🙂 Tamam sıkıntılı süreçlerden geçtim yıprandım ama yine deeee şükran doluyum; Ankara’yla bağlıydımbu 3 yıl. Yani tam kopmadım bu sayede. 15’imden beri bir gün Ankara’da hayalim yaşama, Ankara’da çalışma ve Ankara’da oturma hayalim var. Tamam, artık bu imkansız (Çanakkale sonunda gönlümü çaldı! Ve üniversitelerde kadro madro bulamam) ama yine de Ankara’dan kopmadığım bir ilişkim olsun istiyorum; bu ilişki yüksek lisans olur, seminer olur, hizmetiçi eğitim olur… Tatil olur… Bilmiyorum. Ama bir ayağım hep Ankara’da olsun 🙂

Evet, büyük gün yarın! Bakalım danışmanım YÖNTEM KISMIM hakkında neler diyecek… Bakalım program olarak neler planlayacağız… Bakalım izin meselesini ne yapacağız… Ya çok heyecanlı ve mahcubum ya 🙂 Bütün tatil boyunca tezle ilgili şeylere bakamadım bazı durumlardan dolayı… Danışmanımdan utanıyorummm :/ Gerçi hoş, adımı bile hatırlamayan biri, ama olsun 😀 Ben önce kendime yakıştıramıyorum, ben önce kendimden utanıyorum… Neyse, geç olsun güç olmasın.

Yarın için, TOTEMMMMM!!!! Nolur nolur nolur danışmanım “vaaaaay duyguuuu!!! müthiş yazmışsın yöntem kısmınıııı” falan desin 😀

Ve ben artık evden çıkmalıyım, yoksa son arabayı da kaçıracağım!!!

EDİT= Hocamın yarın bir çalışması varmış. Haftaya erteledi tez görüşmemizi. Hımm… Okumalarımı yapabilmem için bir fırsat bu!!! Yihhuuuu!!!

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Bruce Lee yeniden doğmuş haberimiz yok = DK Yoo

Allah’ımmmm!!! Bruce Lee gibi birini daha göndermişsin!!! Teşekkür teşekkür teşekkür ederizzz!!! Bu ne hızdır, bu ne çevikliktir, bu ne güçtür!!! İzlerken mest oldum!!! Bir on yaş daha genç olsaydım sabah olur olmaz soluğu karate kursuna yazılırken alırdım!!!

Bu adamı nasıl mı keşfettim?

Şimdi efenim, 47 Rorin diye film izliyordum_ _ _ _ _Oradan Oishi adlı tarihi kahramanı araştırırken buldum kendimi_ _ _ _ _Sonrasında ise Oishi ve efendisi Asano’nun mezarlarının olduğu tapınağı görsellerde aradım_ _ _ _ _Tapınak deyince shaolin tapınağı takıntım depreşti_ _ _ _ _malum shaolin deyince kung fu sevgim alevlendi_ _ _ _ _kung fu videolarını incelerken gerçek dövüşlerde buldum kendimi_ _ _ _ _veee karşıma bir yerde DK Yoo çıktı!!! İşte o adam:

Adam 15 savaş sanatında da iyi olmakla birlikte systema’da usta imiş. Uuu beybi!!! Neyse efenim, işte bu adamı seyrederlen sanki Bruce Lee karşımdaymış da onu izliyormuşum gibi hissettim. Ki biraz daha araştırınca benim gibi düşünenlerin az olmadığını öğrendim 😀 Adamın dar alanda rakibe cm başına uyguladığı güç ayyynı Bruce Lee!!! El-kol koordinasyonunu boşver, uzuvlarını kullanmadaki hızı ve çevikliği (hız ve çeviklik aynı şey değildir bu arada) takdire şayandı.

Sonuç? Mükemmeldi!!! İçimde bir yerlerde bir ses yükseldi: “Belki geç değildir, belki uzak doğu savaş sanatlarından birini öğrenebilirsin hala, tabi judo dışında”. Siz ne dersiniz? 30 yaşındaki biri öğrenebilir mi?

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Spor # – 2 # ‘.’

11-12 ağustosta spor yapmadım, canım istemedi… Yeme içmeye gelince, ona da dikkat etmedim. Ama moralim yerinde. Çünkü kaçamaklar olabilir. Hele ki en başta. Kendimi çok kasmak ve kaçamak yaptığımda ise kendime çok yüklenmek istemiyorum. Bu tür kaçamaklar normal. Artık normal. Eskiden kendime kızıyordum, yükleniyordum. Üzülüp duruyordum. Ama bu benim bedenim, azar azar değişebilirim. Biliyorum. Bir anda 10 kilo verip sağlıklı olmak bedenime yaptığım asıl acımasızlık olur. Eveeeet, bu konuda kendimle anlaştığıma ve moralim yerinde olduğuna göre gelelim not düşmeye:

Neler yedim peki?

11 ağustosta = yarım ekmek ve peynir ve yeşil zeytin ve Türk kahvesi

12 ağustosta = 1 şeftali – bir sürü kayısı – 1 hamburger – 1 bardak icetea şeftali – 1 kase yoğurt – 1 fincan Türk kahvesi – 1,5 bardak tam yağlı süt

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~