“Okuyamam, tatile gideceğim”

Evet, bu sözleri danışmanım söyledi. Tezimi bin bir zahmetle bitirip yanına gittiğim zaman söyledi. Zaten öncesinde de tezimle ilgili en ufak bir okuma girişiminde bulunmamıştı, en ufak bir ilgilenme zahmetinde de… Atılmamak için kolları sıvadım ve kendimce bir şekilde tezi yazıp bitirdim. 31 Temmuz son günümdü tez teslimi için. Ve artık hocanın görüşleri umrumda değildi. Yanına gittiğimde “okuyamam, tatile gideceğim” dedi. Atılacağımı söylediğimde ise, tezi bu haliyle (o okumadan) enstitüye teslim etmemi, savunmada red vereceklerini, onların da 3 ay uzatma vereceğini, o 3 ayda da tezimi okuyacağını söyledi. O kadar hissizleştim ve tepkisizleştim ki bu süreçte, “tamam” dedim. Demesem ne olacak ki? Atıldığımla kalacağım… O günden beri de tezime elimi sürmedim. Durumun şokunu atlatmış gibi davranıyorum bir aydır. Ailede rol yapıyorum, arayan arkadaşlara rol yapıyorum… Rol rol rol rol… Canım acıyor. Benden sonra tezine başlayanlar danışmanları sayesinde tezlerini bitirdi, doktoraya başladı. Danışmanları da kapı gibi arkalarında duruyor, onları kimseye ezdirmiyor yem etmiyor. Kendileri de ezmiyor. Ben? Hani, anne babası sokağa salan ve sokakta kendi başına büyüyen çocuklar vardır ya, işte aynen o durumdayım. Ellerinden tutan anne babalarıyla oyuncak almaya giden çocuklara bakar gibiyim… Bu satırları yazıyorum yazmasına da his yok… His namına hiçbir şey yok… Hal beyanı sadece…

Tek istediğim iyileşmek. Zaten kırık olan kollarımın daha da kırılmamasını istiyorum. Zaten yaralı olan bir yanıma bir yeni yaranın daha eklenmemesini istiyorum. Sadece, artık zarar görmeden bitsin istiyorum.

“Sen çalışması zor birisin” yankılanıyor beynimde. Unutamıyorum. Affedemiyorum. Allah büyük diyorum sadece. Allah büyük. Ah ettim sonunda, herkese. Canımı yaktılar, canları yansın istiyorum. Ve akıllarına geleyim o anda, evet bunu istiyorum.

Benim gibi birini eğitime küstürdüler, bedelini ödesinler istiyorum.

Allah büyük, diyorum.

~ Dyg ~

Reklamlar

İçimdeki Öküzler Bi Kalkmadı Gitti :D

İçime oturan öküzler ara ara kımıldansa da (o da uyuşan totolarını hareket ettirip daha rahat çökmek için) kalkmıyorlar kalkmıyorlar! Bir ferahlık yüzü göremeyecek miyim Yüce NaN! İçim sıkıla sıkıla incecik oldu yahu. Bak sırf içsel huzuru bulayım diye dünyevi hırlslardan arınmak için totomu yırtıyorum, her gün daha çok şükrediyor her gün minik minik şeylerden keyif almaya çabalıyorum, kendimle sadece kendimle ilgilenmek için göbek atıyorum ama yok olmuyor!

Mesela dün bir iş arkadaşım “aaaa, ben evlendim artık, düzenimi kurdum, yüksek lisansı bitirmeyeceğim, atanamadığım için yapıyordum zaten, şimdi akademisyenlerden daha çok para kazanıyorum” diyen o insan kişisi gizli gizli tezini bitirmiş, şimdi savunmaya girecekmiş! Bu insan suretindeki kişi o kadar lüzumsuz biri ki suratını sıfatını görmek bile mide bulantısına sebeptir, iş ortamındaki dedikoduların ana kaynağıdır kendisi, insanları parmağında oynatmada üstüne de yoktur hatta o kadar başarılıdır ki bu konuda idareciyi ikna edip ikinci idareciye düşman etti ve ikinci idareciyi kovdurttu! Ha, ikinci idareci çok mu temizdi? Hayır. Al birini vur ötekine. Ama yine de o insan suretindeki melun kişinin tehlikesinin fark edilmesi için iyi bir örnek bu.

Şimdi bu çıyana, bu kokuşmuş yaratıkçığa neden geldi konu? Şimdi efem, ben daha yeni yeni Nizo, Nüko, Sarı Çıyan ve Gözlüklü Şirreti aşmıştım ki bu sefer de bu sinsi şeytan çıktı karşıma. Yani arkadaş, şu tezi bitirmek ne kadar zor oldu benim için. Bitirebilsem içim yanmayacak, bitiremiyorum da. Oku, oku, oku… Ama yazama. Yazamıyorum evet. Benden geride olan bir arkadaşım danışmanı sayesinde şu son 20 günde tezini bitirdi!!! Ben? OOO BEYBİİİ, baş ağrıları çek çek çek, insanların nazını kahrını çek çek çek, iş yükünü yüklen yüklen yüklen… EEE???! Biter mi bu tez?

Hak hukuk işine girmiyorum artık. Dünya adaletsiz çünkü insanlar midesiz. Ama yani bir kere de benim işim su gibi aksın, sıkıntısız, gönül rahatlığı içinde, mutlulukla, tasasız… “Onlardan ne farkın ne eksiğim var” konusu değil bu, abi yani artık bir kere de şu şans bana vursun mevzusu. Amaaaaan, yani sabah sabah ettiğim laflara bak… Deli Ben. Ben deli. Hak yemeden, hukuk ihlal etmeden, vicdanı yok sayıp yürümeden rahatlık mı olur? E bunları ben yapamacağıma hatta yapamıyor olduğuma göre çileye devam Thor!!!

Şimdi ütüleme işini çok da abartmadan yavaş yavaş yaylanıp işe gitmeli. Buna da şükretmeli.

~ Dyg ~

Unutulmaz YDS

Bu defa asssssla unutmayacağım bir sınav oldu 😂 Ilk olarak, Sanki daha önce hiç yds sınavına gitmemişim gibi 1 saat öncesinde sınav yerinde olmayı şart sandım ve 1 saat önceden sınav salonuna girmiş oldum 😂 Ve bu yüzden sınav başlayana kadar koca salonda tek başıma ve de uyuklayarak bekledim 😂 Gözetmenin benim hakkımdaki düşüncelerine hiiiiiç kafa yormadım valla 🙂 Neyse, sınavın başlamasına 10 dakika kala essssneye esneye kalktım ve optik kağıdı bi zahmet doldurdum :)) Sınavın başlamasıyla işkencem başladı. Gözlerimi açık tutmaya nasıl zorlandım… Sanırsın göz kapaklarımla halter kaldırıyorum. Esneye esneye soru cevaplamak bir yana bir de yeni bir adet türettim 😂 SAÇLARIMI BI O YANA BI BU YANA SAVURMAK (ki kafamda saç olmadığı halde) 😂😂 Savurmak yetmedi parmaklarımın arasında dolayıp dolayıp açtım 😅 Sınavın son on sorusunda içime fenalık geldi… Zor dayandım. Vuuuuu bilemediğim bir sürü soru vardı ama artık afakanlarımla baş edecek durumda değildim çıktım 😂 Hayatımda uyuya uyuya, esneye esneye, sıkıla sıkıla, afakanlarımla konuşa boğuşa geçirdiğim ilk sınavdır bu sınav. Bak saat kaç oldu hala uykum var… Şimdi azıcık uyuyayım bakalım.

Dip not= Hani emeğimiz emanetindi OSYM? 🙂 Bu sefer kalemlere bunu yazmamışsın 😉

~Dyg~

Yükleniyor…

Pilim hala dolmadı, yükleniyor… Buna da şükür yahu… Son beş aydır şarjım %0,0000001 idi. Ha şuan %1 ama olsun, değişim fena. Umarım atılmadan bitiririm… Şuraya da küçük bir not bırakayım:

“Sevgili Tez,

Aramız artık limoni değil. çünkü artık bir aramız yok. Öyle uzağız ki birbirimize… Ve senden uzak kalmak iyi geldi. Hani senden ayrılmaya karar verdiğim o an var ya, o an işte, seni en çok sevdiğim andı 😀 Çünkü rahatlamıştım. Ha şimdi yine nefret ediyorum senden, nikah şahidimizden de. Olsun, çocuğumuz için (tez için yazılmış o 19 sayfa için) katlanacağım sana. Ama çocuğa hissettirme ha aramızdaki sevgisizliği. Çocuuun psikolojisi bozulur başımıza bela olur.

Öptüm, görüşürüz.”

~ Dyg ~

Güle Güle 2018 Hoş Gel 2019

Çokk effsane bir yıldı şu 2018 😀 Açıklayalım efem;

  • 9 Ocak’ı hatırlayamıyorum… Yine uyudum herhalde 🙂
  • 14 Şubat’ta yine yalnızdım 🙂
  • Şubat’ta kazandığım iddiaların haddi hesabı olmamasına rağmen ödemeleri olmadı >:/
  • Nisan – Mayıs çok zorluydu, sabır taşım çatladı.
  • 17 Haziranı hatırlamak bile istemiyorum, emojilere kin besledim.
  • Bizimkiler barıştı (!) Dağ dağa kavuşur, bizimkiler kavuşmaz diyordum; yanıldım şükür 🙂
  • Kardeşim evlendi.
  • Kardeşimi kardeşlikten sildim.
  • Arek’im…
  • Bayramda kardeşimin bana yaşattığını asla unutamayacağım kesinleşti.
  • Geçen yılın hesapları bu yıl kapatıldı (idari vs).
  • Ekim – Aralık arası yüksek lisans anlamında çok zorluydu. Yüksek lisansı bıraktım.
  • Yüksek lisansı bıraktığımda kimin dost kimin düşman olduğu ortaya çıktı, hislerim beni yanıltmadı.
  • Yüksek lisansı bıraktığımı yayımladığımda şu üç kişiyi unutmayacağım (onlara müteşekkirim)= Serpil Hoca (mat), Elif Hoca (reh) ve Emine (lise ark). Tabi Arekim her türlü desteği göstermeye çalıştı, söylememe gerek yok.
  • Kendime ihanet edemedim ve yine ayağa kalktım, çok şükür…
  • Yeni hayatlarla tanıştım ve kendimden utandım; Odin, Kadir, Emine, Serpil, …
  • Alışveriş yaptım ama bu sefer kitaba değil üstüme başıma yatırdım… Ciğerim yansa da, sonrasında kendimi tebrik ettim.
  • 26 Aralık 2018 gecesi; sabahlamak demekti…
  • 27 Aralık 2018 tarihi, danışmanımı gerçekten fitil ettiğim gündü 🙂
  • 27 Aralık 2018 tarihi doçentlik demekti…
  • 28 Aralık 2018 doktorluk demekti…
  • Çanakkale’ye gidemedim bir türlü… Hep son hafta golleri yedim 😦
  • 22 kitap okuyarak GoodReads hedefimi aştım.
  • Uzun zamandır istediğim bir psikoloji kitabını sonunda aldım: Anormal Psikoloji (Psikopatoloji)
  • Cibelle Green Grass ile anıldım… Şaşkınlığım paha biçilemezdi 🙂
  • Yıllar yıllar sonra ilk defa göz farı aldım (bugün aldım) 😀
  • 100’lük listemden bazı maddeleri eksilttim= Sek votka içmek+her ay 1/40 yardım+5 gün sıfır parayla yaşamak (dolmuş parası bile harcamadım,yürüdüm)+1 ay köy hayatı yaşamak+1 ay kafelerden uzak durmak+1 hafta inziva+1 ağaca tırmanmak+1 hafta elbise etek giymek
  • Bir kişiye ettiğim bedduanın tuttuğuna şahit oldum. Çok mutluyum abi!
  • Hüseyin’in ahı da bende tuttu (ah etmemiş olsa da hakkı çıktı bence)…
  • Tekin’le ilk defa tartıştık. Kırıldım. Kırıldı. Ama anlayamıyorum. Anlamak istemiyorum, çünkü kabul edemiyorum.
  • Şans Kolyeme mahcubum, canım yanıyor. Yanmıyor gibi Görünüyor oysa…
  • Bu kış çok güzel kar yağdı…
  • Bu sonbahar 9 Kasım’ı unuttu…
  • Bu yaz taksonik derecede sıcaktı…
  • Bu ilkbahar çiçek gibiydi…

Yukarıdaki liste işte özetin özeti falan… Gel bir de içimdeki volkanlara sor… Neyse, öyle ya da böyle 2018 geride kalıyor… Umarım 2019 kalbi iyi olan herkese sağlık, mutluluk ve huzur getirir ve bir de bol para; kalbi kötü olanlara da iyi duygular ve düşünceler versin ne diyelim… Son olarak;

Seviyorum seni Anne, seviyorum seni Baba.

Seviyorum seni Arek’im.

Seviyorum seni Hüseyin.

Seviyorum seni Tekin.

Seviyorum seni Alp Eren.

Seviyorum seni Şans Kolyem.

Seviyorum seni Öznur.

Seviyorum seni Fatma.

Seviyorum seni Gamze.

Seviyorum seni Elif Ç.E.

Seviyorum sizi Ömer Hocam.

Seviyorum sizi Yunus Hocam.

Seviyorum sizi Aysun Hocam.

Seviyorum sizi Hülya Hocam.

Seviyorum seni Neslihan Tuğçe.

Seviyorum seni Serrose.

Seviyorum seni Kendim 🙂

Saydığım tüm bu insanlar benim hayatıma öyle ya da böyle büyük etki etmiş insanlar. Hepsine musmutlu ve efsane bir yıl diliyorum! 🙂 Yüreklerinden öpüyorum!

Kendilerinin tabi haberi yok bundan 😀 Kıh kıh kıh 😀

~ Dyg ~

Eften Püften? Mi Acaba? :)

Dünden önceki gece bir şarkıya sardım durdum: ZaZ’ın “T’Attends”i.

Sonra, Deliliğe Övgü’ye döndüm durdum. Erasmus’un  deliliği ve delilerine 🙂

Sonra efem, bu da bitmedi bu da yetmedi beni sakinleştirmeye veee kendime hedefler belirledim – ki onları halletmeye çalışırken beynim bir uzaklaşsın eften püften meselelerden 🙂 Hedefler için ekran yapışkanlı notlarını kullandım ve sonuç şu oldu:Hımm.. O notlar da güdüleyemedi beni. Tez için kaynakları çıkarttım önüme. Artık başla dedim BAŞLA 🙂 Ama yokkk, olmuyor… Alışmadık bünyede tez durmuyor efem 🙂Baktım hala olmuyor; sinemaya gideyim dedim. Hakaret filmine bilet aldım. Aldıktan sonra şunu fark ettim: eften püften meselelere çok uyan bir film adı olmuş 🙂

Film yarım saat sonra başlayacak. Tabi film başlayana kadar son üç saatimi Erasmus’un “Deliliğe Övgü”sünü okuyarak geçirdim. Bitti. Kitap bitti Yüca NaN 🙂 Sonuç? Hava Durumu: Şimşekli ve Sağanak Yağışa Hazır Kapalı 🙂 Şimdi gidip havayı tınlamayıp filme seyreyleyelim 🙂

~ Dyg ~

 

Dün gecenin kahvesi :) Bu sabahın müziği :)

Sabahlayabilmek için dün kahve içtim; arka arkaya 2 Türk kahvesi 🙂 Ötekiler bende etki etmiyor :/ Uykum kaçtı elbette, yani istediğim oldu. Ama ben ne yaptım? Camış gibi yattım; müzik dinledim, youtube’da kayboldum 🙂 Bi ara azıcık kitap okumuş olabilirim lavaboda: “Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev” (Jean-Jacoues Rousseau). Neyse, sonra düşündüm… Düşündüm… Düşündüm… Dünya ve insanlar üzerine düşünmeye son verdikten sonra instagramdan yazanların akademi ile ilgili sorularına cevap verdim. Sonra instada dolaştım durdum. Amaaaaa içim nasıl huzursuz nasıl huzursuz!! Annnlatamam 🙂 Dedim ki ben yarın ki görüşmeyi askıya alayım, dışarıda çalışayım. Haftaya da hocanın karşısına bomba gibi çıkarım 🙂 Sabah oldu saat 9… 10… 11… Tabi bende hala tıkkk yok. Yine youtube açtım ayılmak için. Ve çok güzel bir akustik daha keşfettim 🙂 Motive oldum, birazdan dışarı atacağım kendimi 🙂 İşte buyurun o akustik kayıda 😉

Dışarıda hava kapalı. Haliyle benim havamı da kapatıyor. Zaten havam kendiliğinden kapalı olmaya meyilli 😀 Şimdi bir kahve yapayım kendime, sonra dışarı atayım kendimi ve biraz ders çalışayım… Ve son olarak; humoooooor diyorum! 😉

~ Dyg ~