About ankarakna

Hakkımda ne yazsam boş. Bloga göz gezdirirseniz hakkımda genel bir fikriniz olur sanırım :)

09 Kasım’da çıkmış!!!

Ed Sheeran’ın yeri benim için ayrıdır. Hele “Photograph” ve “Perfect” parçaları ilk ikimdir 🙂 Yalnız, Photograph’ın klibi ve ek yayınları olmasına rağmen Perfect’in yoktu. Amaaa 09 Kasım’da Ed Sheeran’ın resmi youtube sayfasında onun da klibini yayınlamışlar 🙂 Nasıl mutluyum!! Klibin de cidden iyi çekilmesi ayrıca mutlu etti; güzelim şarkıyı berbat etmemişler 😉 Neyse, gelelim o klibe 🙂

Dip not=Yarın ALES sınavım var ama şuan saat 23.58 🙂 Hala ayaktayım 🙂 Bu arada hedefim 90 ama bugüne kadar 90’ı hiç geçemedim; 88-89 aldım ama o 90’ı bir türlü göremedim 🙂 Neyse bakarsınız bu sefer olur…

Dip not=Bu gün yeni bir şey öğrendim:

ile sağa ve sola dayalı yazı yazabiliyormuşuz 🙂 Ama ben yapamadım yine 😦 Alt+Shift+j ile yapabiliyorum hala 😦 Neyse, bir daha öğrenirim 🙂

~ Duygu ~

Reklamlar

Dansta Yeni Keşfim: Anthony Lee

Bayıldım!!!! Moral bozukluğuna ve hareketsizliğe birebir 🙂 Bu video bana ilham verdi. Elbette öteki videolar da 🙂 Tek sıkıntı bana hareket etmeyi öğretecek biri yok 😦 Anca izleyip izleyip motive oluyorum 🙂 Olsun. O da bir şey 🙂

Şimdi aşağıya favorilerimi ekliyorum ki canım sıkıldığında kolay bulup neşeleneyim 🙂

Şimdi de Anthony Lee’nin olmadığı ama yine de on numara olan danslara gelelim:

Şimdi de çerezlikler gelsin mi 🙂

Ben yatar. Zaten videolar keyfimi de yerine getirdi, misss….

~Duygu~

Yatak Döşek bir de Kampet mevzuları…

Valla ben liseyi bitirip de üniversiteyi kazandığım o seneden beri yataksızım. Aşağı yukarı 10-12 yıl oluyor sanırım. Ya koltukta ya kanepede yatarak geçti yıllarım. İşe girdim gittim yine koltuk kanepe vesaireye devam…Diyeceksiniz ki “artık para kazanıyorsun, tek başına yaşıyorsun, nasıl yatağın olmaz?” olmaz çünkü… Çünküsünü boş verin, şartlar deyip geçelim 🙂 Neyse, bir bakmışım yıllar geçmiş falan… Sonra da, açıkçası tam düzen kurayım derken il değişikliği yaşadım ve şuanki yere yerleşmeyi istemediğimden eve bir zırnık dahi almıyorum 😀 Mesela şuanda buzdolabım da yok 🙂 Elektrikli güzel süpürgem de 😀 Buzdolabımı babama verdim, zaten kullanmıyordum 😀 Elektrikli süpürgemse Çanakkale’den gelmeden hemen önce kırılmıştı :/ Şuanki yerde de güzel bir şey almak istemedim açıkçası, bu yüzden Migrostan 60 liraya dandik bir süpürge aldım :/ Onunla idare ediyorum, halıları süpüremediği için halıları kaldırdım 😀

Demem o ki göçebe gibi bir hayat yaşıyorum 😀 Benden sonra işe başlayan herkesin bir düzeni var, birikimi var, hedefi var; benimde kanepem var 😀 Kanepemle döverim 😀

Olay nereden nereye geldi 🙂 Az önce annem geldi ve “gelecek yıl sana bir kampet alacağım” dedi. “O ne ki?” dedim. Meğersem katlanabilir döşeğimsi bir şeymiş. Bakınız aşağıdaki fotoya 😀 Fotonun gerçek linki içinse buraya tık tık…

Sanırım 10-12 yıldan sonra bir acıma geldi 🙂 Babam? Ona hala gelmedi bence, çünkü tıkk yok bu konuda. Kardeşim mi? O annemle yaşıyor, o yüzden bir yatağı ve döşeği ve yorganı ve yastığı ve çarşafı var. Ama dediğim gibi benim de kanepem var, çok üstüme gelirseniz onunla döverim 😀 Sonuç olarak sanırım benim hayatım hep böyle geçecek 😀 Kanepeli 😀 Göçebe 🙂

Akşam akşam güldüm ya 😀 Kampet 😀 😀 😀 Kampettt 😀 😀 😀 Aslında keşke daha önce öğrenseydim bu şeyi; böylece kanepe masrafına girmezdim, odada alan darlığı da yaşamıyor olurdum… Sonuçta 60 metrekare ev… 1+1… Neyse, bunu yazdım bi kenara, ola ki tekrar taşınırsam felan… DUR Bİ DAKİKA!!! Ne diyorum ya ben?!!

Artık bundan sonraki ev olayında düzen kurmak istiyorum. Bir yatağım, bir yatak odam olsun istiyorum… Bir tuvalet masam olsun istiyorum… Bir boy aynam olsun istiyorum… Bir oturma odam olsun… Aydınlık odaları olan bir evim olsun… Geniş bir mutfağım…  Sade ve iç açıcı halılarım, perdelerim… Pofuduk yastıklarım… Yerden tavana beyaz bir kütüphenem olsun… Mümkünse ara kat olan bir evim… Benim evim… İş yerime yakın olsun evim… Merkezde olsun… Mutlu olayım falan… Hayaller hayatlar 🙂

Ama sana söz gelecekteki ben; eğer akademisyen olamazsam birikim için çabalayacağım. Ev alacağım. Ve kendim için yaşayacağım 🙂 Söz 🙂 Akademisyen olursam da yine aynısını yapacağım 🙂 🙂 Ama olup olamayacağımın belli olacağı o güne kadar sürünmeye devam 😀 Azıcık daha dayan köleeee 🙂

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

YÖKDİL SINAV YERLERİ AÇIKLANDI

Evet, Yökdil İngilizce Sınavının sınav yerleri açıklandı. Sanırım dün açıklanmış. Şuan saat sabahın 07.30’u ve ben daha yeni öğreniyorum yerimi 🙂 Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yunus Emre Kampüsü falan filan işte 🙂 Sınav yerinizi öğrenmek için buraya tık tık…

Yine, bir sınava daha çalışmadan girmiş olacağım :/

  • e yds = 200 TL -> boşa gitti
  • yökdil = 75 TL -> boşa gitti
  • ales = 90 TL -> boşa gidecek :/

Yani toplamda 365 TL + 210 TL (yol masrafları) = 575 TL çöpe gitti. Canım sıkkın bu yüzden. 575!!! Artık toparlanmalı ve kendime gelmeliyim. Artık ona buna can sıkmamalı önüme bakmalı ve akademiye odaklanmalıyım!!! Akademik kariyer için şu son virajımda bırakmamalıyım kendimi…

Neyse, bu haftasonu da bir sınav maceram olacak 🙂 Yine deneyimlerimi paylaşırım burada 🙂 Şimdi gidip saçımı yıkamalı/kurutmalı ve evden apar topar çıkmalıyım 🙂 Malum; iş güç…

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Ekimi Uğurlarken

Millet ekimin girişinde başlamıştı sonbahar fotoğrafları paylaşmaya bense ekim çıkarken başlıyorum 🙂 Millet mersine ben tersine misali 🙂 (Şu emoji bolluğum beni öldürecek bir gün)

Ekim ayı durağan geçti benim için. Desem de yalannnn!! 🙂 Bol inişli bol çıkışlı tabi 🙂 Yahu şu tez olayında danışmanımla fikir birliğine ulaşamamak bir yana danışmanımın beni ciddi şekilde dinlememesi isteğimi kırıyor. Neyse, bu ayın başında aldığım karar gereği bu duruma kafayı pek takmadım ve Ankara’yı doya doya yaşamaya çalıştım. Tabi bu doya doya yaşamaktan kastım şunlar:

  • Son arabalarla Eskişehir’e gitmek
  • Ankara YHT Tren Garında bolca vakit geçirmek (kahve kitap keyfi yapmak)
  • Ankara’ya her gidişimde etrafa (köprüye, ağaca, caddelere, göğe vb) baka baka yürümek (ayakucuna bakarak yürüyen benim gibi biri için devrimdir bu)
  • Görünce bile sinir olduğum tiplere zaman ayırmamak
  • Tez stresini cidden atmak ve alan dışı bol bol kitap okumak

Bu arada bazı durumlara cidden el koydum. Bazı durumları aşağıda açıklamadan söylemeden önce “el koymak”tan kastımı açayım. Demek istediğim şu: “vazgeçtim”. Gelelim şu “bazı durumlar” mevzusuna:

  • Kahve= Artık adam gibi kahve içiyorum, yani amacım kahve içmek olduğunda içiyorum
  • Türk Kahvesi= Kahvenin çeşitlerine şans veriyorum, Ahududulu Mocha mesela ❤
  • Ruh Durumu= Beynime emir veriyorum: “Konuş köleee!!”

Bu fotoğraf bana Pokemon’daki en sevdiğim pokemonu hatırlattı: Charmander. Benzemiyor mu ama 🙂 Hala daha favorimdir ❤

Başka neler yaptım bu ay, bir düşüneyim… Ajandamı bir kontrol edeyim… Hımm, çok da bir şey yapmamışım:

  • İki film izledim (adlarını hatırlamıyorum)
  • 4 kitap bitirdim (Homo Sapiens+Ateşten Gömlek+Vurun Kahpeye+Eylembilim)
  • Bir diziye giriş yaptım: Fi
  • Bir kitaba giriş yaptım: Sokrates’in Savunması
  • Bu yazıyla sanırım 5 blog yazısı yazmışım
  • Naruto Next Generations’ın 21 bölümünü izledim ❤
  • ALES ve Yök-Dil’e başvurdum (ama hiç çalışmadım)
  • E-YDS’ye girdim ve 58,75 puan aldım (sınavda uyudum yine)
  • Ekonomimi sarstım yine (!) Ama Kasım’da hiç taviz vermeyeceğim!
  • Özel ders vermeye başladım ve ilk parasını aldım, aldığım gibi de gitti
  • Tezim için ilk defa görüşmeler yaptım: toplam 5 (uzman) + 4 (tez öğrencisi)
  • Toplam 3 nutella kavanozunu mideye indirdim (750×3=2250 gr!!)
  • 3 kilo aldım
  • Saçıma ilk defa boncuk taktırdım, fena da olmadı ❤
  • İlk defa kürklü bir şey aldım, kürkünü kullanmayacak olsam da 🙂
  • Yeni bir notluğa geçtim: 21. notluk
  • 17 lira kazandım ❤
  • Ankara’ya yüksüz gittim geldim: sadece omuz çantam, çok nadiren sırt çantam
  • Tunalı Hilmi Caddesi’ne varayazdım

Hiç mi kötü şey yapmadım? Hiç mi kötü şey yaşamadım? Tabi yaptım, yaşadım. Ama bu aralar zaten canım sıkkın, bir de buraya yazıp yine yine o anları yaşamama gerek yok. Velhasıl kelam; Ekim ayı öyle böyle bir şekilde geçti gitti işte 🙂 Şimdi gelelim Kasım’a.

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Hayal Kurdum bıdı bıdı :)

Yüksek lisans tez görüşmem için Ankara’ya gittiğimde kayboldum. Kendimi çok sevimli bir mahallede buldum:

Bu mahellede kaybolana kadar çok telaşlıydım 🙂 Malum, derse yetişmem gerek falan 😀 Ama sonra bu mahallede kaybolunca bir mutlu oldum, huzurla doldum ki sorma. Her apartman 3 katlı, sokaklar tertemiz ve ağaç dolu, güvende hissettiren ve bir de sessiz sakin… “Keşke,” dedim “Keşke burada bir evim olsa; 1+1 de olsun benim olsa ve burada olsa”. Ve inan ciddi ciddi dua ettim 🙂 Kabul olur olmaz bilmiyorum, ama dua edip isterken çok heyecanlandım 🙂 O kadar sevdim işte bu mahalleyi… Orayı tekrar bulabilir miyim? Ah, keşke…

O haftanın o cumasının o vaktinde zaman yavaşladı benim için, mis gibiydi hava. Evrenin kalbi benim için attı sanki. Sinir denen şeyden zerre kadar kalmadı, yumuş yumuş oldum 🙂 Ve hiç “yılda şu kadar biriktirsem şu kadar yılda burada bir evim olur” gibi Cem Yılmazvari bir hesaba da girmedim. Anı yaşadım orada. Bir de hayal kurdum; 1+1 evim olmuş da, bir odası tabandan tavana cammış da, perdelerim tülmüş de, akşam vakti sokak ışığı içeriye doluyormuş da, ikinci kattaymışım da bıdı bıdı…

Velhasıl kelam efenim, yaşam enerjisi doldum o kısacık yarım saatte 

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~