YÖKDİL SINAV YERLERİ AÇIKLANDI

Evet, Yökdil İngilizce Sınavının sınav yerleri açıklandı. Sanırım dün açıklanmış. Şuan saat sabahın 07.30’u ve ben daha yeni öğreniyorum yerimi 🙂 Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yunus Emre Kampüsü falan filan işte 🙂 Sınav yerinizi öğrenmek için buraya tık tık…

Yine, bir sınava daha çalışmadan girmiş olacağım :/

  • e yds = 200 TL -> boşa gitti
  • yökdil = 75 TL -> boşa gitti
  • ales = 90 TL -> boşa gidecek :/

Yani toplamda 365 TL + 210 TL (yol masrafları) = 575 TL çöpe gitti. Canım sıkkın bu yüzden. 575!!! Artık toparlanmalı ve kendime gelmeliyim. Artık ona buna can sıkmamalı önüme bakmalı ve akademiye odaklanmalıyım!!! Akademik kariyer için şu son virajımda bırakmamalıyım kendimi…

Neyse, bu haftasonu da bir sınav maceram olacak 🙂 Yine deneyimlerimi paylaşırım burada 🙂 Şimdi gidip saçımı yıkamalı/kurutmalı ve evden apar topar çıkmalıyım 🙂 Malum; iş güç…

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Reklamlar

Ekimi Uğurlarken

Millet ekimin girişinde başlamıştı sonbahar fotoğrafları paylaşmaya bense ekim çıkarken başlıyorum 🙂 Millet mersine ben tersine misali 🙂 (Şu emoji bolluğum beni öldürecek bir gün)

Ekim ayı durağan geçti benim için. Desem de yalannnn!! 🙂 Bol inişli bol çıkışlı tabi 🙂 Yahu şu tez olayında danışmanımla fikir birliğine ulaşamamak bir yana danışmanımın beni ciddi şekilde dinlememesi isteğimi kırıyor. Neyse, bu ayın başında aldığım karar gereği bu duruma kafayı pek takmadım ve Ankara’yı doya doya yaşamaya çalıştım. Tabi bu doya doya yaşamaktan kastım şunlar:

  • Son arabalarla Eskişehir’e gitmek
  • Ankara YHT Tren Garında bolca vakit geçirmek (kahve kitap keyfi yapmak)
  • Ankara’ya her gidişimde etrafa (köprüye, ağaca, caddelere, göğe vb) baka baka yürümek (ayakucuna bakarak yürüyen benim gibi biri için devrimdir bu)
  • Görünce bile sinir olduğum tiplere zaman ayırmamak
  • Tez stresini cidden atmak ve alan dışı bol bol kitap okumak

Bu arada bazı durumlara cidden el koydum. Bazı durumları aşağıda açıklamadan söylemeden önce “el koymak”tan kastımı açayım. Demek istediğim şu: “vazgeçtim”. Gelelim şu “bazı durumlar” mevzusuna:

  • Kahve= Artık adam gibi kahve içiyorum, yani amacım kahve içmek olduğunda içiyorum
  • Türk Kahvesi= Kahvenin çeşitlerine şans veriyorum, Ahududulu Mocha mesela ❤
  • Ruh Durumu= Beynime emir veriyorum: “Konuş köleee!!”

Bu fotoğraf bana Pokemon’daki en sevdiğim pokemonu hatırlattı: Charmander. Benzemiyor mu ama 🙂 Hala daha favorimdir ❤

Başka neler yaptım bu ay, bir düşüneyim… Ajandamı bir kontrol edeyim… Hımm, çok da bir şey yapmamışım:

  • İki film izledim (adlarını hatırlamıyorum)
  • 4 kitap bitirdim (Homo Sapiens+Ateşten Gömlek+Vurun Kahpeye+Eylembilim)
  • Bir diziye giriş yaptım: Fi
  • Bir kitaba giriş yaptım: Sokrates’in Savunması
  • Bu yazıyla sanırım 5 blog yazısı yazmışım
  • Naruto Next Generations’ın 21 bölümünü izledim ❤
  • ALES ve Yök-Dil’e başvurdum (ama hiç çalışmadım)
  • E-YDS’ye girdim ve 58,75 puan aldım (sınavda uyudum yine)
  • Ekonomimi sarstım yine (!) Ama Kasım’da hiç taviz vermeyeceğim!
  • Özel ders vermeye başladım ve ilk parasını aldım, aldığım gibi de gitti
  • Tezim için ilk defa görüşmeler yaptım: toplam 5 (uzman) + 4 (tez öğrencisi)
  • Toplam 3 nutella kavanozunu mideye indirdim (750×3=2250 gr!!)
  • 3 kilo aldım
  • Saçıma ilk defa boncuk taktırdım, fena da olmadı ❤
  • İlk defa kürklü bir şey aldım, kürkünü kullanmayacak olsam da 🙂
  • Yeni bir notluğa geçtim: 21. notluk
  • 17 lira kazandım ❤
  • Ankara’ya yüksüz gittim geldim: sadece omuz çantam, çok nadiren sırt çantam
  • Tunalı Hilmi Caddesi’ne varayazdım

Hiç mi kötü şey yapmadım? Hiç mi kötü şey yaşamadım? Tabi yaptım, yaşadım. Ama bu aralar zaten canım sıkkın, bir de buraya yazıp yine yine o anları yaşamama gerek yok. Velhasıl kelam; Ekim ayı öyle böyle bir şekilde geçti gitti işte 🙂 Şimdi gelelim Kasım’a.

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Hayal Kurdum bıdı bıdı :)

Yüksek lisans tez görüşmem için Ankara’ya gittiğimde kayboldum. Kendimi çok sevimli bir mahallede buldum:

Bu mahellede kaybolana kadar çok telaşlıydım 🙂 Malum, derse yetişmem gerek falan 😀 Ama sonra bu mahallede kaybolunca bir mutlu oldum, huzurla doldum ki sorma. Her apartman 3 katlı, sokaklar tertemiz ve ağaç dolu, güvende hissettiren ve bir de sessiz sakin… “Keşke,” dedim “Keşke burada bir evim olsa; 1+1 de olsun benim olsa ve burada olsa”. Ve inan ciddi ciddi dua ettim 🙂 Kabul olur olmaz bilmiyorum, ama dua edip isterken çok heyecanlandım 🙂 O kadar sevdim işte bu mahalleyi… Orayı tekrar bulabilir miyim? Ah, keşke…

O haftanın o cumasının o vaktinde zaman yavaşladı benim için, mis gibiydi hava. Evrenin kalbi benim için attı sanki. Sinir denen şeyden zerre kadar kalmadı, yumuş yumuş oldum 🙂 Ve hiç “yılda şu kadar biriktirsem şu kadar yılda burada bir evim olur” gibi Cem Yılmazvari bir hesaba da girmedim. Anı yaşadım orada. Bir de hayal kurdum; 1+1 evim olmuş da, bir odası tabandan tavana cammış da, perdelerim tülmüş de, akşam vakti sokak ışığı içeriye doluyormuş da, ikinci kattaymışım da bıdı bıdı…

Velhasıl kelam efenim, yaşam enerjisi doldum o kısacık yarım saatte 

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Arkadaki Tablo Benim Olmalı + Günün Şarkısı ♪ ♫

Dün çocuklar gittikten sonra yatıp uyudum. İnstagrama bile girmedim. Hım, ayrıca Oğuz ATAY’ın “Eylembilim”ini bitirdim dün. Bir sonraki yazılarda değineceğim. Şimdi işe gitmek için hazırlanmam gerek (hatta çoktan çıkmış olmalıydım). Havalar güzel gidiyor bu ara… Umarım soğuklar bir anda bastırmaz geçen yılki gibi…

Ben kaçar. Şarkının keyfine bakınız…

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

e-YDS

Mer ha ba!

21.10.2017 yani dün, ilk defa e-YDS’ye girdim. Bu sınav bilgisayar ortamında yapılan bir sınav. Sınav saati de 14.30. İlk başta bu saate anlam verememiştim, ama öyle uzak bir yerdeki e-ÖSYM Merkezi; vuuuu… Git git bitmiyor… Neyse, bu sınavın sonuçlarını da aynı günün akşamı açıklamışlar!!! 😀

Yani 200 TL’nin hakkını mı vermeye çalışmışlar anlamadım, ama sonucun aynı gün açıklanması çok hoşuma gitti. Aynı zamanda kabinler de tek başıma olmak da… Bilgisayarda sınav olmak da… Güzel bir deneyimdi… Sınav çok kolay gelmişti, mutlu çıkmıştım… Ama puanımı görünce şok oldum: 58,75

Hımm… Sınav esnasında ihtiyaç molası alabiliyorsunuz, ekranda “İhtiyaç Molası için Sıra Al” diye bir buton var. Görevli eşliğinde de lavaboya gidiyorsunuz. Kabinler tek kişilik, rahat… Önünüzde sadece bilgisayar ekranı ve fare var, KLAVYE YOK 🙂 Dikkat toplama sıkıntısı olanlar için kötü bir haberim var; fare sesleri sizi rahatsız edebilir. Sınav merkezi çok büyük, AVM’ler gibi diyebiliriz… Sınav binasına girerken tepedeki bir ekrana bakarak çok yavaş yürümenizi istiyorlar, bildiğin ufak bir podyum yürüyüşü yaptırıyorlar 😀 Tabi yürüyüş bitene kadar biz de yürüyeni izliyoruz 🙂 Hey Allah’ım 😀 Çok komikti ya… Neyse, ekran yüz tanıma programı sayesinde sizi buluyor (bulmalı). Bulamazsa sorun var 🙂 Neyse, sonuç olarak teknolojiyle sarılıp sarmalanmış şekilde sınava giriyorsunuz çıkıyorsunuz akşama da puanınızı öğreniyorsunuz 🙂 Hı bu aradaaaa, küçük emanet kasalar koymuşlar binanın içine. 4000 TANE!! 😀 Yani yanınızda cüzdanla falan gidebilirsiniz 🙂

52 – 73 – 62 – 58… Başarı grafiğim  düşüşte 😀 Neyse. Önümüzdeki maçlara bakalım 🙂 Bakarken de “wheras ve only if ” kullanımlarına ayrıca çalışalım.

Bu akşamımın programı:

  • Mp3
  • Uyku

Haftamın programı:

  • Hocalara mail atıp görüş alma
  • Görüşleri analiz etme
  • Oğuz Atay’ı bitirme

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Sakinlik

En son yazıya cevap olsun bu: Danışmanım yöntem kısmını çok ayrıntılı buldu. Yeniden düzenlememi istedi. Bir de artık “tez klasörü” açtı banaaaa 🙂 Artık ciddiye aldı beniiii 🙂 Gerçi bir sürü de olumsuzluk yaşadık ama onları burada ele almayacağım; yaşanan “olumlu şeylere” ve “yaşanması ihtimal olumsuz şeylere” odaklanmaya karar verdim.

Gelelim bu haftaki hava durumuma…

Bu aralar çok gergin ve sinirliyim… Sebebi her zamanki sebep… Neyse… Sanırım tezin stresinin de bunda büyük etkisi var. Daha doğrusu akademisyen olamama korkusu.

Şuan saat 07.25. Az önce çıktım banyodan… 25 dakika keyif yaptım… Gerginliğim biraz azaldı. Gerginliğiniz azalsın diye sizler ne yapıyorsunuz? Öneri varsa alta yazın olur mu?

Birazdan hazırlanıp işe gitmek için evden çıkacağım. Akşam üzeri de Eskişehir yolcusuyum. Malum yarın Ankara’da tez görüşmem var danışmanımla. Ve karar verdiğimiz plan programa uygun hiçbir şey yapmadım 😦 Çok utanıyorum danışmanımdan ve arkadaşım Ömer Hoca’dan. Ömer, benim akranım; ve saygı duyduğum ender yüksek lisanslılardan. İleride onu cidden hoca olarak görmek istiyorum; ülkemin onun gibi akademisyenlere ihtiyacı var… Neyse, yine lafı sakız ettim. Mevzu şu: danışmanımdan da Ömer’den de utanıyorum bu tembelliğim yüzünden.

Artık üzerimdeki şu soğukluğu atmalı ve ayağa kalkmalıyım. Ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. Tek bildiğim bu son iki hafta bebek adımları atabildiğim:

1- danışmanımla görüşmeye gitme cesaretini gösterdim

2- kaynaklar listemin çoğunu çıkarttırdım

Yarına yetişmesi gereken en önemli şeyler kaldı, ama yine de akşam Eskişehir’e gider gitmez kaynakları ve formu halletmek için sabahlayacağım.

Bu hafta Ankara benim için çok güzel geçsin Allah’ım nooolur nooooolur 🙂

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~