Hediye Kitap Etkinlikleri (!)

Niye ünlem? Çünkü kızgınım! Kitapsever ve kitapokur biri iseniz hediye kitap etkinliklerini mutlaka duymuşsunuzdur, eminim. Ama duymayanlarınız için kısaca bir özet geçmemi mazur görmenizi rica ediyorum.

Hediye kitap etkinlikleri genellikle sosyal paylaşım sitelerinde (özellikle facebook) genellikle bir kişinin atılımı ile duyurusu ile başlar. Etkinliğe katılmak isteyenlerin ya listesi oluşturulur ve zincir yapılarak kimin kime kitap hediye edeceğine karar verilir ya da liste yapılmadan arkadaşının arkadaşı-nın arkadaşı gibi uzaya uzaya zincir kendiliğinden oluşturulur.

Şimdi gelelim benim kızgınlığıma. Kızgınlığım deneyimlerimden kaynaklı. Ben bana ismi çıkan kişilere; özenerek ve kalite arayarak kitap seçiyorum, seçtikten sonra gidip satın alıyorum ve yine özenerek not düşüyorum kitaba. Çoğunlukla da ya bir kalem ya da bir küçük defter iliştiriyorum kitabın yanına. Tabi yine o kalem ve defterler de özenerek seçilerek alınan şeyler. Ve öyle gönderiyorum o kitabı.

Ayrıntılı olarak değinmek istediğim bir konu var; kitap seçimi. Eğer ismi bana çıkan kişi arkadaşımsa karakterine göre alıyorum kitabı, kişi tanımadığım biri ise mutlaka facebook veya google ile profilini tarıyor karakterini-zevklerini anlamaya çalışıyorum ve kitabı ona göre seçiyorum. Elbette alacağım hiçbir kitabın edebi niteliğinden ödün vermiyorum ama profil önemli; çünkü, kişinin yaşı, cinsiyeti, mesleki durumu, ekonomik durumu gibi gibi gibi etkenler nitelikli kitaplar arasında seçim yapmamı kolaylaştırıyor. Örneğin, diyelim ki bana ismi çıkan kişi tanımadığım biri ve internetten taradığım kadarıyla yaşı 20-22 yaş arası ve genellikle çiçek böcek fotoğrafları paylaşmış biri olsun. Tutup da, bu kişiye Patti Smith’in Çoluk Çocuk kitabını göndermem. Bunun yerine yaş aralığını ve okuyor olma durumunu da göz önüne alarak hayata dair olumlu olsun diye Küçük Prens’i gönderirim. Dikkat edin; sıradan bir kişisel gelişim kitabı/romanı göndermem. Diyelim ki etkinlikte bana çıkan kişi, evli ve çoluk çocuklu  bir bayan olsun. Bu hanımefendiye de Platon’un Devlet’ini göndermem. Onun yerine Stefan Zweig’ın Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nu gönderirim. Hem okuması kolay olur, hem çoluk çocukla uğraşmanın arasında bitirebilir hem de FARK EDEBİLİRSE KİTABIN DERİNLİĞİNİ HİSSEDEBİLİR. Diyelim ki bana çıkan kişi, instagram paylaşımlarından çıkardığım 25-30 yaşları arasında gezgin ruhlu ve rock müzik seven bir beyefendi olsun. Üniversite okuduğu hissine kapılmış olayım (yine aynı kişinin paylaşımlarından). Bu kişiye tutup da Platon Devlet’i veya Reşat Nuri Güntekin’in Ateş Gecesi’ni değil Çöpteki Çiçekler veya Çoluk Çocuk’u alırım. Mesleğine aşık bir öğretmen çıkmış olsaydı eğitimle ilgili en nitelikli kitabı alırdım. Gibi gibi gibi…

Ama kesinlikle “üzerinde çay kahve izleri olan, sayfaları bakımsızlıktan ve güneşten kavrulmuş, niteliksiz bir kitabevinden çıkmış, içinde bırak bir küçük paragrafı bir küçük ‘sevgiler, iyi okumalar’ı bile barındırmayan, ucuz kişisel gelişim romanı olan veya daha da kötüsü burçlar kitabı olan, evde atıl durumda olan ve gözden çıkarılan” bir kitabı hediye olarak göndermezdim. Önce kendime saygısızlık sonra karşımdakine hakaret olarak görürdüm.

Ne yazık ki, bana gelen kitapların çoğu yukarıda anlattığım gibi. Elbette aralarında çok kaliteli seçimle ve nazik tutumla kitap gönderen kitapseverler de var. Ama çoğunluğu ne yazık ki diğer kesimden (örneğin bir tanesinin fotoğrafını aşağıya ekliyorum). Bu sebeple artık hediye kitap etkinliklerine katılmıyorum.

Eğer bu yazımı buraya kadar okuduysanız, ileride bir hediye kitap etkinliğine katılmayı düşünüyorsanız size önerim “lütfen ama lütfen, çok kararsız kalırsanız en azından bilinen Türk klasiklerinden alın gönderin”. Reşat Nuri, Halide Edip, Yakup Kadri’yi gönderin. Ha yok; “belki Türk klasiklerinin dili ağır olur” diyorsanız (ki kesinlikle öyle bir şey yok) yabancı klasiklerden gönderin. Nitelikli bir kitap göndermiş olursunuz. Şimdi, içinden “kitap okusun da nasıl kitap okursa okusun” diyeniniz çıkabilir. Ben, insanı düşünmeye itmeyen hiçbir kitabın insana katkı sağlayacağına inanmıyorum.

Tamam ben de ara sıra çerezlik, kafa boşaltmalık dandik kitaplar okumuyor değilim (hele bu aralar)… Ama… Neyse… Söz uzar anlam kısalır… Susayım… Mutlu günler yol arkadaşım. Günün bol kitaplı bol huzurlu olsun.

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Duygu~

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s