Bayram Sonu

Evet sayın seyirciler, yine sorunlu bir bayramın daha sonuna geldim. Yıllardır süregelen aile geleneğimiz bu yılda da rotasından şaşmadı. Şaşsaydı garip olurdu zaten… Bayramları da tıpkı akşam yemeklerini sevmediğim gibi sevmiyorum; sorun  sorun ve yine sorun. Resmen bir ay öncesinden başlıyor bayramların sıkıntısı… Neyse… Düşünmeyeceğim… Geldi geçti… Tek isteğim, ileride bu sıkıntıları yaşamamak…

~ Dyg ~

Bayram

Sorunsuz geçmeyen bir bayram daha.

Bu bayram bir ilke imza attım; bana mesaj atanlara cevap atmak dışında kendi isteğimle tek bir kişiye bayram mesajı attım: Biyo.

Daha bayramın bitmesine 1.5 gün var 😦 inşallah birine girmeden bitiririm şu bayramı.

Zorunluluktan doğan her şeyden nefrwt ediyorum!!!

~ dyg ~

Güne Başlarken

Malum, artık tatil vaktidir. Bu da demek oluyor ki geceyi gündüz gündüzü gece yapmanın, youtube videolarının dibini görme vaktidir! Yihhu!!

Bugün saat 12 gibi uyandım. Ve izlediğim ilk video bir dövüş videosuydu. Resmen aş ererek uyandım desem yeri 🙂 Şöyle bi IP MAN açayım da izleyeyim dedim 😀 İşte o videoalrdan biri: (evet büssürü büssürü izledim)

Ama tabi ilerleyen saatte şu videoya tekrar kaydım ♥

Böyle böyle giderken kendimi duygusallık ve en sonunda da yine kendi benliğim içinde buldum. Duygusallıkla ilgili olan şarkı aşağıdakilerin ilki, benliğimle eş olansa ikinci şarkı. Buyurun:

Bu ezgiye bayıldım!!! Mmmm… Dinlerken dalıyorum… Çok yumuşak ve hafif… Hafif hüzünlü… Hafif umut dolu… Hafif rahatlatıcı, hafif rahatsız edici… Hepsi bir arada… Bakalım sizler ne hissedeceksiniz, buyurun:

Dip not olsun bu; Hannibal denen dizi dikkatimi çekti bu şarkıyla. İzlenmeliklere ekledim 😉 Ama önce Tezimle ilgilenmeliyim 😦

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Dyg~

Sevgili Tez (3)

Sevgili Tez,

Seninle olan ilişkim bir nebze ciddiyet kazandı. Seni danışmanımla tanıştırdım. Hatta bu tanıştırma az önce gerçekleşti. Ben de işte burada, bu tarihi anı ölümsüz kılmak adına kayıt tutuyorum. Bakalım, danışmanım senin neyini beğenmeyecek? Amaçlarını mı? Örneklem mevzuuuunu mu? Yöntemini mi? Bekleyip göreceğiz…

Seninle hala nefret edişiyoruz. Bu da tabi senin metnine yansıyor, ister istemez yansıyor. Sanırım, bu durum danışmanımın gözünden kaçmayacak. Dur bakalım; gün doğmadan neler doğar, değil mi? Hala istediğim hale gelemedi ilişkimiz… İnşallah gelir… Ayyy, aklıma da annemin “inşallahla maşallahla olmuyor kızım, çalışmayanı Allah sevmez” deyişi geldi. Kadın haklı… Çok çalışmam gerek anne, çoook.

Bugün, sevgili tezim; canım çok sıkkın. Aslında kafa dağıtmak için geldim buraya. Ama yetmedin… Seni bitirmem gerektiği ve sonrasındaki zorunluluklarım aklımın türlü köşelerinde hortladı… Yanımdaki yeşil adamcık bile gülümsetemedi beni. Yeşil adamcık? Kinder yumurtadan çıkan oyuncak adamcık. İşte kolunu bacağını indirip kaldırarak düşüncelerimde eğleşirken neşelendiren oyuncakcık. O bile neşelendiremedi beni… İçime oturan öküzlerle cebelleşiyorum… Neyse… Ana mevzuya dönelim biz.

Danışmanım eğer yarın müsait olursa Ankara’ya gidip seninle ilgili görüşmeyi planlıyorum. Az önce kendisini aradım ama jürideymiş. Mail attım, henüz bakamamıştır. Jüri bittiğinde senin durumun da netleşir diye düşünüyorum. Yani yarın Ankara olacak mı olmayacak mı? Yani seninle ilgili karar verecek miyiz vermeyecek miyiz? Oyh! Daralıyorum seni düşündükçe sevgili Tez!

Sahibin Duygu

Biliminsanı Adayı

Edit = Bu yazı 22.06.2017 tarihine ait.

Yine Edit = Danışmanım müsait değilmiş. Hatta bayram sonrasında da müsait değilmiş. Ne ara senin üzerine konuşacak merak ediyorum, Sevgili Tez. Bu arada bu adamın bana olan nefretine, soğukluğuna hayranım -.- Neyse ki, nefret hususunda olmasa da soğuklukta ona eşlik ediyorum -.- Herkes de bayılıyi bu adama -.- Ama şimdi Allah aşkına, Fileto’ya OmKam’a makale çıkarttırıyor, proje yaptırıyor; ama bana gelince hep bi “müsait” değil -.- Nasıl seveyim ben bu adamı?! Ama işte hata bende; azıcık daha güler yüz, azıcık daha çalışkanlık ve çaba göstersem beni de severdi. Bende bu nemrutluk, bu ciddiyet ve bu tembellik varken kim beni napsın /._.\

Sevgili Tez (2)

Sevgili Tez,

Seninle olan ilişkimde ben sana doğru bir adım attım. Ama aşk olsun senden tıkk yok. Bak sırf senin için köylerde kalıyorum, sırf güneş enerjisinden bol oksijenden faydalanayım diye. Sırf senin için teknolojiden ve internetten mahrum kaldım. Senden nefret etmeme rağmen, seni sevebilmek için çaba sarf ediyorum burada. Ama sen tıpkı başı ağrıyan hatun misali sırtını dönüyorsun bana. Olur mu hiç böyle?

Sırf Yöntem kısmında sana “neden örneklemi yok da çalışma grubun var” demesinler, sırf sana laf gelmesin diye 2 gündür örneklem okuyorum. Ama bakma sen 2 gündür okuduğuma, bunun stresini 2 haftadır çekiyorum. Lanet olası “amaçsal örnekleme” için kanıt topluyorum sana.

Sana, seninle ilgileneceğime dair söz vermiştim; yerine getirdim. Kapak ve boş kaynakça dahil 15 sayfa yazdım sana. Senden kaçmadım bu sefer. Bunu not et bir yere ♥ Gerçi danışmancığımdan kaçıyorum hala ☹ ve hala mail atmadığım ona ☹ adamcağız benden nefret ediyor zaten 😃 ben de tuz biber ekiyorum duygularına 😃 😃 Nan, sarı emre bile aldı yolu gitti, hotiç şimdiden 80 sayfayı devirdim diyor, OmKam bitirmek üzere, fileto uygulamaları yaptı analize geçti…  Aah ah!! Biz de seninle anca başlıkları yazabiliyoruz 😃

Biyo’ya danışmanı şöyle demiş: “tez konusu evlilik gibidir. Siz önce evlenmek sonra sevmek istiyorsunuz.öyle olmaz, illa bulacaksınız bi konu, bakının bakalım”. Sesli güldüm bunu öğrenince 😃 Adam haklı 😃 Sanırım Sevgili Tez’ciğim, biz seninle evlenmemeliydik… Çünkü birbirimizi tanımadan sevmeden hoop yan yana bulduk kendimizi… Şimdi de bu sevgisizlikle bu evliliği kotarmaya çabalıyoruz. Pardon, BEN çabalıyorum 😊 sen köfte gibi yatıyorsun…

Acaba, evliliğimiz kurtulsun diye adak mı adamalıyım? Tamam!! Adıyorum nan!! Hayırlısıyla bu Ocak’ta seni, yani sevgili tezimi, bitirebilirsem ilk maaşla kurban keseceğim!!

Aah ah!! Sevgili Tez… Ne yapacağız biz seninle? Yüksek lisanstan atılmadan seni bitirebilecek miyim? Birbirimizden nefret etsek de saygı çerçevesinde bu işi kotarabilir miyiz?

Sahibin Duygu.

Biliminsanı Adayı

P.S.= Bu yazının asıl tarihi 16.06.2017’dir.

 

Sevgili Tez (1)

Sevgili Tez,

Seninle olan ilişkim pek de güzel başlamadı.Türlü badireler atlattık.. Türlü bocalamalar yaşadık… Türlü gerilimler hissettik… Bu arada itiraf ediyorum, ilk andan itibaren senden nefret ediyorum. Senin de benim için bayıldığın söylenemez 🙂 Ee enerji sinerji durumu, ne kadar ekmek o kadar köfte, ya da başka deyişle babaanne kuralı:ben seveceğim ki sen de beni seveceksin 🙂 Ama şimdi işte buradayız.  Hala pek seviştiğimiz söylenemez 🙂 Ama nefretimiz eskisi kadar pik noktasında değil en azından

Adını koyduk. Ama ne zaman koyduk adını inan hatırlamıyorum. Ama sonuçta artık p.ç değilsin. Sahibin belli : BEN. Adın belli: 14 kelime.

Şuanda yine senden kaçıyorum. Danışmanımdan kaçınca senden de kaçmış oluyorum sonuçta değil mi? Ayrıca vallayi üzülerek söylüyorum ki bu hafta da seninle hiç ilgilenmedim. Ama vallayi ilgileneceğim bi gün. Vallayi bak. Aklıma ne geldi şimdi; Biyo hep güvenilmez biri olduğumu söyler. Verdiğim sözleri tutmadığım ve tutamayacağım sözleri vermekten usanmadığım için. Oysa ben sadece tek bir kuralı çiğniyorum:”mutluyken söz verme, kızgınken söz söyleme”. Konu dağıldı… Neyse… Sonuç olarak şuanda Ankara’ya gidiyor olsam da (seninle ilgilenmek için değil emanet bir kitabı vermek için) senden kaçıyorum.

Bu arada hey heylerim üzerimde. Gene saç sakal karışmış durumda çünkü. Ve bu suratla insan içine çıkmaktan nefret ediyor, buna sebep olan baba genlerime de alkışlarımı gönderiyorum. Yani demem o ki, zaten içime dertsin bi de üstüne bu saç sakal mevzu… Voltran voltran!! Ya da tuz biber mi demek daha uygundu? Bilemedim.

Allah’ın kitabını vermek için 50 lirayı çöpe atıyorum resmen. Allah belamı vermesin. Ne diye cuma günü getiririm dedim ki!! Çünkü cumaya kadar seninle 2 adım ilerleyeceğime emindim:”10 sayfa yazacaktım sana, kaynakçanı hazır edecektim, metotlar kısmını bitirecektim ve danışmanımın karşısına gelinlik kız gibi çıkarabilecektim”. Evet evet, bunları yapabileceğime emindim. Ama tabi seninle bir kelime bile ilgilenmedim. Dikkat et; ilgilenemedim değil, ilgilemmedim. Bu yüzden de cumaya güvendiğim için verdiğim söz büyük bir yüke döndü.

Aah ah!! Sevgili Tez… Ne yapacağız biz seninle? Yüksek lisanstan atılmadan seni bitirebilecek miyim? Birbirimizden nefret etsek de saygı çerçevesinde bu işi kotarabilir miyiz?

Sahibin Duygu.

Biliminsanı Adayı