Ergenusluk Serde mi :)

vuuuu!!! sanki hoşlandığım biri var da onunla konuştum telefonda, sanki sevgilim var da ondan öyle heyecanlandım, sanki aşk içindeyim de telefonu açmadan önce 1000 kere düşündüm… Ama hiçbiri değil 🙂 Nannn!!! Biyo ile konuştuk uzun zamandan sonra!!! 🙂 O nasıl bir bilinmezlikti, nasıl bir heyecandı!! Liseli ergenuslar gibiydim sanki… Kafamda bir sürü neon ışığı yanıp sönüyordu konuşurken, uyarılar ayaktaydı, dikkatim onda… Vu!! Yemin ediyorum kasılmakta nirvana bile rakibim olamazdı 🙂 Allah’ım! Sana şükürler olsunnnn!!! Ramazan ayının güzelliğinden midir bu bana yaptığın iyilik? Bilemedim. Ama seviyprum Seni 🙂

P.S.= Bu kadarı tesadüf olamaz gibi bir fikir uyandı bugün aklımda… Neyse… Hatice değil Netice diyelim 🙂

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Dyg ~
Reklamlar

Lütfen OKUMAYIN, sadece günlük olsun bu…

Durum

Babam hep “gençlik bozuk para gibidir kızım, kolay harcanır; değeri sonradan anlaşılır” derdi. Sanırım ben gençliği değil çevremdeki insanları kolay harcadım. İçlerinde çoğunlukla iyiler vardı. Kimisi candı. Kimisi ise canan. Kimini kızdığım için, kimini affedemediğimden, kimini pişmanlığımın getirdiği utançtan, kimini ise adım atmayı beceremediğimden harcadım. Yani kimini isteye isteye kimini istemeye istemeye bıraktım geçmişimde.

Bu sabah, sabahın kör olduğu saatte acıyla uyandım. Rüyamda görmedim ama Biyo ile uyandım. evet, yıllar sonra bir kayıp yüzünden kalbim cız etti. Hani insan aşk acısı çeker de içi sızlar ya. Aynen öyle. Büyük bir kayıp yaşadığım hissini bu sabah hissettim. İlk defa, “hissettim”. Onunla iletişimimizin kesilmesiyle büyük bir kaybı yaşayacağımı ve bunun telafisinin asla olamayacağının “bilincindeydim”. Bilinçte. Ama hissetmesi çok uzun zaman aldı.

Karakterimin ne kadar berbat olduğu bir kez daha ayyuka çıkmış oldu; acımasız, vicdansız, merhametsiz, güvensiz, vefasız, bencil, sahte… Ne yaparsam yapayım, bu karakteri değiştiremiyorum. Çabalıyorum, çok zor yontuyorum, ama ancak bir arpa boyu kadar yol alabiliyorum. Keşke atabilsem, satabilsem, öldürebilsem… Ama namümkün. Bu çamur yığınıyla yaşamak zorundayım.

Özledim…

Pişmanım…

Öfke denen şey beni terk edeli oluyor bayağı…

Tıpkı ebeveynlerime olan öfkemin beni terk edişi gibi,

tıpkı Hüseyin’e olan öfkemin beni terk edişi gibi,

tıpkı kardeşime olan öfkemin beni terk edişi gibi terk etti beni ona olan öfkem. Ve lanet olsun ki, ötekiler gibi bu öfkenin de gitmesi için epey zaman geçmesi gerekti. Geriye hiçlik, kayıp ve pişmanlık bıraktı. Hatalıydım. O da hatalıydı ama benim yaptığım affedilemezdi. Bu yüzden af dileyemem. Af dilemek, hakaret olur onunla olan durumumuzda.

Çok özledim…

Çok pişmanım…

Pişman olalı da oluyor bayağı…

İnsanın içini ısıtan ve gerçek olan gülümsemesini görmeyeli uzun zaman oldu. Art niyetsiz ve insanlığın iyi tarafının timsali olan onun kalbini görmeyeli de çok oldu. Gerçekten birini dinlemeyeli de çok oldu. Sakin ve hanım hanım yürüyüşünü görmeyeli, deniz kenarından yürümek için beni ikna edişlerini işitmeyeli, televizyonun karşısında uzanacakken kıvırcık saçlarını koltuk kolundan dışarı atışlarına gülümsemeyeli, ev topacına olan sevgisini gösterirkenki çılgın tepkileriyle ısınmayalı, üşenmeden yumurta yaparkenki mutluluğuna anlam veremememe, araba kullanırkenki haline hayran olmayalı,  güneş gözlüğünü başının gerisine itişiyle “hoşlandığı adam nasıl olur da böyle birine direkt adım atmaz” demeyeli, merhametine ve vefasına her seferinde şaşırıp dünyada iyilerin de olduğuna olan inancımı tazelemeyeli çok oldu. Pişmanım.

Durduk yere böyleyim. Hissettim ve böyleyim. İşte böyleyim.

Başıma kötü bir şey gelmedi… Derdim yok… Her şey yolunda… Yani, demem o ki; ona ihtiyaç duyduğum bir an yaşamıyorum. Sadece onun yokluğunu derinden hissediyorum ve içim acıyor. Pişmanım ve özlüyorum. Çok özlüyorum.

Şimdi telefonuma bir bildirim geldi: “Biyo, Biz Evde Yokuz’un gönderisini paylaştı” diye. Onun facebook canavarlığını da özledim. Teknoloji dehasını özledim. Samsunguyla olan ilişkisini özledim. Ona sürekli “benimleyken şu telefonla ilgilenme” diye kaç kere çemkirirdim. O anları bile özledim. Keşke yanımda olsa da telefonuyla ilgilense…

Hüseyin’i hiç kıskanmamıştım. Hiç. Ama Biyo’yu kıskandım. Hep. Paylaşamadım sevgisini, ilgisini, arkadaşlığını… Yo yo, lezbiyen değilim. O benim kız kardeşimdi. Kardeşimi kaybettim.

İşte böyle sevgili AnkaraknA. Yıllar sonra bu yazıyı okurken de aynı sızıyı aynı pişmanlığı ve aynı özlemi hissedeceksin. Ve kendine hala şunu söylüyor olacaksın “…”.

~ Dyg ~

saat 04:45

Durum

aklım dopdolu… uyuyamadım… acaba benim gibi uykusu tutmayan kimler var? yarın çok uzun bir gün beni bekliyor… tatili dört gözle bekliyorum 😦 şöyle bi uyumak uyumak ve yine uyumak istiyorum… 24 saat uyuyup kalksam çok iyi gelecek… neyse… bu arad a Murakami bitmek üzere 🙂 son iki bölüm 🙂 yihhuuu!!! adama daha da yakınlaştım bu kitabıyla (koşmasaydım yazamazdım). koşma konusunda gazı aldım da koşacak yer yok buralarda… bırak koşmayı yürüyecek yer yok… neyse… yazın belki başlarım Eskişehir’de… uykum var ama uyuyamıyorum!!! offf!!!

ALES !! RUJ !! ED SHEERAN !!

Başlığa sadık kalayım ve ALES’ten başlayayım. O neydi öyle!! Müslümanın müslümana yaptığını gavur müslümana yapmaz!! Soruların dili çok muğlaktı, zaman yetişmedi, soru dağılımları saçmaydı… Say sayabildiğine… Sonuç? Yahu, sayısalı yetiştiremedim diyorum, var mı ötesi?! Bu ALES, 70’in altında kaldığım ilk ALES olarak kayıtlara – tarihe – hafızalara ve bilimum nereye isterseniz oraya geçebilir; izin benden 🙂

Gelelim ruj mevzuuna 🙂 Şu 500 Liralık tamir parasının şokunu hala atlatamadım. Ve sinirden olsa gerek dudağımda uçuk çıktı. Ruj sürünce geçtiği de bir gerçek. Bari iddialı bir renk süreyim de akşamım renklensin yalnız başıma dedim ve koyu kırmızı pembe karışımını sürdüm. Neeeyse, çay içiyorum, rahatlamaya çalışıyorum falan… YAHU O NEYYY!!! BARDAKTAKİ O İZ NEYYY!!! Elalemin bardaktaki ruj izi insanda hatranlık hisleri uyandırırken benim bardaktaki ize bakınca insan CİNAYET İŞLENDİ DE KANIT KALMIŞ SANIR yahu! Korkar! Parçalanmış bir dudaktan geriye kalan kan izleri… Yazık…

Eveeet, geldik Ed Sheeran’a Ya bu çocuğun tarzına, doğallığına, sesine, yorumlarına hayranım. O kadar kaliteli bir müzik yapıyor ki sürekli “favorilerim”e eklemek saçma geldi ve “ed sheeran” diye kategori açtım youtube listelerimde, düşünün artık 🙂 Bir LEGO’su var ki Ron Weasley ile gönlüme taht kurmuş oldu. Ron Weasley derken bizim Rupert Grint’i kastediyorum. En favori şarkılarımı hemen yazıyorum:

  • I see fire
  • Photograph
  • Make it rain
  • Perfect
  • One
  • Shape of you
  • Give me love
  • Thinking out loud

Çok romantik biriyseniz; son numaradan başlamanızı, aykırı bir tipseniz make it rain ve i see fire’ı dinlemenizi tavsiye ederim 😉 Bugün de şuna dadandım (bir farklılık olsun değil mi), buyurun dinleyin 🙂

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Dyg ~

Kötü Gün Parası Mevzusu (!)

Kötü gün parası biriktirme kararım çok yeni desem yeri. Her ay paramı aldığımda “önümüzdeki 6 ay içinde düze çıkacağım, sonra da para biriktireceğim kötü gün için” diye karar alıyorum ama hepppp bir şey çıkıyor!!

Kendime çok kızgınım!!

İş hayatına gireli 7 yıl oldu ve son durumum şu:

  • kredi kartı borcu = 861,52
  • ek hesap borcu = 486,60
  • hesap bakiyem = 0 (!)
  • cüzdandaki nakit para = 5

Bu bütçe yüzünden bu hafta Ankara’ya gidemedim. Çünkü 5 kuruşum yok, Allah’ım Allah’ım!! Bugün ek ödemelerin yatacağı umuduyla çarşıya indim. Cebimde sadece 10 lira. Bankamatikte kart yuvasına kartımı yerleştirdim… Hesap bakiyeniz = -486,60 Kullanılabilir limitiniz = 13,14 !! İnanamasım ve tam 3 defa kartı tekrar soktum. Sonuç gene aynı!! Allah’ım!! Geçen yıl bir kere daha böyle olmuştum; 5 parasız. Bu ikinci oldu! Neyse, eve geri döndüm. Telefonumun tamiri için 150 civarı bir şey gerekir, onu da ek ödemeler yatınca bugün hemen öderim diyordum. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı; 490 lira tutmuş tamir parası!! Kardeşimde o kadar para olmayınca annemden istemiş… Velhasıl anneme de düz hesap 500 lira borcum var artık!! Bu da şu demek oluyor; toplamda 1848,12 lira batmış durumdayım… Bıktım bu karakterimden! Ben de diğer herkes gibi parayı sevmek, paraya değer vermek ve parayı elimde tutmak istiyorum! Ama ne sevmeyi başarabiliyorum (paradan tiksiniyorum), ne paraya değer veriyorum (lanet olsun ki insani değerlerim hala önde) ne de parayı elimde tutabilecek eli sıkılığı sağlayabiliyorum!!

Gelecek mali programımda:

  • bir an önce kurban kesmek
  • babama 2 çekyat + 1 yatak almak = 1500
  • kardeşimin düğününü yapmak = 50000
  • annemin ev eşyalarını yenilemek = Aman Allah’ım (!)

var. Yani bana önümüzdeki 5 yıl rahat yüzü yok. O da en iyi ihtimalle (!).

Şöyle bir hayal kuruyorum:… Ya da boşver… Hayaller gerçek olmaz bebeğim. Sadece sana morfin etkisi yaratırlar, gerçeğe döndüğünde 180 km hızla duvara çarpmış gibi olursun.

Gelecekteki halim, sana sesleniyorum! Şuan çok saf salaksın!! Hayatı günlük yaşıyorsun. Yaşamak istemediğinde de illa ki ya birine yardım etmek zorunda kalıyorsun ya da bir ihtiyacın peydah oluyor ve paran gidiyor!! Umarım bu satırları keyif içinde okuyorsundur… Umarım halin vaktin yerindedir… Umarım kendine ait bir evin, birikmiş az da olsa biraz paran ve sağlık güvencen vardır. Umarım akıllanmışsındır. Senin için çok endişeleniyorum.

Edit = An itibari ile şunu düşünüyorum; neden bütün işlerim ters gidiyor? Artık düzlüğe çıkmak istiyorum!! Bunaldım…

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Dyg ~

Telefonum Bozuldu

Video

Az önce telefonumu yere düşürdüm ve ekranı gitti. Bu, evrenin “instagramdan uzak dur yüce insan” deyişinin bir temsiliydi sanırım 🙂 Yüce evrennnn, ama olmaz ki… Keşke bu sıkışıklıkta masraf çıkarmasaydın bana 😦 Yine mevzuuuu bahis “kötü gün parası” olayına geliyor!!! Hani şu hep isteyip başaramadığım olay 😀 Neyse… Allah büyük 🙂 Bir gün elbette benim de yüzüme güler, bana para biriktirebilme yeteneği verir, insanlara paracı gözle bakmama yardım eder, paranın kıymetini bilmemi sıkıntısız yollardan anlamamı sağlar felan… Oh, misss…

Şimdi gelelim iç sesime 🙂 Buyurunuz iç sesim aşağıdaki videoda bulunmaktadır 😀 Okumaya devam et