BEN GİBİ BİR DOKTOR !!! :)

Dur! Dur… Doktor muvzuuundan önce yeni bir keşfimden nahsetmek istiyorum: Tuzlu Mısır!! Bu blogcanı benim bir yazımı beğenmesi vesilesiyle tanıdım (iç ses: blogum okunuyor, kıyamet yakın). Kimmiş neyin nesi kimin fesiymiş diye bi baktım bloguna. Hakkımda yazısı şuana kadar gördüğüm en net ve en gizemli hakkımda yazısıydı 🙂 Bir blogun ana teması bu kadar mı net verilir ve “ben şöyleyim ben böyleyim, kedi severim öhöm öhöm” denmez. Hemen incelenecek bloglar listeme ekledim kendisini (iç ses: O nasıl bir blog yerleşimidir yahu! Gel beni oku diyor manşet manşet! Sevdim seni pikaçu!) Neyse bi ara inceleyip gözlemlerimi yazarım. Ha, benden önce incelemek isterseniz: Buraya tık tık…

Gelelim DOKTOR MEVZUUUNA !!

Kulaklarım şu 2. ve 3. deliklerin telefondaki mikropları kapması yüzünden iltihaplandı. Sonuç? Şişik ve kıpkırmızı bir kulak 🙂 Dokunsam gözlerim yaşarıyor. Sızım sızım sızlıyor.. Bir de üstüne gece boyunca uyutmayınca soluğu doktorda aldım. Ammaaa ne doktor!!! :))) Okumaya devam et

Reklamlar

Kısa Günün Karı

  • Bullet ajanda diye bir şey keşfettim. Belki ileride bir yazı yazarım.
  • Sonunda, spotify’a üye oldum.
  • Plannerları araştırdım ve şaşakaldım; kendim de yapabileceğimi gördüm. Belki ileride (kendi plannerımı yaparsam) bir yazı yazarım.
  • Kulağım iltihaplandı ve şişti, kızardı… Yarın doktora gitmeliyim, 2 gündür ağrısından duramıyorum. Deneyim oldu 🙂
  • Re:Zera Kara Hajimeru İsekai Seikatsu diye bir anime keşfettim. Ömrümde böyle ezik bir ana karakterle hiç karşılaşmamıştım. Belki ileride bir yazı yazarım.

Bana izin. Kulak ağrısından duramıyorum. Bu postu da her hafta post yazacağıma kendime söz verdiğim için yazdım. Yoksa bu ağrı yazı yazdırır gibi değil.

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Dyg ~

Logan: Wolverine

LOGANMüthişti! Tammm istediğim gibiydi!!! Neyse, yorumlamaya gelelim 🙂 yani nam-ı diğer Wolverine 🙂 Kısaca hemen şöyle özetleyeyim; Logan yaşlanmış, Profesör X kitle imha silahına dönen bir beyinle yaşıyor ve son yıllarda hiçbir mutant doğmamış. Distopik bir dünyadayız. Logan gizleniyor ve hayatının sonunu geçirmek için bir yat yaptırmaya çalışıyor. Ama birden bir Meksikalı kadın çıkıp geliyor ve kızıyla kendisini kurtarması için Logan’dan yardım istiyor. Elbette bundan sonrası spoiler.


Bol aksiyonlu bol fantastik ve bol görsellikli bir filme gittiğimi zannediyordum, tabi filmden önce. Hatta +7’lik bir filmdir diye düşünüyordum. Ama tam tersi çıktı. Bir kere film tam olarak bir yetişkin filme ve kesinlikle 17 yaş altıyla gidilmemeli. Sıkılırlar ki 🙂 Çünkü film çok karanlık, distopik ve çoğunlukla yavaş. Yavaşlıkla kastım, filmin ciddi havası. Olgun… Yani film, R sınıfından diyebiliriz 🙂

Logan, artık yorgun savaşçıdır diyebiliriz. Aslında savaşçılığı kalmamış, keş olmuş çıkmış. Depresyonun dibinde ve vücudundaki zehir yüzünden yavaş yavaş ölüyor. Zaten kendisinin yaşamak istemediğini de film boyunca Profesör X’ten de Laura adlı küçümen bebeden de sürekli duyuyoruz. Hatta ara karakterlerden bile; mesela adı sanı olmayan bir kasaba doktorundan…

İlerleyen süreçte Laura’nın Logan’ın kızı olduğunu öğreniyoruz. Ama Logan süre.boyunca tepkisiz, ilgisiz ve kendine dönük. İnancı yok çünkü; kendi geleceği için ve insanlığın geleceği için inancı yok. Kızını da bir türlü sahiplenmiyor, daha doğrusu sahiplenmek istemiyor. Çünkü kendisinden “baba” olarak da “insan/mutant” olarak da bir halt olmayacağını düşünüyor. Ama…

Ama filmin sonunda, Laura ile inancı yerine geliyor ki gel gör ki tam o esnada da Logan ölüyor. Yani Hugh Jackman’i son kez Wolverine olarak ekranda görmüş oluyoruz. “Daddy…”

Sonuç???

Müthişti !!!! Tammm istediğim gibiydi!!! Çok keyifli ayrıldım 🙂 Film karakter gözlemine ağırlık vermiş bence. Bu yüzden de diğer fantastik filmlerden keskin bir biçimde ayrılıyor ve orijinal olduğunu kanıtlıyor. Film öncesindeki beklentilerimin üstünde bir kaliteyle karşılaştım. Sıkı X-MEN fanatikleri bu filmde sıkılacaktır, eminim; ama ben çok keyif aldım. Hem yönetmeni hem de oyuncuları (Logan-Profesör-Laura) Oscarlık diye düşünüyorum 🙂 Tek üzüntüm, Wolverine’e veda etmek oldu…  Bu arada aşağıdaki youtube kanalı da Logan için başka bir yorum, tavsiye ederim 🙂

Bol keyifler 🙂

~ Dyg ~

Kulaklarıma 2. hatta 3. delik :)

Yihhuuuu!!! Ölmeden önce yapılacaklar listemden bir maddeyi daha gerçekleştirdim!!! 🙂
O madde de:
“Kulağıma 2. deliği açtırmak”
Tamammm… Tamammm… Biliyorum, çok kolay bir şey gibi geldi size. Ama benim gibi canı çok tatlı biri için çok zor bir karardı bu 🙂 Keşke uyuşturma olayını yıllar önce öğrenseydim. Bilseydim bunu, daha önce hallederdim bu işi. Neyse, geç olsun güç olmasın değil mi 🙂

 

Artık sol kulağımda 3, sağ kulağımda 2 delik var ve çok ama çok mutluyum. Yeni ergenuslar gibin şenim 🙂 Oysaki yaş kemale ermiş durumda :)) Gerçi o kemale eren yaş, beyaz saçlar için daha çok genç bir yaş ama genlerim sağ olsun (!). Neyse.
Bu işin tek pisliği parası oldu 😦 Delik başına 5 TL, yani deldirme işi için toplam 15 TL; deldirmeden sonraki (10+15’i kastediyorum) gümüş küpe takma zorunluluğu olduğu ve benim hiç gümüş küpem olmadığı için de gümüş küpelere 28 TL ödedim. Oyh, içime oturdu şimdi bu 43 TL 😦

Bu arada 10+15 ile ne kastettim? Şimdiii, kulağımı delerken kullandıkları küpeler 10 gün kulağımda kalmalıymış, o 10 günü takip eden 15 gün için de gümüş küpe kullanmalıymışım. Delerken kullanılan küpeleri 10 günden sonra takmamam gerektiğini çünkü bu küpelerin kalın küpeler olduğunu söylediler. Bu yüzden kulaktan geçen kısımları daha küçük olan normal gümüş küpeler takmalıymışım. Bu sebeple de aşağıdaki küpeleri aldım.

Hımmm… Ayrıca, kulaklarımı bu 2 gün boyunca sudan korumalıymışım. Su değdirmemeliymişim. Yani banyo yasak 😥 Neyse, bu kadarcık şeye de katlanılır elbette 🙂 Yalnız pazar günü bir arkadaşımla görüşecektim. Yağlı kafayla karşısına nasıl çıkacağım… Anlar herhalde…
Bir sonraki yazımın konusu vizyondaki LOGAN: WOLVERİNE filmi olacak. Bugün izlediğim bu filmle ilgili duygu ve düşüncelerimi ne zaman paylaşırım?
Hımm… Sanırım, yarın.

Kendine iyi bak yol arkadaşım. Zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

~ Dyg ~

İnceleyeceğim Blogcanlar

Şimdiiii eve hevesle gelip hemen bloguma “LOGAN” filmindeki heyacanlı olayları, ölmeden önce yapılacaklar 100’lük listemdeki bir maddeyi daha nasıl sildiğimi, Lezlimle maceralarımı ve hatta Gogol okumalarımda geldiğim noktayı yazacaktım. Amaaaa, yazmadan önce şöööyle bir blog keşfi yapayım da gönlüm yeşillensin dedim ve internette dolandım durdum; yeni blogcanlar keşfettim. Ama şu üçü var ya şu üçü, beni çok etkiledi!! Niye mi? Dur, sakinnn… Tek tek ele alayım 🙂

Mehmet CABAR’ın blogu : <- Üzerine tıklayınız.

Bu adamın “hakkımda” yazısını mutlaka okumalısınız. Yazıyı okurken bayağı bayağı gülümsetti yahu beni!! Bir insan bu kadar mı içten olur la, dedim. Bu adam saf mı, dedim… Dedim de dedim :)) Ama bu adamın blogundaki tüm yazıları okuma kararımı aldırtan şey şu cümlesi oldu :”Mahalledeki “onun oğlu bu, bunun oğlu şu olmuş” diye çene çalan teyzelere, ben mühendis oldum artık demek için 5 sene okudum işte“. Bu cümle, benim için doğallık ve dürüstlükteki nirvana noktasıydı :)) Okey bebeğim, dedim; seni şöyle bi uzunca okuyalım.

Evren’in blogu: <- Üzerine tıklayınız.

Hım hım da hım hım… Hımmmm… Bu blogu mercek altına alma kararımın sebebi şu yazısı: buraya tık tık. Ortada böyle bir durumlar yokken kendi kendime derslerde blog yazarlığı faslını başlatmış olmam ve yıl 2017’de bu durumun lise ve üniv. müfredatlarına konduğunu öğrenmem beni hem heyecanlandırdı hem de mutlu etti, ne yalan söyleyeyim 😀 Sırf bu yazısı için bile bu adamı takip edebilirim.

İsa SARI’nın blogu: <- Üzerine tıklayınız.

Bu blogu incelemeye almamın nedeni, blog yazarının eğitim hayatı. Rotasını ilgi alanına göre değiştirmekten korkmaması bende büyük saygı uyandırdı. Du bakalım, blog tamamen Türk Dili ve Edebiyatı ile ilgili görünüyor. Bi incelemeliyim enli boylu.

~ Dyg ~

 

Yanıtlanmayı Bekleyen Sorularım Vol.3

  1. Koruma altına alınma güdüsü içinde miyim?
  2. İhtiyaç duyduğum şeyleri belirleyebildim mi?
  3. Miskinlikten nasıl kurtulacağım?
  4. Karşımdakinin bencillik ve kayıtsızlığının esaretinde miyim?

Sevgili D@Di; 

Bıktım, yeminlen bıktım senin bu tribal enfeksiyonlarından, depresif ruh çöplüğünden ve zıkkım zırvalıklarından!!! 

Birinci araştırma sorundan başlayayım:

Evet. Ama bu gayet doğal değil mi? Sevgi ve ilgi istiyorsun. Çünkü sürekli yargılandın ve suçlandın. Tehdit edildin. Böyle bir yaşamı yaşayıp da “suçlanmadan, yargılanmadan, olduğun gibi kabul edilip sevgiyle sarıp sarmalanmayı” istemen çok normal bebişim 🙂 Ve hak ediyorsun da 🙂 Elaleme bi bak Allah aşkına!!! Hangi biri olduğu yere hakkıyla gelmiş? Hangi biri isteklerine kendi hakkıyla ve çabasıyla ulaşmış? Erdemli olan yollarla? Kendini sorgulamayı kes D@Di!!! Sevgiyi de ilgiyi de korunmayı da hak ediyorsun! Ve bu güdü içinde olman çok doğal.

İkinci araştırma soruna geleyim:

Eskiye nazaran çok yol aldın kuzucuk 🙂 Eski ile kastım bir iki yıl öncesi. Ve tebrik ediyorum seni; daha mantıklı ve güçlüsün. Tabi bunda ekonomik bağımsızlığının ve bencilliğinin payı çok büyük 🙂 Aferim aferim… Güvenli ve garantili bir geleceğe ihtiyacın var. Bu yüzden artık başka şeyler önceliğin. Zamanla insanların ve ilişkilerin ve duyguların ve fikirlerin değiştiğini ancak güven duygusuna yardım eden şeylerin değişmediğini artık fark ettin. Alkış :*

Üçünü araştırma sorusuyla devam edeyim:

Hımmm… Aslında yanıtlanması en basit soru bu 🙂 D@Di’cik, miskinliğe yol açan şeyin başında kendini tanımaman ve dolayısıyla hedef belirleyememen yatıyor. Bu yüzden yerden kalkacak ve adım atacak gücü kendinde bulamıyorsun. Pekiiiii… Bu sorunu çözecek şey ne? Kendini tanıman. Peki bunu nasıl başaracaksın? Gidebileceğin bir okul rehberlik servisi olmadığı için psikologa gideceksin kuzucuk 🙂 Sana kişilik testleri ve hatta zeka testi uygulayacak. Karakter profilini çıkaracak. Güçlü ve zayıf yanlarını belirleyecek. Ardından sorun tespiti yapıp egzersizlerle çözmeye çalışacak 🙂 Yaşasın çözümlü sorular ve sorunlaaaar 🙂

Dördüncü araştırma sorusuyla esaslı noktayı koyayım:

Evet. Bundan kurtulmanın yolu “en çok kendini sevmek”. Ama gerçekten sevmek. Aşıkken bile, kızgınken bile, üzgünken bile, mutluyken bile, gururlu iken bile, başarısızken bile… Hep…

Sıkıldım D@Di, ben sana psikolog olamam beyb, okulun psikoloji servisi falan var mı? Bi sor, öğren 🙂 Oraya git, oradakileri darla :))

Sevgiler,

Can Yoldaşın D@Di.

Aaron Swartz – Dahi Çocuk

aaron-swartz-jacob-appelbaum

Aaron Swartz. 86 doğumlu 2013 ölümlü dahi. 26 yıllık bir ömür…

Bilgisayar programcısı ve aktivist kimliği ile öne çıkan dahi… Beni etkileyen şey ne dehasıydı ne de aktivist kişiliği. Derinden etkilendiğim şey; sırf ABD’nin çıkarlarına dokundu diye, sırf ABD’nin pis çamaşırlarını ortaya çıkarabilir diye ve başkalarına örnek olabilir diye 35 yıl hapis + 100.000 milyon dolar para cezasına çarptırılması sonucu uğradığı bu haksızlığa karşı kazanmasının imkansız olduğunu bildiği için intihar etmesiydi. Okumaya devam et