Yazmayayım dedim ama…

Bu blogda amacım, hayatımın hep güzel taraflarını yazmaktı. Çünkü zaten unutkan biriyim, yaşadığım kötü olayları + tanıdığım kötü insanları ve de tüm bunların etkilerini unutuyorum. Bu açıdan unutkanlık tam bir mükafat 🙂 Böylece iyileri unutmamak adına blogumda notlayıp bir nev-i “modern zaman kapsülümü” yapıyorum. 50’li yaşlarımda D@Di’nin serüvenlerini biraz şarkı biraz roman tadı alarak okumak için… Ama öyle günler yaşanıyor ki “kötü” hakkında yazmamak kötü ediyor. Ankara’da yaşanan patlamalar buna bir örnek.

Patlamaların iki hafta öncesinde canımın sıkkın olduğu bir Ankara akşamında, bulunduğum yerden şu kareyi fotoğraflamıştım.

SAM_0277

O son şubat akşamlarında hava çok güzeldi, şehir çok güzeldi… Ama mart…

Ankara

Malum, her hafta Ankara’ya gidip geliyorum yüksek lisans için. Ankara benim en büyük hayalim, sevgim, parçam. Bloguma bile adını verdiren şehir… Ve şuanda bu gidiş gelişlerde korkuyorum. Olayın ertesi gününde ilk defa Kızılay metrosunu kapalı gördüm… İlk defa Kızılay bu kadar sakindi… Evet herkes hayatına devam ediyordu, ama ben ilk defa korktum. Dua ediyorum bir daha böyle bir şeyin yaşanmaması için. Herkes toplu yerlerden uzak durun diyor, ama nasıl duracaksın ki? Evden çıkmamam lazım bunun için… Hayatımı felç etmem lazım. Etmeyeceğim. Ama korkuyorum da…

Sevdiklerim

Ankara olayının olduğunu öğrendiğimde Ankara’ya gitmek üzere yola çıkmak üzereydim. Kalbime bir yumru oturdu. Ağlama isteği geldi, gözlerim doldu. Çünkü endişelenmiştim; sevdiklerime bir şey olmuş muydu? Ulaşamadım… Mahvoldum… Elbette ertesi gün iyi olduklarını kendi gözlerimle gördüm ama o yol nasıl geçti bilemedim… Aklımda deli senaryolar senaryolar senaryolar… Hımmm… Hala kızgınım sevdiklerime, kırgınım. Bunu dile getirdim mi? Hayır. Zaten kötü olaylar geçirmiş insana nasıl kızabilir ki insan… Ama işte insan böyle zamanlarda ulaşamayınca en büyük korkuları yaşıyor. Kendine olmasından çok sevdiklerine bir şey olmasından endişeleniyor. Değil mi?

Sevenlerim

Arayanlar, yazanlar… “Bu hafta gitme, korkuyoruz” diyenler… Tüm kırgınlıklara rağmen yaşananları bir kenara koyup “lütfen dikkatli ol” yazanlar… Aramayanlar, sormayanlar; ama eminim endişeli olanlar… Sonuç olarak, sarıp sarmalanmak iyi bir şeymiş.

Şimdi Ne Olacak?

Yüksek lisans için gidip gelmeye devam edeceğim. Terörün amacı kaos yaratmak ve insanları korkutup sindirmek, devleti yıpratmak… Evet, hala korkuyorum inkar etmeyeceğim ama terörün hayatımı felç etmesine, ülkemi yıpratmasına izin vermeyeceğim. Pısmayacağım. Günlük rutinime devam edeceğim. Hayatıma devam etmek ve hayallerim için çabalamaktan vaz geçmemek benim en büyük tepkim olacak.

Yukarıdaki fotoğrafta olduğu gibi, şehir hep güzel kalacak benim için. Ne olursa olsun.

Kendine iyi bak yol arkadaşım, zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

< D@Di >

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s