Saat sabahın 4 buçuğu

Video

Yeni geldim Ankara’dan. Yine berbat bir yolculuktu. Yine sorunlu bir yolculuktu. Aklım karman çorman. Aklım kazan. Eve girdiğim anlar, sanırım huzuru bulduğum anlar.

Etrafımda beni deli eden olaylar var. Sabır taşım çatlamak üzere. Cidden. Keşke bu linke daha öncesinde ulaşabilseydim. Şuanda beni pamuk gibi yapıyor 🙂 Sizde dinleyin 🙂 İşe yarayacağına eminim (benim gibi dolmuşsanız mutlaka yarayacaktır).

Kendine iyi bak yol arkadaşım, zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

< D@Di >

Reklamlar

Yazmayayım dedim ama…

Bu blogda amacım, hayatımın hep güzel taraflarını yazmaktı. Çünkü zaten unutkan biriyim, yaşadığım kötü olayları + tanıdığım kötü insanları ve de tüm bunların etkilerini unutuyorum. Bu açıdan unutkanlık tam bir mükafat 🙂 Böylece iyileri unutmamak adına blogumda notlayıp bir nev-i “modern zaman kapsülümü” yapıyorum. 50’li yaşlarımda D@Di’nin serüvenlerini biraz şarkı biraz roman tadı alarak okumak için… Ama öyle günler yaşanıyor ki “kötü” hakkında yazmamak kötü ediyor. Ankara’da yaşanan patlamalar buna bir örnek.

Patlamaların iki hafta öncesinde canımın sıkkın olduğu bir Ankara akşamında, bulunduğum yerden şu kareyi fotoğraflamıştım.

SAM_0277

O son şubat akşamlarında hava çok güzeldi, şehir çok güzeldi… Ama mart…

Ankara

Malum, her hafta Ankara’ya gidip geliyorum yüksek lisans için. Ankara benim en büyük hayalim, sevgim, parçam. Bloguma bile adını verdiren şehir… Ve şuanda bu gidiş gelişlerde korkuyorum. Olayın ertesi gününde ilk defa Kızılay metrosunu kapalı gördüm… İlk defa Kızılay bu kadar sakindi… Evet herkes hayatına devam ediyordu, ama ben ilk defa korktum. Dua ediyorum bir daha böyle bir şeyin yaşanmaması için. Herkes toplu yerlerden uzak durun diyor, ama nasıl duracaksın ki? Evden çıkmamam lazım bunun için… Hayatımı felç etmem lazım. Etmeyeceğim. Ama korkuyorum da…

Sevdiklerim

Ankara olayının olduğunu öğrendiğimde Ankara’ya gitmek üzere yola çıkmak üzereydim. Kalbime bir yumru oturdu. Ağlama isteği geldi, gözlerim doldu. Çünkü endişelenmiştim; sevdiklerime bir şey olmuş muydu? Ulaşamadım… Mahvoldum… Elbette ertesi gün iyi olduklarını kendi gözlerimle gördüm ama o yol nasıl geçti bilemedim… Aklımda deli senaryolar senaryolar senaryolar… Hımmm… Hala kızgınım sevdiklerime, kırgınım. Bunu dile getirdim mi? Hayır. Zaten kötü olaylar geçirmiş insana nasıl kızabilir ki insan… Ama işte insan böyle zamanlarda ulaşamayınca en büyük korkuları yaşıyor. Kendine olmasından çok sevdiklerine bir şey olmasından endişeleniyor. Değil mi?

Sevenlerim

Arayanlar, yazanlar… “Bu hafta gitme, korkuyoruz” diyenler… Tüm kırgınlıklara rağmen yaşananları bir kenara koyup “lütfen dikkatli ol” yazanlar… Aramayanlar, sormayanlar; ama eminim endişeli olanlar… Sonuç olarak, sarıp sarmalanmak iyi bir şeymiş.

Şimdi Ne Olacak?

Yüksek lisans için gidip gelmeye devam edeceğim. Terörün amacı kaos yaratmak ve insanları korkutup sindirmek, devleti yıpratmak… Evet, hala korkuyorum inkar etmeyeceğim ama terörün hayatımı felç etmesine, ülkemi yıpratmasına izin vermeyeceğim. Pısmayacağım. Günlük rutinime devam edeceğim. Hayatıma devam etmek ve hayallerim için çabalamaktan vaz geçmemek benim en büyük tepkim olacak.

Yukarıdaki fotoğrafta olduğu gibi, şehir hep güzel kalacak benim için. Ne olursa olsun.

Kendine iyi bak yol arkadaşım, zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

< D@Di >

Yüksek Nasıl Gidiyor?

dadi1

Ankara 🙂 15-16 yaşımdan beri hayalim olan Ankara 🙂

Hayallerimin bir kısmını lisansı Ankara’da okuyarak gerçekleştirdim, bir kısmını da yüksek lisansı okuyarak gerçekleştirmeye çalışıyorum 🙂 Ama inanın bunu yaparken çok zorlanıyorum; zaman zaman keyifli kimi zamansa işkence. Çünkü 11 saat çok zorluyor her hafta 😀 Bazen, otobüse binmemle uykuya dalmam bir oluyor 😀 Örneğin Pamukkale servis esnasında uyuyan yolcuların tv ekranlarına aşağıdkai post-it’ten yapıştırıyorlar, ve ben de yiyorum post-it’leri 😀

dadi2

Yollar sadece uykusuzluğa ve yorgunluğa mal olmuyor tabi; işin maddi boyutu da var 😀 Göçüyor insan, gö-çü-yor 😀 Daha bulamadığım biletler de var, düşünün 😀 Yüksek lisans bitmeden halımın tamamı kaplanacak muhtemelen 😀

dadi3

Tabi yüksek, yoldan ibaret değil 🙂 bol okumalar, bol ödevler, bol stres demek… Ama “kitap + pasta + ice tea/şeftali + yazma çizme” ile keyifli hale geldiği de oluyor 😉 Tek sorun “zaman”. Ah, bir de zamanı planlayabilsem ve zaman yetse… Dadından yenmez valla 🙂

dadi4

Tabi okumak yazmak yüzünden boll boll oturuyorum 🙂 Bi de yanında pastalar olunca kilo alıyorum. Artık günlüğüme bile konu etmiş durumdayım bu durumu 😀 İşte günlüğümde kendimi resmettiğim sayfa:

dadi5

Elbette bu yeme içme ve ders çalışma modu herrr yerde devam ediyor 😀 Örneğin mekanın AŞTİ (Ankara Otogarı) olması hiççç bir şeyi değiştirmiyor 😀 alttaki fotoğraf d akanıtı 🙂

dadi6

hocalarım saolsunnn, bazen çalışma modumu arttırmak zorunda kalabiliyorum. Bekleme anlarımda telefonlardan ders çalışmalar, fotoğraf makinesine alınmış kitapları okumalar gırla tabi 🙂

dadi7

Evde de durum stabil. Keyiflenince her şey o kadar güzel ki…Ama işte keşke o keyif hiç gitmese de güzel çalışabilsem… Neyse…

dadi8

Uykuyla savaşabilmek çok zor benim için. Eskiden 28-29 saat uyumadan ayakta + dikkat %100 modda durumda kalabiliyorken bu durum şimdilerde çok çok az… bu yüzden gelsin kahveler gitsin kahveler 😀 Mesela alttaki fotoğrafta iki kahvede bana ait 😀

dadi9

kahveler yüzünden olduğunu düşündüğüm baş dönmeleri de gecikmedi elbette bu hayat tarzına 😀 hatta o kadar ciddi boyuta geldiler ki günlüğüme not ettiğim aşağıdaki olay yaşandı:

dadi10

tabi hayatım ders ve stresten ibaret değil 🙂 kendimi ara sıra mutlu ediyorum. Özellikle çok mutsuz anlarımda… Kızgınlıklarımda kırgınlıklarımda… Umutsuzluklarımda… Aşağıda da böyle bi andan bana kalanlar var 🙂 Ankamall D&R’dan aldığım yeşil konseptli defter-ayraç-kalem-kalemtraş 🙂 Defterin üstündeki kızı kendime çok benzettim 🙂 tek farkla; kucağımdaki yaratık bir kuçu kuçu olmalıydı 🙂

dadi11

BU sıra elimde bir ergenus romaıyla dolanıyorum etrafta; Yasmine Galenorn’un “Karanlık” romanı. Sırf aklım dağılsın nefes alayım diye okuyorum, yoksa okunacak gibi bir roman değil bence. Saçma… Ama kurgusu orijinal 🙂 Neyse, ilk sayfadaki atıflarla yakalamış şaşırtmıştı beni : BUFFY!! Lisans yıllarımda sezon sezon izlediğim Buffy! Ve tabi yağuşuklu Angel’ımız 🙂 Sırf bu atıf için şans verdim desem yalan olmaz 🙂 Ama siz yine de bu kitaptan uzak durun…

dadi12

Kitüphanede karşıma çıkan küçük sürprizler de vardı 🙂

dadi13

Dün kendimi mutlu etme çabasındaydım… Bu parça da onun anısı 🙂 Kartpostal defteri, ama boyamalısından 🙂

dadi14

Kendime korkuluğu seçtim ve onu güzelleştirdim. Böyle bir şeyin adı korkuluk olmamalı. Sevmelik olmalı… Ah, keşke kuru boyam olsaydı… Şöyle 24’lükten… Ne güzel olurdu o zaman 🙂

dadi15

Bana 200 TL’ye mal olan (üstteki hariç-o kütüphaneden) kitaplarım 🙂 Umarım tozl bulutu içinde kalmaz da beynimde heba olurrr. Aaaaaaminnnn 🙂

dadi16Sonuç olarak bu haftaki hava durumum: YAĞMURLU idi.

Kendine iyi bak yol arkadaşım, zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

< D@Di >

Kısaca Şubat Ayım

Takip ettiğim bloggerların çoğunluğu verimli bir dönem geçiriyor; bol kitap okumalı bol gezmeli falan filan 🙂 Peki benim şubat ayım nasıl geçti? 🙂

Uzun zamandır uzak doğu filmi izlememiştim. KPSS zede olduğum dönemlerde animelerin, japon ve kore dizi-filmlerinin müptelası ve hatta köpeği olmuştum! 🙂 Şimdi yine aynı ruh hallerinde olmasam da yazın temastayım 😀 Hemen açtım bir capon filmi (rasgele) ve seyrekoyuldum. Adı… Hatırlamıyorum ya… Dur bi günlüğüme bakim, oraya not almıştım… Buldum: “Closed Diary (2007 yapımı)” ♥

closeddiaryDADİ

Film yeni bir eve giren kiracının, önceki kiracıdan kalan günlüğü bulması ile ilgili. Duygusal bulmadım ama önceki kiracının öğretmen olması iyiydi ♥

closeddiaryDADİ2

Film esnasında bolca tesadüf de vardı 🙂 Misal “yasemin çayı” gibi ♥

DADİ

Film vs üstüne bir de sürekli yazmalar çizmelerdeydim. Marilyn Monroe’da (yukarıdaki defterin adı) tıkansam da, az buçuk bir şeyler oturmaya başladı ♥ Yarısına geldim 🙂 Defterde herr şey kopuk kopuk ama olsun, bu D@Di sonuçta 😀

ankaraDADİ

Ankara bana iyi gelmiyor bu yıl. Yukarıdaki manzarayı otel penceresinden yakaladım. Hava çok güzeldi, içime çektim. Ama mutlu değildim. Ankara’yı bu hırslı ortamıyla, bu kötü insanlarıyla istemiyorum. Bir de Ankara’yı hak etmiyormuşum, Ankara’ya uygun değilmişim gibi hissediyorum.


kaleDADİ

Ankara demişken Çanakkale’yi anmadan olmaz. Bu aralar Çanakkale, bana iyi geliyor. Havası falan. Bu yıl geçen yıllara oranla daha az rüzgarlıydı, belki ondandır. Bir de Palmiye ağaçlarını çok seviyorum. Adana’yı da hatırlatıyorlar bir yandan 🙂

kordonDADİ

Kordon’un ennn güzel anları sabah saatleri. Ne tam tenha ne tam kalabalık, arası 🙂 Miss gibi hava falan… İnsanın mutluluk hormonu neyse artık bayaaa iyi çalışıyor o anlarda ♥

kuşubulDADİ

Tabi boğazın fotosu olmamıııı ♥ Hadi fotodaki kuşu bulun 🙂 Ha, bi de Çanakkale’nin dinginliğine artık alıştım. Bunlarıjn yanı sıra Ankara’nın yüksek binalarını Çanakkale’deyken; Çanakkale’nin dinginliğini Ankara’dayken özlüyorum 🙂

hastaDADİ

Bu şubat ayı tammm çıkarken, marta geçerken bana ishal hediye etti. Ve hayatımda bir ilki yaşadım: ishal için ilaç kullandım 😀 Ya o neydi öyle!! Bu durumu bir de dışarıdayken yaşamak feci feci feci!! Allah’ım ne utançtır ooo 😦 Neyse ki datlı bir anı olarak “geçmişimdeki yerini” aldı ♥

kutkutDADİ

Bu ay, düşünme ve öğrenme stilime takmış durumdayım. Bilişsel sürecimden dehşet-ül hüsrev derecede nefret ediyorum. Hatta düşünme gücümle ilgili not aldığım bir defter tutmaya başladım. Güçlü ve zayıf yönlerimi göreyim diye. Gerçi Biyo bu konuda daha objektif ve daha yardımcı oluyor bana, ama olsun. Defter bitince Biyo’ya veririm, bi göz atar. Sonra da belki beni denize atar falan 😀 “Hey Allah’ım D@Di, salak mısın nesin!!” diyerek 😀 377 kelimem olmuş bu arada ♥ vuhuuu!!

matDADİ

Bu ay, matematikten soğuduğum bir ay oldu. Bu da bunun kanıtı olsa gerek 🙂 Ya Allah’tan belamı mı diliyorum ne?! Miss gibi sözel dersler varken matematik neyime allasennn!! ♥ (not = aslen matematikçiyim 🙂 )

 

Sonuç olarak Şubat ayı hava durumum: SİSLİ ve bazen de YAĞMURLU idi.

Kendine iyi bak yol arkadaşım, zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

< D@Di >