Star Wars keyfi

IMG_20160127_195005

Malum tatildeyiz. Dinlenmek, kitap okumak, film izlemek ve müzik dinlemek bize hak 😀

Sinemada gitmeyi planladığım bir film vardı: Star Wars. Ancak daha önceki filmlerinin hiçbirini izlemediğim için gitmemiştim. Ve artık başlayayım dedim. 1-2-3ç filmlerini bitirdim 😀 Favori karakterim Çiyuuu oldu, benim tüylü bamyam kıl yumağım 😀

çiyuuuu

Garip saçlarla başlayan ilk film, ennn garip yaratıklarla üçüncü filmle bitti. Pirinsis Liyaaa’nın saçları bütün seri boyunca bana Rusları anımsattı durdu…

IMG_20160127_213219

Seri boyunca keyfime diyecek yoktu açıkçası. O kadar ki, yemek yeme gibi ulvi meselelerimi bile ekran başında hallettim 🙂

IMG_20160128_225715

Diğer filmleri de izleyip Star Wars hakkındaki izlenimnlerimi ayrıntılı olarak ele alacağım.

İyi bir hafta sonu dilerim hepinize 🙂

< D@Di >

Reklamlar

Tatilde Ne mi Yapıyorum?

 

Merhaba yol arkadaşlarım,

Malum okullar tatilde. Haliyle ben de 🙂 Çok yorucu bir ders döneminin ardından (aldığım notları hala sindiremesem de) bu tatil iyi gelmekte bana. Umarım sizler için de öyledir.

Peki, tahalüsinasyontilde neler yapıyorsunuz? Ben planladığım gibi bolll kitaplı bir tatil geçiriyorum 🙂

  • Basit Bir Es – Enis Batur
  • Üçün Çekilişi – Stephen King
  • M Treni – Patti Smith
  • Dönüşüm – Franz Kafka
  • Halüsinasyon – Alein Kentigerna
  • Frankfurt Dersleri – Heinrich Böll
  • Kendine Ait Bir Oda – Virginia Woolf

üçünçekilişi

Tüm bu kitaplar, şuana kadar okuduklarım 🙂 Bu arada Dönüşüm’ü ortasondayken okumuştum ama o vakitler bir şey anlamamıştım. O zamanki basımında adı Değişim olan bu kitapta tek anladığım, bir adamın hamam böceğine dönüşmesiydi. Niye “hamam böceği” tasvir ettiysem zihnimde 🙂 Bir daha okumayı uzun zamandır planlıyordum. En sonunda yeniden Kafka’mla buluşabildim 🙂

mtreniYukarıda aydığım tüm o kitaplarla ilgili ayrı ayrı değerlendirmeler yapacağım. Her güne bir yazı olmak üzere blogum bayağı kitaplanacak 🙂 Umarım severek okursunuz ve yorumlarınızla bana şevk verirsiniz. Yorum almak biz blog yazarları için çok motive edici oluyor.

Gelelim şimdi ne okuduğuma 🙂 Yine KAFKA!! 🙂 Kafka’nın kendi içindeki yabancılığınden çok etkilendim. Duru bir yalnızlığı var, bence. Onun bu yalnızlığına ondan 92 yıl sonra ortak olmaya karar verdim; Milena’ya Mektuplar adlı kitabı ile.

woolfBu kitap okumaları arasında başka şeyler de yaptım tabi 🙂  Mesela azıcık çiziktirmiş olabilirm 🙂 Ya da “karalamış” mı demeliydim? Aslında resim için 5 dk dan fazla kalem tutmamın üzerinden uzun zaman geçmişti. Hey gidi kurs günleri heyy!! 🙂 Alttaki resim çabasının ilham perisi Serrose‘ye kitap hediye gönderen Tubik diye birinin çizimi. Yalnız benimkinin tacı ZAZ‘dan 🙂 Sonrasında o taca benzeyecek şekilde yeşile boyadım ama maalesef foto kötü çıktığı için buraya ekleyemiyorum 😦

stres

Uzun zamandır “ANNE TOSTU” yememiştim. Düşündüm de yıllar olmuş yahu 🙂 E malum, bizim evde yıllardır tost makinesi yoktu 🙂 Alınmış şimdi… Nasıl esti de tost makinesini aldılar hala şaşıyorum. Neyse, tost çokkk güzeldi yaa!! Bak gene canım çekti 😀

ilktost

Sinemaya da gittim. Leonardo Di Caprio’nun “Diriliş”ine 🙂 ENFESTİ!! Film 2,5 saat sürüyor ama değer, inanın. Yönetmen “salon filmi yapıyor” diyenlere cevap verir gibi çekmiş filmi: doğanın en sert koşullarında gerçek ortamında. O ekip nasıl dayanmış acaba o iklime, film boyunca acıdım durdum. 6. salonda girdim filme. Pofuduk koltuklarıyla çok rahattı. Yanımda 65 lik bir bayanla (Türkçe’si çokk düzgündü!) yanyana oturup izledik. Hala aklımda bir sorudur; acaba öğretmen miydi o hanım?

essinemacinemapink

Virgina Woolf’lerden, Kafka’lardan sonra azıcık çerezlik kitaplara da bir bakmak amacıyla D&R’a da uğradım. Ama yine kendimi klasik edebiyat bölümünde buldum. Yavaş yavaş bilimkurguya kaydığımı hissettim. Durdurmadım kendimi 😀 Kay D@Di, kay! deim 🙂 Bütün Stephen King romanlarının arkasını okudum! En büyük hayallerimden biri bütün Stephen King romanlarını okumak! ♥

Tam artık D&R’den çıkma vakti derken So Ji Sub’un kitabını keşfettim! Offf! Keşke çok param olsa da alsam 🙂 Şeker Kız Candy ile başlayan anime yolculuğum mangalarla ve Japon dizileriyle devam etmiş sonra da Kore dizilerinde son bulmuştu. Bu yağuşuklu da işte çekik gözlü Korelilerden ♥ Bir hayalim de Arek’le Kore’ye gitmek, yanımızda FunFa ile birlikte 🙂
dr

Bu tatil için yapılacaklar listem öyle çok kabarık değil; şu kitapları okumak esas planım:

  • Milena’ya Mektuplar – Franz Kafka
  • Çorak Topraklar – Stephen King = Henüz satın almadım 😥

kafkam

Tatil bitiminde de Emrah Abi ve Ekin Abla’dan aldığım Yüzüklerin Efendisi‘ne başlamak var serde 🙂 Emrah Abi ve Ekin Abla kim mi? Kedikulağı Kitabevi’nin güzel sahipleri. Kedikulağı Kitabevi ile ilgili olarak şu kısa yazıma alayım sizi tık tık…  Bir yeni şey ekleyeceğim bu kitap-kafe ile ilgili olarak… Bana Eskişehir ve Ankara’yı aynı anda yaşatan tek mekan. Umarım yolları ve umutları hep açık olur. Umarım hiç kapanmazlar…

Sakinlik ve masumiyet adına, kapanışı şu şarkıyla yapıyorum:

Kendine iyi bak yol arkadaşım, zaman ne getirir ne götürür bilinmez, sen kalbini ve niyetini koru.

< D@Di >

 

İyi ki Varsın Kardeşim :)

Bugün kardeşimin sahte doğum günü 🙂

Gerçeği 16 Aralık

ama yıllarca 26 Ocak bildik,

hal böyle olunca sahtesini kutlamaya devam ediyorum 😀

idodo26ocak2016

Size belki çok garip gelecek ama ben hayatta en çok kardeşimi sevdim. Seviyorum. Belki de bu sağlıksız bir durum; psikolojide sanırım anne-baba sevilmeli en çok… Ama işte benim için durum bu. Beraber büyüdük, beraber oynadık, ikiz gibiydik… Hem oyun arkadaşımdı hep hem dert ortağım hem abim hem kardeşim… Kimi zaman ayrı düştük… Bir kere çok pis darıldık birbirimize… Kırgınlıklar büyüttük, sonra o kırgınlıkları bir anda paramparça ettik. O benim dayandığım omuzdu çoğu zaman. Ben de onun. Bugünlere geldik.

Bir küçük kardeşim daha olsun isterdim küçükken, ama sırf mıncıklamak için ve bebek olsun evde diye… Ama hiçbir zaman gerçekten bir kardeşe ihtiyaç duymadım kardeşim dışında. O bana hep yetti. Hatta fazlasını verdi.

Yıllar keşke güzel davransaydı ona da bana da. Keşke daha güzel bir ömrümüz olsaydı… En çok onun için istiyorum bunu. Ve yürekten şunu diliyorum:

“Allah’ım, kardeşime çok sağlıklı,çok mutlu,çok huzurlu,çok ferah ve bol iyi insanlı bir gelecek ver.” 

< D@Di >

Gecenin Şarkısı

Alein Kentigerna’nın “Halüsinasyon” adlı kitabını bitirdim ve o kitapta Dolly Parton’un “It’s my time” adlı şarkısına atıf vardı. O şarkıyı paylaşmayı düşünüyordum, ancak Dolly’nin Jolene şarkısına bayıldığım için elim gitmedi It’s my time’a 🙂 Pişman değilim 🙂 Elbette, o şarkıyı merak edenler buraya tıklayabilir, tık tık…

< D@Di >

Severus Snape Öldü…

Harry Potter severlerin yakından tanıdığı Prof. Snape rolünü canlandıran Alan Rickman (69) hayatını kaybetti. Kansere yenik düştü.

Beni kitaplara aşık eden Harry Potter serisidir ve ana karakterleri… Bu yüzden Snape’i unutmam mümkün değil.

RIP

RIP

Günümün en berbat haberiydi bu. Snape son dakikada fikirlerimi alt üst eden benim için en etkileyici Harry Potter karakteriydi. Kitapta Snape’in öldüğü bölümde ağladığımı hatırlıyorum. En iyi villainler (sonunda villain sayılmasa da) arasında benim için ikinci numaradadır kendisi. Alan RICKMAN ise en başından beri Harry Potter’da oyunculuğuna hayran olduğum biriydi. Rolünün hakkını veren biriydi… Şuanda ağlamasam da (büyüdük artık) kalbime bir taşın oturduğunu hissediyorum… Ağırlığına gıpta ettiğim insan, rahat uyu.

bot = Bugün de tam Harry Potter muhabbeti yapmıştım 40 dk boyunca. Bu haber daha bi sarstı…

< D@Di >

 

Notlar Açıklandı !

Mak Perf = 75

Araştırma = 82

Sinirden öldüm dün. Özene bözene olmasa da dikkatimi vererek itinayla kendimi parçaladığım dersten 75, en sevdiğim derstense 82 ile dönemi bitirdiğim haberini gördüm. İlkinden en azından bir 85 ikincisindense en azından bir 90 beliyordum. Tamam final ödevi biraz çürük olabilir ama tez incelemesini çok ciddi raporlamıştım. Hem ötekinin sunumunu bile yapamadım hocanın rahatsızlığı yüzünden, neye göre notlandırıldım merak ediyorum.

Dün başım çatladı ağrıdan ve tüm gün uyudum sinirden. Ona da uyku denirse.

Şuan çok garip duygular içindeyim. Çok saçma bir şey hissediyorum şuan; utanç. Dred’in yüzüne nasıl bakacağım… Çünkü kendimi ezik gibi hissediyorum bu notlarla. Yani böyle saf salak gibi. Notları sorsa söylememek için kaçarım yanından. Uzaktan görsem yol değiştiririm. O derece. Ama neden bu kadar düşük geldiğini anlatsam ona… Sanki dinleyecek o da. Belki dinler? Dinler mi? Yahu “kaza geçirdim” dediğimde “noldu iyi misin” vs sormayan kişi tutup da “notların nasıl? neden böyle düşük?” diye merak mı edecek allasen… phfs!! Gerçi benim de böyle birini önemsemem garip değil mi…

Ha bir de şu “öncelikler” meselesi var. Her şeye rağmen yine de önceliklerimi etkileyen öncelikler meselesi. 3 hafta ciddiye alınır ama annemi 3 hafta görmemiş olmam alınmaz, çünkü zaten şubat tatilinde – 2 hafta – göreceğimdir. Sonra tüm bir dönem görülecek olmam ve annemin kardeşimin beni göremeyecek olması önemli değildir. Ok, denir… Cuma değil cumartesi günü çıkılsın öğleden sonra 8 saatlik yola (mantık dığı olsa da – geriye 1 günlük zaman kalıyor anneme kardeşime); sırf… Neyse… Sonra… Sonra makul yolu bulma çabası olarak karşı tarafın gelmesi istenir, gel git yapamam cevabı alınır (!). Sonuç cumartesiye bağlanır. Ancak, bir telefon krizi patlak verir… Bir kere meşgule almak ve telefonu görmemek “itinayla atar yememize” sebep olur. Ve bismillahlar çekilir. Kararlar değiştirilir. Yola cuma günü çıkılacaktır.

< D@Di >

Final Haftası

IMG_20151108_164406

Başım dertte bu finallerle…

Maksimum Performans Final Ödevi = Sabaha karşı bitti.

Tez İnceleme Raporu = Bekliyor…

Tez Önerisi Raporu = Bekliyor…

Üç ay önce verilen verilen bu final ödevlerine Türk gibi başlayıp İngiliz gibi bitirmek varken ben ne yaptım? O dert benim bu dert benim, dert üstüne dert edindim 🙂 Dersleri savsakladım.

“Niye gezersin tozarsın be D@Di !! Sıcacık evinde oturup çayını yudumlayarak okumalar yapacağına neden dolanıp durursun… Neden takarsın her şeyi ve herkesi kafana… Aferin D@Di, aferin 🙂 Afferinnn. “

En azından şu modda bi olabilsem bu da yetecekti:

IMG_20150315_163808.jpg

Şaka maka bir yana her hafta 24 saat yol yapmak yoruyor artık. Dayanamıyorum. Geçen yıl yüksek lisansa gidip gelmek kafamı dağıtıyordu, bu yüzden yolun yorgunluğunu hissetmiyordum – ya da katlanabiliyordum diyelim 🙂 Ama bu yıl yüksek lisans neredeyse bir işkenceye dönüşmek üzere. Aynı koşullar altında olmamak canımı çok sıkıyor 🙂 Yolda vaktimi okuma yaparak geçirebilsem (ki bu namümkün, başıma hemen ağrı giriveriyor) hayat daha kolay olacaktı 🙂 Ama ayynen şu moddayım molalarda: G3K

IMG_20151020_193131.jpg

Yani; “Günlük – mp3 – Keyif” 🙂

Peki, eve gelince ne yapıyorum? Edebiyatın, yazmanın çizmenin, keyfin dibini buluyorum. Şekil A’da gördüğünüz üzere:

IMG_20151122_160200.jpg

Yukarıda görünün 2015 yazılı ajanda (13. günlük) dün bitti mesela 🙂 O defter bile keyiflerimden nemalandı baya baya, bakınız:

IMG_20151209_014652.jpg

Yazma çizme dışında da romantik aktiviteler içindeyim bu yeni evime taşındım taşınalı; mum yakmalar, kütüphaneye sanatsal dokunuşlarla şekil vermeler, kar kürelerini aşina etmeler…

IMG_20151230_231520.jpg

Evim dışında ise genelde gergin ve sinirli moddayım. Bu aralar, samimi olmayan insancıklara karşı eskiye nazaran tahammül sınırlarım baya düşük. Elbette bunda havaların olduğu kadar insanların da parmağı var 🙂 Durduk yere niye gergin gergin gezeyim 🙂 Günde bi iki sıkınıtlı tiple uğraşsam idare ederim de, her gün her gün olmuyor… Bi sinir hücremden patlak veriyor artık 😀 Velhasılı kelam, bu aralar tipim kayık moddayım, şu eskimocuk gibi:

IMG_20151116_222639.jpg

Fotoğrafı Pamukkale Turizm’in Kasım ya da Aralık sayısından çektim diye hatırlıyorum…

Evdeki modumsa eskimocukun tam tersi 😀 datlı bir insan yavrusu modunda mutlu huzurlu ve sakinim ♥ Yatağımı, koltuğumu, masamı, kalemimi, defterimi ve kitaplarımı aynen böyle sarıyorum ♥ Ahh, benim dünyam, evimm…

uyku yast.jpeg

Tüm bunların üstüne Çanakkale’de de havalar bozuk. “Öncelikler” meselesini yeniden ele almaya karar verdim. Zamanımı geleceğim için çalışmak yerine üzülmekle geçirmemek gerek. Bunu sağlamak zor ama başarmalı 🙂 Ağrıma giden şeyleri hafızamın çöplüğüne göndermeliyim. Zor ama yapabilirim!

Şuanda olmak istediğim moda gelelim bir de… işte:

willow59kg.jpg

Willow ve değişimi kadar keskin bir evrim istemesem de azıcık ucundan bende de şöyle bir güç olsa iyi olurdu 🙂

Hepinize iyi bir hafta dilerim arkadaşlar ♥

< D@Di >