İYİ Kİ DOĞDUN AREK !! :)

EH AREK MADEM DOĞDUN KUTLAYALIM BARİ DİMİ?!

GEÇ GEBER AREK OKEY?!

İŞTE HEDİYEN:

31072013iyikidoğdunarekim

Reklamlar

TÖRKİŞ KOKO KOLA

törkiş koka kola 2 AnkaraknA

Malum Ramazan’dayız.

Sahura kalkınca tıka basa yemeler (valla ben değilim!) ve ardından mide sıkıntıları çekmeler… Aynı teranenin iftarda da olması…

Bu durumda içilen coca colaların hiç bir işe yaramadığı, aksine DaDi’nin “Törkiş Koka Kola“, Yılmaz Erdoğan’nın “Natural Spring Water” dediği, sizlerin bildiği şekliyle SODA‘nın şifa olduğu ortaya çıkmıştır.

Bilginize sunulur. Hayırlı Ramazanlar 😀

Aradaki Farkı Bulun

Okuduğum kitaplara yazılara eleştirel bakmaktan bıktım. Farkında olmadan oluyor bu, yayın grubunda tashih yapmanın getirdiği bir alışkanlık bu maalesef. Bu yüzden bir yazıyı okurken anlamla birlikte imlayı da süzgeçten geçirmek kaderim oldu. Hata veya çıkıntılık bulduğum zaman da bu durum beni fazlasıyla rahatsız ediyor!! Tıpkı şuanda okuduğum bir kitapta karşılaştığım durum gibi. Aşağıdaki farklılığı bulun bakalım:

(P.S. = Kitaptaki imla hatalarına değinmiyorum, yoksa blog amacından sapar 😀 )

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

DaDi’nin Koltuk Sevdası

yalnız koltuk AnkaraknA

Koltuk sevdası dediysek makam mevkiyi kastetmiyoruz tabi.

DaDi’nin eski koltuk sevdası, Eskişehir’deki İnsancıl Kitabevi’nin alt katındaki eski koltuklardan oluşturulmuş oturma köşesinden geliyor.

Eskişehir’e özgü bir kış günü BigEye ile DaDi her zamanki ritüellerini gerçekleştirmek üzere İnsancıl Kitabevi’ne giderler. Alt kat yani eski kitaplar bölümü tam da DaDi & BigEye’lıktır. Ana! O da ne?! Köşede bir ısıtıcı, yanlarında eski derme çatma farklı kumaş ve desenlerden anyalı konyalı koltuklar. Ve DaDi o an aşık olur. BigEye’ı dürtmesiyle BigEye da aşık olur. O gün bugündür DaDi eski koltuklara hastadır.

DaDi’nin yolu 2013 yazında bir sünnet düğününe düşer. Düğün dönüşü köyün çıkışında terk edilmiş bir koltuk fark eder. Ancak manzara DaDi için hüzünlü değildir. Aksine eğlenceli bir andır bu 😀 Çünkü terk edilmiş bir koltuk, hele de bir köyün çıkışında, ancak ve ancak DaDi’nin karşısına çıkabilirdi 😀 DaDi kendini özel hisseder ve o kareyi yakalar. Yukarıya bakınız.

Çanakkale Evi

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Çanakkale Evi, Çanakkale tarihine ve kültürel varlıklarına ışık tutmak amacıyla kurulmuş bir evdir.

Zemin katında girişteki sağ ve soldaki odalarda savaş zamaından kalma eserler, karşı odada sergilere ayrılmış bir bölüm olup alt katta gene savaştan kalma eserler var.

Üst katta ise Çanakkale’ye özgü hayvanların ve bitkilerin bulunduğu bir oda, sunumların yapıldığı veya seminerlerin verildiği bir salon ve Çanakkale’yi ilçe ilçe kültürel varlıklarıyla tanıtan bir oda var. Bu odada her ilçenin meşhur olduğu alanlara yer vermişler. Kimi ilçe halısıyla, kimisi üzümüyle, kimisi salçasıyla, kimisi sütüyle ve saire…

Çanakkale Evi’ndeki görevli de bayağı yardımcı oluyor. Soğuk yüzlü nemrutlardan değil.

Ev’in arka bahçesi soğuk bir şeyler içmek için ideal. Yanınızda akan su eşliğinde bir şayler içebilir, arkadaşlarınızla sohbet edebilirsiniz. Yalllnız sakın ama sakın oradaki bayanın “Yöresel tatlımız bu” dediği tatlıyı denemeyin. Memnun kalacağınızı düşünmüyorum. Deneyecekseniz bile ortaya 1 porsiyon almanız yeterli bence… Bir çataldan sonra zaten vazgeçecek verdiğiniz paraya küfredeceksiniz.

Neyse… Güzel bir ev… Tavsiye ederim. Kime sorsanız gösterir. Tam olarak tarif etmem gerekirse, Truva Atı’nı bulun. Halk Bahçesi ile kordon arasında kalan caddede iskeleye doğru yürüyün. ten hemen karşınıza çıkacak. İçinizde Çanakkale’li varsa daha iyi tarif ederse sevinirim elbette 😀

DaDi’nin Plaka Takıntısı İş Başında!

dr AnkaraknAYazının başlığını “yılanın sevmediği ot burnunda bitermiş” diye değiştirsek mi acaba?! DaDi’nin pek sevmediği bir meslek dalıdır doktorluk. Aslında mesleği seviyor da bu mesleği edinmişlerle arası pek iyi değil. İnsanın suratına duvar gibi davranmaları, bir güleryüzü eksik etmeleri, beşer ilişkilerindeki asosyallikleri, dünyayı ben yarattım havaları, boşuna dirsek çürütmedik elbette para hakkımız mantığındaki paragözlükleri vs say say bitmez sebepler yüzünden DaDi bu gruptan pek haz etmez.

Elbette her meslek grubunun iyisi kötüsü var ama DaDi doktorların bir tane bile iyisi ile karşılaşmış değil. (Zerrin Öğretmen dışında ve istisnalar kaideyi bozmazzz)

Neyse, Kiltbahir’deki bir gezi esnasında Biyo’nun dikkatini çeken plaka ile DaDi’nin flaşlar patladı. Sevmediği üç şey bir aradaydı : İL – DOKTORLUK – ÖLÜMÜ ÇAĞRIŞTIRAN 112

(Bu arada DaDi bu plaka sahibinin doktor olduğundan emin.)

P.S. = Tıp Fakültesi okumak DaDi’nin içinde bir ukte. Eğer cesaret etseydi bir yıl daha hazırlanıp yeni sistemle sınva girmeye şuanda çok iyi bir doktor olmuştu: güleryüzlü, insancıl, yardımsever, araştırmacı, dikkatli…)